burçlara göre haftalık spotify listesi:
bugün günlerden ne?
Dünya Öğretmenler Günü
Dünya Öğretmenler Günü

Bugün günlerden ne? Bugünün anlamı büyüktür. Öğretmenlerimiz bizleri hayata hazırlayan, her anımızda ilim irfan öğreterek bizlere destek olan kanatsız meleklerdir. Onlar olmasa bugünlere gelemez, başarılı olamazdık. Dünyanın her yerinde öğretmenlerimizin emeğine saygı göstermek ve onları yeniden anmak için Dünya Öğretmenler Günü’nü kutluyoruz. 

Bu gün, her yıl 5 Ekim’de kutlanıyor. Öğretmenler gününü kutlamaktaki temel amaç ise bu mesleğe duyulan saygıyı pekiştirmek ile yakından alakalı olmaktadır. Bugünün çocuğu, yarının yetişkini olan her birey muhakkak sevgi dolu bir öğretmenden aldığı bilgilerle günümüzdeki haline gelmiştir. Emeğe saygının daha çok önem kazandığı 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü dünyanın dört bir yanında etkinlikler ve farkındalık yaratmaya müsait olan aktivitelerle beraber kutlanıyor. Böylece minik öğrencilerin de, gençlerin de bu mesleğin kutsallığına dair inancı artmış oluyor. 

Bu özel gün; birçok ilkokulda, lisede ve üniversitede aktif olarak her sene kutlanıyor. Birçok öğrenci, öğretmenine çeşitli hediyeler alıp bunu tüm sevgisiyle beraber sunuyor. Önemli bir farkındalık yaratmak adına öğretmenler gününü kutlamak gerçekten büyük ehemmiyet taşıyor. Maalesef dünya genelinde birçok birey, öğretmenlik mesleğine saygısızlık yapan hareketler sergiliyor. Bunun önüne geçilmesi ve öğretmenlerin de haklarının en iyi şekilde savunulabilmesi için Dünya Öğretmenler Günü’nü kutlamak gerekiyor. Kutlamaya her sene milyarlarca öğretmen ve öğrenci aktif bir biçimde katılıyor. Tabii bunun yanı sıra başka meslek gruplarından bireyler de öğretmenlerin haklarını savunmak için aktivitelere katılıyorlar. 

...
yeni yazılar
Herkes İçin Cilt Bakımı
Herkes İçin Cilt Bakımı
eglence | 4 months ago | 102 | Basak

Cilt bakımı hemen hemen bir çok kadın için önemli olurken gerekli zaman ya da bütçe ayırmak her zaman mümkün olmayabiliyor. Bunun için gerekli rutinleri oluşturmak sağlıklı bir cilde kavuşmayı beraberinde getirebilir. Sağlıklı beslenmek, yeterli uyku düzeni, stres seviyesinin olmaması gibi etkenlerde cilt sağlığı için önemlidir.

  • İyi ve yeterli bir uyku cilt sağlığı için önemlidir.
  • Her sabah ve akşam yüzün yıkanması sivilce oluşumunu engeller ve cildin temiz görünmesini sağlar.
  • Yaz kış güneş koruyucusu kullanılmalıdır.
  • Sabahları yüz yıkandıktan sonra C vitamini serumlar önerilir. Lekelenmeye karşı etkili olurken leke oluşumun engeller ve parlak bir görünüm sağlar.
  • C vitaminin üzerine günlük nemlendirici ve güneş koruyucu sürülebilir.
  • Yaz aylarında bazı asit içerikli ürünlerin kullanılması önerilmez. BHA veya retinol gibi kremleri dikkatli kullanmak gerekir.
  • Gece cilt uykuda kendini onarıma geçer. Bunu destekleyici ve onarıcı kremler tercih edilmelidir.
  • Nemlendiriciler, yüzün yıkanması ve güneş koruyucular temel bakım olarak adlandırılır.

Cilt Sağlığı İçin Beslenme Nasıl Olmalıdır?

Cilt sağlığını bütünsel düşünüldüğünde büyük bir organdır. Bol su içilmesi çatlak oluşumlarında azalma da sağlar. Ayrıca kuru fırçalama cildi ölü derilerden uzaklaştırırken kan dolaşımını da rahatlatır. Bu ek bilgiler dışında beslenme de sebze ve meyve ağırlıklı beslenilebilir. Dışardan alınamayacak C vitamini için  C vitamini içeren meyveler bolca tüketilebilir. Paketli ve şekerli gıdalardan uzak durarak sivilce ye yatkın ciltlerin sivilce oluşumu engellenebilir. Bol sebze ve meyve ağırlıklı beslenme cilt sağlığı için kullanılacak en etkili bir yöntemdir. Yeterli bakım ürünlerini kullanamama durumlarında beslenmeye verilen önemle sağlıklı bir cilt sağlanabilir.

Evde Cilt Bakımında Destekleyici Ürünler

Evde dermaroller kullanımı için çeşitli ürünler çıkmıştır. Ya da yüz yıkama cihazları, bu cihazların bakımı ve temizliğine son derece önem vermek gerekecektir. Elle yıkanan cilt en iyi aletlerden daha iyi sonuçlar verir. Yüz masaj teknikleri araştırılarak yüzünüzü yıkarken masaj yaparak yıkayabilirsiniz. Evde dermaroll kullanımı da oldukça profesyonel bir işlem gerektiren unsurdur. Küçücük bir hata ile istenmeyen sonuçlar doğurabilir. Bu bakımdan bu tarz bakımları kış aylarında sene de bir kere olarak yapılabilir. Sorunlu ve cilt sorunlarıyla mücadele eden kişilerin dermatolog yardımı alması istenmeyen cilt sorunlarından kesin olarak kurtulmanızı sağlayacaktır.

...
Avrupa’da Ve Türkiye’de Göçmen Sorunu
Avrupa’da Ve Türkiye’de Göçmen Sorunu
gundem | 5 months ago | 134 | Nebahat

Son günlerin en popüler konusu Suriyeli göçmenleri konu alan “Sessiz İstila” isimli kısa filmdir. Filmin konusu; Suriye’deki iç savaştan kaçan ve ülkemize sığınan Suriyeli göçmenlerin ülkenin her yerindeki düzensiz ve plansız yerleşimleri ile hızlı nüfus artışlarıdır. Bu durum sonucunda özellikle bazı bölgelerde nüfus çoğunluğu  Suriyeli göçmenlerin lehine olacak şekilde değişmiştir.  Bu bölgelerde yaşayan yerli Türk halkının azınlık olduğuna özellikle dikkat çekilmiştir. 

Bundan 8 yıl önce başlayan Suriye iç savaşında, yerini yurdunu terk etmek zorunda kalan ve kurtarabildikleri birkaç eşya ile ülkemize sığınan göçmenlere büyük bir sempati ve yardım gösterilirken bugün durum tamamen değişmiş görünüyor. Aynı dine inandığımız halde farklı bir kültüre, alışkanlıklara ve değerlere sahip olan Suriyeli göçmenlerin çoğunluğu Türk kültürüne uyum sağlamak yerine kendi kültür ve alışkanlıklarını korumayı tercih ettikleri görülmektedir. Kalabalık ve birbirine yakın yerlerde ikamet eden göçmenler temel ihtiyaçlarını Türkçe bilen birkaç kişi vasıtasıyla veya işaret dili kullanarak karşılayabildikleri için değişmeye gerek duymamış olabilirler. Göçmenlerin Türk kültürüne uyum sağlamak yönünde çaba göstermemeleri ve yerli Türk vatandaşlar ile kaynaşmak yerine büyük Suriyeli gruplar olarak  sadece birbirleri ile ilişki kurmaları, bu arada erken yaşta evlenme ve çok çocuk sahip olma alışkanlıkları toplumda gözle görülür bir rahatsızlığa sebep olmaktadır.

Bu durum ikinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa ülkelerinin işçi ihtiyacını karşılamak için Müslüman ülkelerden göç kabul etmesi ile benzerlik göstermektedir. Çünkü Avrupa’daki bu Müslüman işçi göçmenler yıllar içinde yerli halka göre hızlı nüfus artışları ile endişeye sebep olmuşlardır. Euroarabia adı verilen bu duruma göre  Avrupa’daki nüfus çoğunluğunun Müslümanlara geçmesi ve toplumda  İslam dininin uygulanması ihtimali bir tehdit ve korku sebebi olarak algılanmıştır. Yıllardır Avrupa ülkelerinde yaşayan Müslüman göçmenler,  İslam dinini yaşayabilmek için başörtüsü serbestliği ve camii istemeleri bu korkunun daha da büyümesi için aşırı radikal partiler tarafından siyasi koz olarak kullanılmıştır. Avrupa’da yaşanan iki petrol krizi sonrası ülkelerde meydana gelen ekonomik kriz sürecinde  Aşırı Radikal Milliyetçi Partiler ,halkı sakinleştirebilmek ve suçluyu ülke dışından birilerine yükleyebilmek için bu Müslüman işçi göçmenlerini sürekli olarak dillerine dolamışlardır. Ülkedeki ekonomik krizin ve işsizliğin sebebi olarak göçmenlere yapılan yardımlar ve onların çalışması  gösterilmiş.  Ayrıca  dini talepleri ve hızlı nüfus artışı ise  Avrupa toplumuna uyum sağlayamadıklarının göstergesi  olarak yorumlanmıştır. Siyasilerin  “Ya asimile ol ya da evine git!” sloganı sürekli olarak her yerde kullanılmaya başlanmıştır. Bu milliyetçi kültürel ırkçılığın temelinde müslümanların ve İslam kültürünün yerli Avrupa kültürünü bozacağı korkusu yani İslamofobi’nin olduğu da  düşünülmektedir.

Yabancı düşmanlığı ve aşırı milliyetçi yorumlar  ülke içinde  huzursuzluğa sebep olmaktadır. Suriyeli göçmenleri ile ilgili sorunlarımız olduğu bir gerçektir. Bu sorunların en başında devletin göçmenlere yönelik planlı ve sistemli bir  program uygulayamaması gelir.  Suçlu aramak yerine çözüme odaklanmak daha insani ve daha gereklidir.  Misafir edip, zor günlerde ağırladığımız Suriyeli göçmenlerin pek çoğu zor şartlarda yaşam mücadelesi vermektedir. Yabancı bir ülkede yaşamaya çalışmanın, dışlanmanın, sömürülmenin ve ayakta kalıp başarılı olmaya çalışmanın zorluklarını da yaşamaktadırlar. Bu nedenle tüm göçmenler hakkında iyi veya kötü genellemelerden kaçınmak, gerekli ve insanidir.

 

...
İstanbul’da Gezilecek Yerler – 1
İstanbul’da Gezilecek Yerler – 1
eglence | 7 months ago | 220 | Melek

İstanbul hem tarihi, hem kültürel olarak çok yoğun bir yer olmakla birlikte nüfus, yerleşilen ve kullanılan alan olarak da oldukça yüklü bir şehirdir. Bu sebepler İstanbul’da gezilecek yerler tek bir yazıyla anlatılarak bitirilemeyeceği gibi bazen bir ömür dahi İstanbul’da gezilecek yerleri anlatıp görmeye yetmemektedir. Zira İstanbul’a geldiğimiz ilk senelerde Sultanahmet Meydanı’na yakın bir kafe işletmecisi İstanbullu olup hala İstanbul’da görmediği birçok yer olduğunu söylemiştir. Bu kişi altmış yaşındadır. Bu sebeple görebildiklerimizi gitmek isteyenler veya en azından duymak, bilmek isteyenler açısından birkaç seri halinde buraya not etmeye çalışacağız. 

İstanbul’da genellikle hem Türkiye’de hem uluslararası alanda sadece belli başlı alanlar gezilecek yerler olarak bilinse de; İstanbul’un merkezden en uzak yerinde dahi mağaralar, göller, kaleler, fuarlar, sergiler bulunmaktadır.

İstanbul’a gidildiğinde ilk uğrak noktası genellikle Eminönü’dür. Eminönü’nde balıkçılarda ekmek arası balık yenir, turşu suyu içilir, eller kirlenir ve tam o sırada ıslak mendil satan birileri gelir. Eller silindikten sonra Mısır Çarşısı’na gidilir. Burada çeşitli lokumlar, çaylar, baharatlar ön plandadır. Çarşıya gitmişken taze çekilmiş sıcak Türk Kahvesi alınabilir. Çarşının yanında Yeni Camii yani diğer ismi ile Valide Sultan Camii Bulunmaktadır. Eminönü’ne yakın Sirkeci Marmaray istasyonundan Üsküdar’a geçmek mümkündür ancak Eminönü, Karaköy, Taksim, Kabataş, Cihangir ve buraya yakın daha birçok yer gezilmeden Üsküdar’a geçmek iyi olmayacaktır. Bu sebeple Üsküdar da başka bir yazımızın konusudur.

Çarşıdan sonra tramvay ile Karaköy, Kabataş gibi duraklarda inilebilir. Yahut biraz yürünerek dünyadaki en eskilerden biri olan tarihi Tünel’e gidilebilir. Tünel’e binilerek İstiklal Caddesi’ne çıkılabilir. Ancak tren hareket etmeden önce burda bulunan İstiklal Caddesi maketleri ile asılı bulunan Tünel ve bölge ile ilgili tarihi bilgilendirici yazılar okunmalıdır. Tünel İstiklal Caddesi’ne çıktıktan sonra çok farklı bir atmosfer ve karmaşık bir kültürel motif insanı karşılamaktadır. Büyük olasılıkla Tünel’den çıktıktan sonra sizi bir sokak sanatçısının müziği karşılayacaktır. Ancak bu sokak sanatçısının nasıl bir müzik çalacağı belirsizdir çünkü yoğurt kabına vurarak ritim tutanlar, herhangi bir dilde şarkı söyleyenler veya keman çalanlar sizi karşılayabilir. 

...
Erzurum’da Gezilecek Yerler
Erzurum’da Gezilecek Yerler
yasam | 7 months ago | 81 | Melek

Erzurum hem tarihi hem iklimi hem de konumu sebebiyle gezilecek birçok yere sahiptir. Erzurum ilinde bulunan Atatürk Üniversitesi, şehirdeki öğrenci nüfusunu artırdığından şehir dinamik, geç saatlere kadar nefes alan, yeni bir yapıya sahiptir. Atatürk Üniversitesi Türkiye’deki en büyük kampüslerden biri olma özelliğine sahiptir. Bu sebeple gerek içinde barındırdığı öğrenci nüfusu gerekse kampüs ormanları, gözlemevi teleskobu, bisiklet yolları, geniş yeşil alanlar ile kampüs şehrin yanı sıra başlı başına bir yaşam alanıdır. Erzurum Doğu Anadolu bölgesindeki en çeşitli ve büyük alış veriş merkezlerinden bazılarına ev sahipliği yaptığı için hafta sonları ve tatillerde çevre illerden de gezi ve alış veriş amaçlı gelen insanları kendine çekmektedir. Aynı şekilde üniversite hastanesi, diş hekimliği hastanesi, diğer sağlık olanakları ve bölge adliye merkeziyle de sağlık ve hukuk alanında bulunduğu bölgede bu alanlarda işi olan bireylerin uğrak yeridir. Palandöken Dağı ise Türkiye ve dünyanın her yerinden kendisi için gelen insanları hem görsel cazibesiyle hem kayak ve benzer kar sporları imkanlarıyla çekmektedir. Genç nüfusunun fazlalığı sonucunda üniversiteye yakın yerlerde her zaman dolu olan kafeler bulunmaktadır. Bu kafelerden bazıları kitap kafe gibi tematik kafelerdir. Erzurum Cumhuriyet Caddesi de Erzurum’a gidildiğinde mutlaka uğranması gereken noktalardan olup bu caddeden kolayca çorbacılara gidilebilir. Çorbacılarda özellikle papatya çorbası ismi verilen bir çorba sevilmektedir. Çorbacıların arka kısmında ise eski ve nadir kitaplar bulunabilen sahaflar yer almaktadır.

Bu canlı varlığının ve uğrak noktası olmasının yanı sıra büyük bir tarihi geçmişe dolayısıyla varlığını günümüze kadar devam ettirebilen bazı tarihi yapı ve tarihe şahitlik eden alanlara sahiptir. Bunlar; Aziziye Tabyaları, Erzurum Kalesi, Çifte Minareli Medrese, Üç Kümbetler, Taşhan, Erzurum Evleri, Caferiye Camii, Kurşunlu Camii, Lalapaşa Camii, Ulu Camii gibi noktalardır. Tüm bu yer ve alanlara Erzurum merkezinden ulaşmak çok kolay olmakla birlikte merkezin yanı sıra Erzurum’un ilçelerinde de benzer kıymetli yapılar mevcuttur.

Tortum Şelalesi, Hasankale’de bulunan kale, İspir Kalesi, Oltu Kalesi, Öşvank Kilisesi ilçelerde bulunan değerli yerlerden sadece birkaçıdır.

Tüm bunların yanı sıra Nuri Bilge Ceylan’ın da Erzurum’un bir ilçesinde bugünlerde yeni bir film çekmekte olduğu bilinmektedir. 

...
Doğal Bukleli Saçlara Nasıl Bakılmalı?
Doğal Bukleli Saçlara Nasıl Bakılmalı?
yasam | 7 months ago | 88 | Melek

Saçlarınız doğal bukleliyse bunu büyük olasılıkla önceden fark etmemiş olabilirsiniz. Çünkü doğal bukleli saçlar sadece belirli bazı bakım koşulları altında kendini gösterirler. Bu bakım koşullarına uyulmadığında bukleler kendini ortaya çıkarmaz. Böyle durumlarda insanlar genellikle kabarık ve fön tutmayan, elektriklenen ve çabuk bozulan, kötü görünümlü saçlara sahip oldukları yanılgısına düşebilirler. Fakat belirttiğimiz gibi, aslında böyle düşünen kişilerin çoğunun saçı bukledir. İnsanların elde etmek için bigudiler, spreyler, maşalar ve çeşitli birçok yol denediği, elde ettiğinde de doğal olmadığı için hemen bozulan bukle saçlara bazı şanslı insanlar doğuştan sahiptir. Ancak bu insanların hiç de azımsanamayacak kadar büyük bir çoğunluğu kendi saçlarının doğal yapısı hakkında bir fikre sahip olamadıkları için saçlarının şeklinin bukle olduğunu bilememektedirler. En önemli durumlardan biri bukle saça sahip kişilerin saçlarını taramasıdır. Doğal bukle saç eğer kuru iken taranırsa bukleler çok büyük ihtimalle üzücü bir şekilde yok olacak ve de yerini dağınık, kabarık kuru saçlara bırakacaktır. Bu sebeple doğal bukle yapıdaki saçların bu doğal yağısını gösterebilmesi için taramamak gereklidir. Maalesef bu durum bazı titiz insanlar veya taramayı alışkanlık haline getiren kişiler için zor olsa da buklelerin kendini ortaya çıkarması için gereken budur.

Doğal bukleli saçları duş sırasında sadece saçın üst kısmı köpürtülerek yıkamak gerekmektedir. Aslında bunu bazı istisnalar dışında tüm saç tipleri için söyleyebiliriz. Çünkü saçların orta ve uç kısımları zaten çoğunlukla kuru olup şampuan bu kısımları sadece daha fazla kurutacak ve doğal şeklini göstermesine engel olacaktır. Duştan çıktıktan sonra saçlar mutlaka bakım yağı veya bukle dostu bir krem ile yukarı hacim verilerek yumuşatılmalıdır. Saçlar eğer kurutulacaksa tarak kullanmadan kurutulmalıdır. Saç köpüğü sürüp ardından geniş ağızlı bir saç kurutma makinesi ile saçı kurutmak ise bukleleri daha küçük ve sık aralıklı yapacaktır. Sadece yağ veya krem sürme işlemi sonrasında ise saç kurutma olmaksızın saçı kendi kurumasına bırakmak ise buklelerin daha az sayıda fakat daha geniş olmasını sağlayacaktır.

Tüm bunlarla beraber kuaföre saç kırıklarını düzenli aldırmak, dengeli beslenmek ve bol su almanın her şeye faydası olduğu gibi saçlara faydası olduğu da unutulmamalıdır.

Zaten doğal hali kuaförden çıkmışçasına bukle olan saçlar küstürülmemeli, saç parfümü, yoğun sert spreyler kullanılmamalı ve gün içerisinde saç çok ellenmemeli, toka tututturulmamalıdır. 

...
İmaj Tekniği ile Korkularımızı Yenebilir Miyiz?
İmaj Tekniği ile Korkularımızı Yenebilir Miyiz?
psikoloji | 7 months ago | 219 | cemre

Kişinin kendisine verdiği telkinlerinin büyük oranda zihnimizdeki birtakım yaşadığımız yaşantılar sonucu oluşmuş olan imajlardır. İmajların etkisi üzerimizde zannettiğimizden çok daha fazladır.  Bireyler zihinlerinde kendini görerek ulaşmak istedikleri ideal benliği tasarlayarak tanımlıyor. Zihin imajları; hedeflenen, istenilen olmak istediğiniz o kişiyi oluşturmanızı sağlıyorlar.  

Geleceğinizdeki hedeflediğiniz o kişi hayalinizdeki siz, aslında hayatınızın bir kahramanısınız. Birkaç soru ile bunu kendinize sorarak yaşamınızdaki imajları bulabilirsiniz. Sorulardan birkaçı; yaşamınızda üstelendiğiniz hangi roller var? Siz aslında gelecekte ne, kim nasıl biri olmak istiyor ve zihninizde neyi ne şekilde hayal ediyorsunuz? Bu sorulara verilen cevaplar sizi oldukça iyi tanımlayan imajları belirlemeye yardımcı olacaktır.  

İmajla telkin sisteminde, kişilerin korkularını yenen şey de hayalinizdeki "siz" in bir provasıdır. Gelecekteki, hayal ettiğiniz o kişiliğe yani size ait o gerçekliğe ulaşabilirsiniz. Bunun için oldukça net ve belirgin tüm duyularınızı harekete geçiren bir hayal gücünü devreye sokmalısınız. Koku, görüntü, ses ve tat duygunuz da işin içinde olursa harika bir ‘siz’ i gerçekleştirmeniz işten bile değildir.  

Bu teknik vaat edildiği üzere yalnızca korkularınızı yenmekte kullanılmıyor. Ulaşmak istediğiniz hedefler, ideal benliğiniz için de kullanabilirsiniz. Kendinizi son derece geliştirebildiğiniz bu tekniği öğrenebilmek için yazıyı okumaya devam ediniz.

Önemli yeteneğimiz hayal gücünü kullanın

Bir örnek üzerinden gidelim. Çok sayıda kişiden oluşan bir topluluğa konuşma yapacaksınız diye düşünelim. Bu konuşmadan evvel konuşmanızı hazırladınız fakat heyecan ve korku içinde olduğunuzu da varsayarak, gözler kapalı şekilde sakin derin birkaç nefes aldıktan sonra kendinizi sahnede konuşma yapacağınız yer de hayal edin, gözler kapalı bunu görün.

Şimdi hayalin içinde iyice girin. Önünüzde size bakan onlarca çift göz var ve sizi merakla dinlemeye hazırlar. Yüzleri son derece ilgili ve takdir duygusu haliyle size bakarken, konuşmanızın bitiminde sizi tebrik etmek için alkışlamaya başlıyorlar. Sesleri duyun, tebrikleri duyun. Onları net bir biçimde görün. Tüm konuşma salonunu, hatta kendinizi de konuşma yaparken giydiğiniz kıyafetinizle gözünüzde canlandırın. Konuşmanız esansındaki kendine güvenen ses tonunuzu duyumsayın. Sakin bir şekilde konuşmanızı yaptığınızı ve sahneden gururla ve başarı duygusuyla indiğinizi hayal edin.  

Bu yalnızca bir korkuya örnekti. Sizler bunu tüm korku, endişe ve kaygılarınızda da kullanabilir. Sorunlara yönelik pozitif imajlar oluşturarak keyifle hedeflerinize, rahat şekilde ulaşabilirsiniz. 

...
Hedeflere Nasıl Ulaşılır?
Hedeflere Nasıl Ulaşılır?
yasam | 8 months ago | 120 | cemre

Her insan davranışının bir amacı vardır. Bir hedefe ulaşmak ise bir sonuçtur. Peki sonuca yani hedefe ulaştığımızda hissedeceğimiz duygu nedir? Yani tam olarak ne duyacağız, ne görecek ve ne hissedeceğiz? Bu hisler tam anlamıyla istediğimiz amaçladığımız hisler mi? Bundan emin miyiz? Ne istediğimizi gerçek anlamda bilmiyorsak ona ulaşmamız pek mümkün değildir. Fakat tam olarak, bütünüyle ve her ayrıntısıyla ne istediğimizi biliyorsak elde edeceğimiz hedefler işten bile olmayacaktır.

Öncelikle hedeflere bir ya da birkaç motivasyon unsuru ile başlamak gerekir. Bir itici güç belirlendiğinde hedefe giden yolda daha kolay ilerleyebilirsiniz. Ayrıca hedefinizin sonuçlarını sizin belirlememeniz halinde bunu bir başkası sizin için kesinlikle yapacaktır.

Hedefinizin sonuçlarını belirme sürecinde şimdi içinde bulunduğunuz durumu düşünerek hedeflerinizi kısıtlamayınız. Sizin için şu an da imkânsız görünen hedefleri başardığınız andaki süreci düşünüp, hedefinizin gerçekleşmesi halinde hissedeceğiniz yoğun duyguları düşünün. Her düşünce bize bir yaşam, olay ve durum şeklinde yansımaktadır. Kendimizle ilgili düşündüklerimize oldukça dikkat etmeliyiz. Kişilerin hedeflerin sonuçlarını belirlemekte olan çekinmelerinin sebepleri şöyle sıralanabilir: hata yapmaktan korkmak, yeni sonucun kendi kişisel özelliklerinden bir şeyler götüreceği inancı, değişmekten korkmak, konfor alanından çıkmak, insanların kişiyi eskisi gibi sevmeyecekleri gibi kendilerine çoğu zaman ifade etmekten korktukları inançlardır. Bu inançlar kişiyi hedeflerine ulaşmaktan uzaklaştırarak istemediği bir yaşam sürmesine kendisini başarısız hissetmesine yol açar.

Hedeflerinizi olumlu bir şekilde ifade edin. Hedefe ulaşmanız size ne gibi bir fayda sağlıyor? Aslında bu hedef yerine neyin gerçekleşmesini istiyorsunuz? Kendinize bu soruların cevaplarını vererek hedeflerinizi olumlu şekilde ifade etmenizi sağlayacaktır. Örneğin 'sigarayı bırakmak istiyorum' olumsuz bir ifade içerir. Bunun yerine hedefi daha olumlu ifadelerle belirleyin. Örneğin; 'sigarayı bıraktığımda tertemiz sağlıklı, rahatça nefes alabileceğim ciğerlere sahip olacağım. Ona harcadığım paradan tasarruf ederek daha fazla paraya sahip olabileceğim.' Şeklinde sonuca ulaşıldığında sağlanacak yararlardan bahsedilerek hedefin çekiciliğine odaklanılmalıdır.

Hedeflerinize ait sonucu tüm ayrıntılarıyla hayal ediniz. Hedefinize ulaşacak zamanın tam olası tarihini belirleyin. Bu hedefi görsel olarak koymanız demek onu ortam ve durum olarak belirlemeniz daha net bir zihin haritası çizmenize yardım eder. 

...
Çapa Tekniği Nedir?
Çapa Tekniği Nedir?
psikoloji | 8 months ago | 164 | cemre

Psikolojide yer alan çapa teriminin anlamı şudur; insanın sinir sistemi içinde başka bir duygu durumunu tetikleyen bir olgudur. Örneğin, küçüklüğünüzü size anımsatan bir oyuncak, onunla ilgili anıları hatırlatacaktır. Bir müzik ya da bir tat da aynı şekilde. Bunlar kelime olabildiği gibi örnekte olduğu gibi duyularımıza hitap eden kişisel her türlü çapa kişinin amacı doğrultusunda kullanılabilmektedir. 

Birkaç örnekle daha pekiştirelim; örneğin isminizin bir yabancı tarafından sıradan algılamanız fakat sizin için özel biri tarafından seslenilmesi ise sizde bambaşka duygular barındırabilir. Dönemsel olarak dinlediğiniz bir şarkının o zaman içinde yaşadığınız duygu durumlarını bir başka sefer dinlemeniz halinde ortaya çıkması durumu. Ses ile çapalamaya örnek verilebilir.   

Peki biz bu duyularımıza hitap eden bu durumu kendi lehimize bir yetenek olarak nasıl kullanabiliriz? Bu çapalama tekniği sayesinde istediğimiz duygu durumuna bir çırpıda gelebiliriz. Nasıl mı? Yazıyı okumaya devam ediniz. 

Şimdi size daha evvel iyi gelen, kendinizi oldukça mutlu hissettiğiniz bir olumlu olayı düşünün. O hali, durumu ve anı hayal edin. O an içinde neler vardı ortamda? Koku var mıydı? Ya peki ses tüm bunları anımsamaya çalışın. Burada ayrıntıları hatırlamak çok önemli. Bunları gözünüzde canlandırmaya ya da o ana ait duygularınızı artarak yoğun biçimde anımsamaya başladığınız tam o anda sol işaret ve baş parmağınızı birkaç saniye birleştirin ardından serbest bırakın. Bunu yaptıktan hemen sonra şimdi de herhangi bir şeyi örneğin saatin kaç ve tarihin ne olduğuna bakın. Yeniden sol elin baş ve işaret parmaklarını birleştirerek sıkın. 

İlk sefer yapmanız halinde diğer seferler daha da kolaylaşacak ve bu basit ve son derece etkili tekniği istediğiniz hedef için kullanabileceksiniz. Örneğin bir diyet programındasınız ve canınız kalorili yiyeceklerden istiyor. Yemeniz yasak ve o an ‘’kendini iyi ve mutlu hisset’’ çapanızı kullandığınızda motivasyonunuz yeniden sizinle. 

Çapalama zihin ve bedende bir kodlama gibi her an olan bir durumdur. Çoğumuz bunu farkına varmadan her an yapıyor.  Atılan çapaların farkına varın ve farkındalıkla hedefe yönelik kullanarak olumlu sonuç alın. 

...
Sosyal Medya, Yararları ve Zararları Nelerdir?
Sosyal Medya, Yararları ve Zararları Nelerdir?
eglence | 8 months ago | 123 | cemre

Sosyal Medya : Teknolojinin bize sağlamış olduğu internetin aracının sayesinde sosyal medya kullanıcılarının birbirleriyle; yazılı, görsel ve de işitsel şekilde iletişime geçebildiği  araçlar ve web sitelerini içermektedir. Önceleri teknolojinin içerdiği kapsam itibariyle Web 2.0'ın kullanıcıların hizmetine sunulmasıyla başlayan bu süreç, interaktif şekilde iletişimin yayılmasıyla sonuçlandı. Web 2.0 kelimesi ilk olarak 2004'de O'Reilly Media’dan duyuldu.  Sosyal iletişim sitelerinin kullanıcılarının ortaklaşa oluşturduğu sistemi tanımlamıştır. Bu teknoloji sayesinde çift yönlü olarak kişiler birbiriyle bilgi paylaşımında bulunmaya başladılar.

Sosyal Medyanın Yararları Nelerdir?

Eski arkadaşlarınıza bulabilir ve yeni arkadaşlar edinebilme şansı sunar. Gerçek yaşamınızda yaşayabilme durumunuz olan yalnızlık duygusuyla başa çıkabilirsiniz. Bu duygunun da neden olabileceği depresif düşüncelerden uzaklaşabilirsiniz.

İletişimde olması gereken bir ortam, mekân engelini ortadan kaldırır. Sizinle aynı yaşam tarzını benimsemiş kişilerle ortak gruplar kurabilmenize imkân tanır.

Yeni bir iş, bir kimlik edinebilir, zamandan bağımsız çalışabilir ve para kazanabilirsiniz. Bir ürün ya da markayı kendiniz ya da çevreniz için profesyonel olarak da tanıtabilirsiniz. Yeni bilgiler edinebilir kendiniz yeni bilgiler üretebilir bunları çok büyük kitlerle paylaşarak kendinizden insanları haberdar edebilirsiniz. Yetenekli insanlara ulaşabilir onlarla birlikte faaliyetlerde bulunabilirsiniz.

Sosyal Medyanın Zararları Nelerdir?

Paylaşımlarınızdaki içeriğe ve neyi insanlara göstermek istediğinize bağlı olarak değişen; kişisel veya iş hayatınızın deşifre olabilme ihtimali bulunuyor. Ayrıca sosyal medya gerçek hayattan da uzaklaştırarak asosyal biri haline gelmenizi de zaman zaman kolaylaştırabiliyor.  Sosyal medya kişinin karakterinde de birtakım değişikliklere yol açabilir daha ben merkezci, dış görünüşüne olması gerekenden fazla önem veren, bunu takıntı haline getiren, insanlar haline getirebilir.

Sosyal medyanı insanlar üzerinde aile birliğini zedeleyici birtakım sonuçlar doğurduğunu da görmekteyiz. Kişiler insanların hayatlarını izleyerek kimi zaman doğal olmayan bu görseller üzerinden bunalıma girerek psikolojik zarar da görebiliyorlar.

Ayrıca teknik anlamda da sosyal medya üzerinden zararlı yazılımı da cihazınıza indirme ihtimaliniz vardır.  

Peki, Nelere Dikkat Etmeliyiz?

Kişisel ya da markanız ile ilgili bilgi paylaşımında bulunurken bilgi güvenliğini dikkate alın. Ayrıca veri güvenliği politikalarını da okuyarak bu konuda bilgi edinin. Başka sosyal medyada mercilerinde yorum yaparken de son derece dikkatli olun. İtibar zedeleyici yorumlar yapmaktan kaçının. Ruh halinizin üzgün ya da öfkeli olduğu durumlarda bunu açığa çıkaracak birtakım paylaşımlarda bulunmaktan kaçının.  

...
Her Şey Düşüncede Mi Başlıyor?
Her Şey Düşüncede Mi Başlıyor?
psikoloji | 8 months ago | 111 | cemre

Düşünce sonsuz ve etrafımızda gördüğümüz her şey bir düşüncenin ürünüdür. Tüm her şey düşüncenin yapıcı özelliği sayesinde oluşturulmuştur. İnsan bedeninde hormonlarından da belirlenebileceği üzere iki özellik bulunur. Eril ve dişil enerji tek bir insanda farklı oranlarda bulunur ve kişiler bu enerjileri doğrultusunda hayatlarına yön verirler. Eril enerji kişiyi yönetirken dişil enerji yapıcı, oluşturucu bir etki oluşturur. 

İnsanoğluna tüm yaşamına hükmetme kaynakları kullanabilme yetkisi verilmiştir. Düşündüğümüz şeylerin gerçek olma ihtimali çok yüksektir. O halde güzel, olumlu ve hedeflerimize yönelik düşünmeliyiz ki gerçekleşsinler. 

İnsanoğlu kendini nasıl yönetir ? 

Madem insanoğluna tüm yaşama hükmetmek ve kaynakları kullanabilme yetkisi verilmiş. Bireyler bunu nasıl yönetecekler? Bunun için birkaç tanıma ihtiyacımız var. Tanıma başlarsak; bilinçaltı: kişinin bedeninin yaşamsal fonksiyonlarının otomatik olarak yürütülmesini sağlamaktadır. Bu bizim fark etmediğimiz zamanlarda irademiz dışında gerçekleşir. Bilinçaltı belirlenen, bizim fark etmeden koyduğumuz kurallara göre hareket etmektedir. Biz bilinç düzeyinden emirler veririz bilinçaltı bu emri alır ve anlandığı gibi eyleme geçirir. Bilinçaltı bizim bir hizmetkarımız gibi çalışır ona bir düşünce bir önerme vermemiz halinde o bunu kaydeder ve ilgili durum ve şartlar altında bunları ortaya çıkarır ve ona göre reaksiyon veririz. Kısaca kendi yaşam yasalarımızı kendimiz oluştururuz. Bu insanlar için yüzleşmek gereken bir gerçektir. Ne düşünürsek onu yaşarız. İnsanların birçoğu kendi kendini hipnotize etmektedir. Gereksiz birtakım sınırlamalar koyarak kendimizi güya korumaya almaya çalışırız. Ama bilinçaltı tam bir çocuk gibi davranarak her şeyi gerçek ve anlamaya meyillidir. 

Bir örnek üzerinden gidersek; ''hava soğuk, çok üşüdüm ve kesin hasta olacağım'' düşüncesi ve söylemi gerçekleştikten sonra hasta olma ihtimalimiz bunu söyleyip değerlendirmememizden çok daha yüksektir. Sonucunda hasta olmamız işten bile olmaz. Burada soğuk bizi hasta eden şey değil hasta olacağımıza aşırı derece inanıyor olmamızdır. Bir kere aynı şartlarda hasta olmuş olmamız, bilinçaltı tarafından kaydedilerek, bu inancın aynı şart ve durumda yeniden gerçekleşeceği inancının bizde oluşacağı anlamına gelmektedir.  

Düşünceni değiştir hayatın değişsin! 

Zaman içinde oluşan ezberlerimiz hayattaki inançlarımız da değişiklik yapmamız halinde bambaşka bir bakış açısı ile hayata bakmaya ve düşünmeye başlarız. 

Böylelikle artık daha mutlu bir yaşam sürebiliriz. Yani inancınızı değiştirirseniz hayatınız da değişecektir. Bunun için bazı düşünme şekilleri oluşturmamız gerekmektedir. Bunlar kısaca şöyle; düşüncelerimizi seçme şansımız var. Kendimizi kısıtladığımız, sınırladığımız ''yapamam, imkânsız'' dediğimiz hedeflerimizi pozitif bakış açısı geliştirerek ve değiştirerek bu sınırları kaldırabiliriz. Bunu bize bilinçaltımız kanıtlıyor nasıl olumsuz bakış açısı ile düşündüklerimizi gerçekleşmesine imkan tanıyorsa olumlu hedeflerimizi de emir olarak alır ve bize yardım edebilir. 

...
Stres, Belirtileri ve Baş Etme Stratejileri
Stres, Belirtileri ve Baş Etme Stratejileri
psikoloji | 8 months ago | 134 | cemre

Fizikçi Robert Hook tarafından ilk kez kullanılan bu terim, nesneye uygulanan dıştan gelen bir güçle nesnenin ilişkisini ifade etmesi açısından kullanılmıştır. Stres, çevreden gelen bir uyarıcıya karşın fiziksel etkileri olacak şekilde, kişinin bedeninin bir tepkisidir. Stres kişiler tarafından tepkileri ve etkileri değişkenlik gösterip öznel olarak değerlendirilir. Fizikçiler arasında; Thomas Young ise stresin bir maddenin içinden gelen bir direnç olduğunu ifade eder. Stres faktörüne karşı madde, içindeki direnci dışardan gelen şiddete göre ayarlanmaktadır. Bu da bize kişilerdeki stresin oranının değişkenliğini, fizik temelli ifade etmiş oluyor. Her kişide farklı stres faktörü aynı değişkenlere bağlı olsa da gösterilen reaksiyon aynı olmayabiliyor.  

Stres, bireylerin çevresi ile girmiş olduğu etkileşim nihayetinde organizmanın tümünü etkileyebilen tepkiler toplamından oluşabilmektedir. Strese verilen tepkiler her zaman olumsuz olmayarak kişiye motive edici bir unsur olarak da karşımıza çıkmaktadır. Bu olumlu stres, kişiyi hedefine yönelik harekete geçiren strestir. Örneğin tehlike anında, kişinin savunma mekanizması devreye girerek aşırı stres içeren hormon salınımı sayesinde oldukça hızlı hareket etmesini sağlayacaktır.  

Stresin genel olarak, kişiden kişiye değişen, sıkça karşılaşılan belirtileri;

Kalp atış hızı, kan şekeri oranı ve solunum sıklığının artışı gözlemlenebilmektedir. Vücutta kas ağrıları, konsantrasyon sağlamada zorlanma, vücut dengesini kuramama, el ve ayaklarda terleme görülebilir. Uzun zaman sürebilen uyku esnasında dişlerin sıkılması, iştahın çok fazla artışı veya azalışı, sindirim problemleri, uykusuzluk ya da aşırı uyumak, gürültüye ve sese normalden daha fazla hassasiyet görülebilmektedir.  

Stresle baş etme stratejileri  

Bedensel gevşeme yöntemleri, kişisel sağlıklı beslenme diyetleri gibi genel yaşam değişiklikleri ile sağlanabilmektedir. Zihinsel olarak; stres oluşturan faktörlerinden olabildiğince uzak durmaya çalışıp mesafe oluşturmak. Bireyin kendi öz farkındalığı artıracak bir takım öz saygıyı geliştiren eğitim, kaynak ya da materyal edinmesi de stresi azaltan faktörlerdendir. Mesleki yeterliliklerin eksikleri varsa belirlenmeli ve bunu geliştirmek adına hedefler konularak zaman ayrılmalıdır.  

Ayrıca ruh sağlığı için de özen gösterilmeli, kişisel manevi değerlerin bilincine varıp yaşamsal değerlerin farkındalığı ile hayatın içine karışmalıdır. Sosyalleşme insanlarla bir arada kaliteli zaman geçirmek de stresin azaltılmasında son derece önemlidir.  

 

...
Bir Sorun Çözme Yöntemi DAADİ
Bir Sorun Çözme Yöntemi DAADİ
psikoloji | 8 months ago | 166 | cemre

Bir kişinin sorunu olduğunu fark etmesi ve bunu tanımlaması gerekir. Bu şekilde kişi problemlerine çözüm için cesaret bulacak ve bütünü görebilecektir. 

Bir çözüm yöntemi olarak DAADİ açılımı şu şekildedir; 

D-Dinleme, A- Araştırma, A- Amaç saptama, D- Destekleme, İ- İzleme  

Dinleme: Kişi durumu ya da sorunu alternatif bir bakış açısından ele almaya çalışır bunun için farkındalığını artırarak dinler. 

Araştırma: Bir problemi olan kişi problemin asıl gerçek doğasını anlayabilmek adına, değişimin nerede nasıl gerçekleştirilmesine dair sorunu araştırır. 

Amaç Saptama: Soruna dair düşünülen alternatif çözümlere dair değişikliğin nasıl gerçekleştirilebileceği ile ilgili nesnel, somut amaçlar saptanır. 

Destekleme: Problemin belirlenen amaçları doğrultusunda ihtiyaç duyulan kaynak, kişi ve eğitim gibi desteklerle elde edilen yardımdır. 

İzleme: Soruna dair çözümlerine yönelik saptanan amaçların çözüme ulaşılması adına sürdürülen sürecin izlenmesi ve incelenmesidir.   

DAADİ yöntemi problemi olan kişiye yönelik çözümleri daha görünür ve nesnel olarak ortaya koyarak kişide soruna yönelik farkındalık oluşturur. Kişiye sorunlarla yüzleşme cesaretini verir. Bireyin soruna yönelik çözümü kendisinin bulacağına dair sorumluluğu vererek sorunun çözümü doğrultusunda kişiye özgüven verir. 

Bu yöntem bir sistem üzerinde bir düzen içinde ilerlemektedir. Geri bildirimlerle desteklenen süreçte kişi farkındalıklarından bir an olsun kopmayacak kısa süre içinde çözüme ulaşacaktır. Süreç içinde ihtimal dahilinde ortaya çıkabilecek bazı ikincil problemlere karşı da her aşamada sunduğu saptama ile farkındalık oluşturarak kişiye sorunları aşamalar dahilinde kolayca çözmesine fırsat verecektir. 

Bu yöntem gereksiz zaman kaybından kurtarır, kısa süre içinde çözüme ulaşılmasını sağlar. Sorunu olan bireyin; çözüm amacına ulaşmasını kolaylaştıran ya da zorlaştıran alternatiflerin bir panoda tablo şeklinde yazılması iyi olacaktır. Bu sayede kişi stratejisini görsel olarak da görecek ve bir zihin haritasına sahip olacaktır. Ayrıca birey her aşamada soruna dair çözümlerin üretildiğini görmesi halinde daha çok motive olabilecektir. 

DAADİ tekniği küçük ya da büyük gruplar arasında olan çatışma durumlarında da çözüm için kullanılabilir. Burada yöntemi uygulayacak kişinin tarafsız şekilde süreci, grup bireyleri için onlarla birlikte götürmelidir. Grubun bireylerini ayrı ayrı dinlemeli, sorunu çözebilmeleri için bazı sorularla onları yönlendirerek bakış açıları kazanmaları ve bunu görmelerini sağlamalıdır. Burada tamamen DAADİ tekniği ile ilerlenmelidir. Bu sayede tarafların uzun süreler sürme ihtimali olan çatışmaları kısa sürede çözüme ulaşabilmektedir. 

...
İyi Bir Diksiyon İçin Ne Yapılmalı?
İyi Bir Diksiyon İçin Ne Yapılmalı?
absurt | 8 months ago | 195 | Sümeyra

Öncelikle diksiyon, güzel ve etkili konuşmak, kelimeleri en doğru şekilde okumak, dili ve sesi en etkili biçimde kullanmaktır. Diksiyon, dili tanımayı ve konuşma esnasında sesin yapısına uygun konuşmak gerektiğini ilke edinir. Maalesef toplumumuzda diksiyon konusunda çok problem yaşayan vardır. Bunun en büyük sebeplerinden birisi kitap okuma aktır. Yöresel ağız ile konuşmaya alışmak ve zamanla bunun dilimizde kalıcı hale gelmesi de bunun sebeplerinden biridir. 

İnsanlar daha iyi bir diksiyona sahip olabilmek için çeşitli etkinlikler ve kurslara katılmaktadır. Belki de tonlarca para ödeyip diksiyon dersleri almaktadırlar. Çoğu kişi tercih etse bile bu kadarına aslında agerek yoktur. İnsan kendi diksiyonunu elbette kendisi iyileştirebilir. Bunun için bilinmesi gereken bazı şeyler ve izlenmesi gereken yollar vardır. Bunların en başında dilini ve kendini tanımak gelir. Kişi dilini tanımadan diksiyonunu iyileştiremez. Yanlışlarının ne olduğunu iyi bir analiz etmelidir, neyi düzeltmesi gerektiğini bilmelidir. Bunun haricinde nefes egzersizleri, çene egzersizleri, dil ve dudak egzersizleri yapılmalıdır. Dudak tembelliği olan kişilerde bu tembelliğin tamamen ortadan kalkması gerekmektedir. Bunun için diksiyon kalemi kullanılabilir. Kalemi ağıza yatay şekilde yerleştirip  sık sık okuma yapılmalıdır. Belli bir süre sonra dudak tembelliğinin ortadan kalktığı görülecektir. Bol bol tekerleme ve kitap okunmalıdır. Tekerleme okumak başlarda çok zorlayacak ama okudukça diksiyonun düzeldiği görülecektir. Sesli kitap okumak da diksiyona fayda sağlamaktadır. Hatta uzmanlar ağıza sakız alınıp, sakız çiğnerken sesli bir şekilde kitap okumanın diksiyona ok büyük oranda katkısı olduğunu söylemektedir. Kitap okumak, kelime dağarcığını genişlettiği için akıcı konuşmaya da yardımcı olur. 

Diksiyon için kitaplar ve internet sitelerinde çalışmalar mevcuttur. Kursa gitmeye fırsatı olmayan insanlar için ideal bir çalışma yöntemidir. Ancak alınan eğitim şekli nasıl olursa olsun istikrarlı olmak her zaman sonuç verecektir. 

...
Şairlerin ve Yazarların Sığınağı: Fildişi Kule
Şairlerin ve Yazarların Sığınağı: Fildişi Kule
absurt | 8 months ago | 117 | Sümeyra

Türk edebiyatı şairleri ve yazarları yaşadıkları dönemlerde meydana gelen olumlu veya  olumsuz olaylardan bir hayli etkilenmişlerdir. Bilindiği üzre şairler, normal insanlardan daha hassas ve daha kırılgandır. Savaş, yokluk, baskıcı yönetim gibi olaylar onları her zaman daha çok etkilemiştir. Onların etkilenmesi demek ise herkesin etkilenmesi demektir. Çünkü şairler ve yazarların etkilendiği her şey kalemlerine yansımıştır. Şair ve yazar, bir nevi halkın sesidir demek yanlış olmaz. Hiçbir yazar ve şair kendisini halktan soyutlayamaz. Halkının sorunlarını, sevinçlerini, hüzünlerini dile getirmek zorundadır. Dile getirmese bile kendini onlardan soyutlamadan eserlerini oluşturması gerekir. Gerekir ki, ortaya konulan eserler halkın acısı ile sevinci ile yoğrulsun. Eğer yazar ve şair kendini toplumdan soyutlarsa bu duruma, Fildişi Kule'ye çekilmek denir. 

Fildişi Kule denilen şey aslında bir şatodur.  19. yüzyılda  Fransız şair Alfred de Vigny, kendisini her şeyden kopararak ve soyutlayarak yaşadığı beyaz şatoya kapatmıştır. Bu kapanışı esnasında kimseyle görüşmemiştir. Alfred de Vigny' nin yaptığı bu hareket zamanla kalıplaşmış bir deyim halini almıştır. Şairler ve yazarlar arasında kaçışın sembolü olmuştur. 

Şairler ve yazarlar toplum sorunlarından ellerini ne zaman çekseler, "Fildişi Kule'ye kapanmış" şeklinde ifade edilir. Bu şair ve yazar için hem kendi zararına hem de toplumun zararına olan bir durumdur elbet. Fildişi Kule şairi ve yazarı olmak oldukça kolay olsa gerektir. Sadece kendi için yazmak, topluma kulak tıkamak…

Fildişi Kule deyimini sosyolog yazar Cemil Meriç sıklıkla kulanmıştır eserlerinde. Ancak onun Fildişi Kule'ye bakışı biraz farklıdır. O Fildişi Kule'ye bir zindan olarak değil de sığınılacak bir liman olarak görür.

...
Hikmet Kitabı:Divan-ı Hikmet
Hikmet Kitabı:Divan-ı Hikmet
edebiyat | 8 months ago | 124 | Sümeyra

Divan-ı Hikmet, 12.  yüzyılda yaşamış olan  Hoca Ahmet  Yesevi tarafından kaleme alınmıştır. Dörtlükler ve beyitlerle, hece ölçüsü ve aruz ölçüsü ile  yazılan bu eser toplamda 144 tane dörtlük bir tane münacaattan oluşmaktadır. Hece ölüsünü 4+ 4+ 4 durakları ile, 4+ 3 durakları kullanılmıştır. Eserde dörtlüklerin kafiye örgüsü; abcd, dddb, eeeb şeklindedir. Dini ve tasavvufi bir eser olan Divan-ı Hikmet, didaktik yani öğreticidir. İnsanlara fayda sağlamak amacı ile yazılmıştır. 

Eserin ismini almasında da etkili olan, eserde ki her bir dörtlüğe "hikmet" adı verilir. "Hikmet" kelimesi ise hoş ve hayırlı anlamına gelir. Yani eserin anlamı bir nevi "hikmetlerin divanı" yani "hayırlı ve hoş sözlerin divanı" gibi  olmuş olur. 

Hoca Ahmet Yesevi halk arasında da sevilip sayılan bir insan olduğu için bu hikmetleri halk arasında yayılmış, Orta Asya ve Anadolu'da insanları etkisi altına almıştır. Aynı zamanda Ahmet Yesevi'nin kurduğu Yesevilik tarikatında ve kendinden sonra kurulan tarikatlarda dersler için güzel bir kaynak teşkil etmiştir. 

Eserde Allaha ve peygambere olan aşk, sevgi işlenmiştir. Cennetten, cehennemden, peygamberin hayatından, mucizelerden bahsedilmiştir. Eser sade bir dille yazılmıştır. Anlaşılması oldukça kolay, yalın bir dil hakimdir. Divan-ı Hikmet, Karahanlı Türkçesi'nin Hakaniye Lehçesi ise yazılmıştır. 

Eserde soru sorma sanatı olan İstifham sanatından ve bilipte bilmezden gelme sanatı olan Tecahül-i Arif sanatından yararlanılmıştır. Ahmet Yesevi'nin bu eseri birleştirici bir özelliğe de sahiptir. Uyak, hece  gibi Milli unsurlara yer veren Ahmet Yesevi, aynı zamanda Arapça ve Farsça İslami öğelere de yer vermiş ve bütün bunları birleştirmiş, harmanlamıştır. 

Eserde bulunan dörtlüklerin son dizelerinin birbiri ile kafiyeli olması ve bazen de  aynen tekrar etmesi ahenkli bir söyleyiş yakalayabilmek için yapılmıştır. 
 

...
Mitoloji-Sanat İlişkisi
Mitoloji-Sanat İlişkisi
sanat | 8 months ago | 210 | Sümeyra

Günümüz çağdaş bilim-sanat dünyasında mitlerin yaşadığı görülür. Türk sanatı da mitolojiden oldukça etkilenmiştir. Başta şiir olmak üzere tiyatro yazımında, resim, heykel, roman, öykü ve edebiyatta mitoloji malzeme olarak kullanılmıştır. Türk yazarlarından Selahattin Batu, Güngör Dilmen, Munis Faik Ozansoy, Orhan Asena, Arif Karakoç,  Melih Cevdet Anday, Ahmet Hamdi Tanpınar, Oktay Rıfat Horozcu, Behçet Necatigil, Can Yücel gibi isimler mitolojik konulara başvurmuşlardır. Bu konuların ağırlıklı olarak Yunan mitolojisi olduğunu söylemek gerekir. Mitolojik olgularla ilgili en çok eskatoloji yani dünyanın sonu mitlerinden yararlanılmıştır. Eskatolojik mitlere en iyi örnek Matrix filmidir. Bu film fantezi içinde dünyanın sonunu açıklamaya çalışan ve bunun sebeplerini teknolojik gelişime bağlayan bir filmdir yani ne Matrix filminde aranan cevap dünyanın sonunun nasıl olacak sorusunun cevabıdır. Bunun dışında geleceğe yönelik filmlerin başında ise Star Wars gelir. Yine burada da çağdaş insanın bilinçaltına bir kökene dönüş hikayesi işlenmektedir. Yine mitolojik kahramanların çağdaş dünyada tekrar Superman, He- Man, Batman gibi isimlerle yaşatılması önemlidir. 

Mitin kutsal değeri, yenilenen mitolojik olgularla bir kez daha ortaya çıkar. Başlangıçta ortaya çıkan mitolojik olayların yinelenmesi çağdaş dünyanın bir özlemdir. Eski çağların mitolojik kahramanları ile konuşabilmek için  çağdaş insan mitlere başvurur. Bu bağlamda Yüzüklerin Efendisi, Harry Potter, Hayvanların Efendisi gibi filmler mitolojik zamanı ve mekanı yeni dünyaya taşımak açısından büyük önem taşır.  Günümüzün bilim kurgu ile iç içe geçmiş olan senaryolarında geniş bir mitolojik birikimin olduğu ortadadır. Truva filminin yapımcıları da mitolojik olayları benimsemişlerdir. Bu film yani Yunan Destanı İlyada'yı günümüze taşıması bakımından önemlidir. İlyada destanına dayanan Truva filmi mitolojik ve fantastik bir filmdir.  Son  dönemlerde Hıristiyanlığın bir kurtarıcılık misyonu üstlenmesi de gündemi oluşturmaktadır. Hıristiyanlık adına yapılan bazı olaylar ve gizli bir dizi tarikatlar Da Vinci Şifresi kitabının konusu olmuştur. Fakat Hıristiyanlığı bir saflık bir temizlenme  kaynağı olarak sunmak isteyenler de bunu Tutku isimli filmde dile getirmişlerdir. Mitolojik olaylar ve olgular yalnız roman ve filmlere konu olmakla kalmaz aynı zamanda ressamların tablolarında yer almaktadır. 21. yüzyıl uygarlığında sanata, felsefeye, resme, heykele, müziğe, tiyatroya, edebiyata, sinemaya baktığımızda yoğun bir şekilde mitolojik malzeme kullanıldığını görürüz. Çünkü her geçen gün farklılaşan, kökleri unutulan, kültür ortaklarının yitirildiği bir zamanda insanların daha sistemli kurallarına sahip çıkan milletlerin dönemine dönmek, kısaca kökenine dönmek istemeleri mitolojiye rağbetin en önemli kanıtıdır.

...
Yedi Güzel Adam Dizisi
Yedi Güzel Adam Dizisi
film | 8 months ago | 178 | Sümeyra

Yedi Güzel Adam dizi adını Cahit Zarifoğlu' nun Yedi Güzel Adam kitabından almıştır. 2014 yılında TRT 1 ekranlarında yayınlanmaya başlayan dizi Yedi şairin hayatını ve yaşadıklarını anlatır.  Bu Yedi şair ; Cahit Zarifoğlu, Adil Erdem Bayazıt, Rasim Özdenören, Alaeddin Özdenören, Mehmet Akif İnan, Nuri Pakdil, Ali Kutluay gibi yazar ve şairlerimizdir. Dizide Cahit Zarifoğlu' nun abisi Sait Zarifoğlu'na şair olmamasına rağmen çokça yer verilmiştir. Bu şahsiyetlerden kimisi  Kahramanmaraş'ta eğitim almış, kimisi de Kahramanmaraş' ta doğmuş kişilerdir. Hatta Adil Erdem Bayazıt, o dönemin epey sözü geçen, varlıklı Bayazıt ailesindendir. Hali hazırda Maraş'ta  Bayazıt Konağı hâlâ durmaktadır.  Dizide edebiyattan, şiirden, şairden çokça bahsedilir. Sürekli şiirler yazan, okuyan şairler edebiyatı sevdirmek için bir hayli uğraşır. Özellikle Adil Erdem Bayazıt bir edebiyat öğretmenidir ve öğrencilerine edebiyatı sevdirmeye çalışır. Aynı şekilde Cahit Zarifoğlu da vekil öğretmenlik yapmaktadır. Bu iki şair Kahramanmaraş Lisesinde namı diğer Kara Lise' de eğitim görmüş ve yine aynı lisede öğretmenlik yapmışlardır.  Okula Kara Lise denmesinin sebebi ise öğrencilik yıllarında yedi güzel adamın okulun bir kısmını siyaha boyamasıdır. 

O dönemde Maraş'ta yaşanan huzursuzluklar, sağ- sol meseleleri, alevi- sünni çatışmaları, insanları birbirine kırdırmak isteyen dış güçler de işlenmiştir dizide. Maraş halkının ne kadar birbirine bağlı olduğunu, o kadar uğraşlar sonucu dış güçlerin yine de isteklerine karşılık bulamamalarına yer verilir.  Dizide her fikirden insanın yine aynı ortak noktada buluşması, önemli olanın her zaman sevgi olduğu vurgulanmaktadır. Birlik ve beraberlik mesajı oldukça barizdir. Dizide genellikle eğitimciler insanları bilinçlendirmeye ve topluma kazandırmaya çalışmaktadır. Bunu da edebiyat ile yapmaya çalışırlar. Kişinin en büyük silahının taş, sopa, tüfek değil de fikir, düşünce, kalem ve yazmak olduğunu öğrencilere aşılamaya çalışırlar. Onları saptıkları yanlış yoldan çevirmeye çalışırlar. 
Yedi Güzel Adam dizisinin oyuncuları; Uraz Kaygılaroğlu, Baran Akbulut, Yıldız Çağrı Atiksoy, Kemal Uçar, Orhan Kanalp ve Mertcan Sevimli, Fatih Murat Teke'dir.  Dizinin yönetmeni Adnan Güler'dir. Pusula Film tarafından yapılan bu dizi, toplam 39 bölüm oynamıştır. 

...
Atabetü'l Hakayık
Atabetü'l Hakayık
edebiyat | 8 months ago | 179 | Sümeyra

Atabetü'l Hakayık, Edip Ahmet Bin Mahmut Yükneki tarafından kaleme alınır ve 12. yüzyılda yazıldığı tahmin edilir. Bir öğüt ve ahlak kitabıdır.  Hadis ve Arapça beyitler dayanarak yazılmıştır. Eser Türk ve Acem Meliki Muhammed Dad İspehsalar Bey'e sunulmuştur. "Hakikatlerin, Gerçeklerin Eşiği" anlamına gelir. Eserin dil özellikleri ve muhtevası Kutadgu Bilig' den sonra yazıldığını ortaya koyar. Eser Karahanlı Türkçesi ve Uygur Harfleriyle yazılmıştır.  İçerisinde Arapça ve Farsça kelimeler vardır. Geçiş dönemi eseri olarak kabul edilir. Eserin nerede ve tam olarak ne zaman yazıldığı belli değildir. Eser toplamda 14 bölümden oluşur. İlk 5 bölüm girişi oluşturur.  "Nevi" adı verilen 8 bölüm asıl konuyu, son bölüm ise de bitiş bölümünü oluşturur. Eser 40 beyit ve 101 dörtlükten ibaret bir eser olup aruzun feûlün/ feûlün/ feûlün/ feûl kalıbıyla yazılmıştır yani Kutadgu Bilig ile kalıpları aynıdır. 

Eser mesnevi nazım şekliyle yazılmıştır. Hem beyit hem de dörtlükler yer almaktadır. Tam ve yarım kafiyeler yaygındır ve mısra başı kafiyelerine yer verilir. Eserde telmih yani hatırlatma sanatına çok fazla yer verilmiştir. Giriş bölümünde Allah'a, peygambere ve dört halifeye övgüden sonra Emir Muhammed Dad İspehsalar Bey' e övgü vardır.  Sonrasında da sebebi telif denilen ve kitabın neden yazıldığını izah eden 6 beyitlik bir kısmı vardır. Kitabın dörtlüklerle yazılan bölümünde ilmin faydası, bilgisizliğin zararları, dilin muhafazası, dünyanın dönekliği, cömertlik ve hasislik, tevazu ve kibir konular işlenmiştir. Tamamen öğüt üslubuna uygun yazılmıştır. Kutadgu Bilig ile öğüt yönünden benzerlik gösterir ancak ondaki zenginlik Atabetü'l- Hakayık da bulunmaz. Atabetü'l- Hakayık 1951 yılında Reşit Rahmeti Arat tarafından yayımlanmıştır. Bu çalışmada transkripsiyonlu metin, Türkiye Türkçesine çeviri, sözlük, açıklama notları ve tıpkıbasım bulunmaktadır. Üçü İstanbul'da ikisi Ankara' da biri de Berlin' de olmak üzere bilinen 6 nüshası vardır.
Eserin dili biraz konuşma diline yakın olduğu için Türkçe açısından çok fazla önem arz etmektedir. Bu eserin içeriği incelendiğinde  Edip Ahmet Yükneki' nin Türk diline verdiği önem apaçık görülmektedir.  

...
Ölmeye Yatmak Romanı
Ölmeye Yatmak Romanı
kitap | 8 months ago | 166 | Sümeyra

Adalet Ağaoğlu'na ait olan Ölmeye Yatmak romanı, yazarın Dar Zamanlar Üçlemesi adını verdiği nehir romanının ilk kitabıdır. Diğerleri ise Bir Düğün Gecesi ve Hayır isimli romanlardır. Bu eser ilk olarak 1973 yılında yayımlanmıştır. Eserin kahramanları Aysel, Salih Efendi, Ali, Dündar öğretmen, Aydın, İlhan, Ömer ve  Engin'dir. Roman baştan sona kadar baş karakter olan Aysel'in yaşamı sorgulamasından oluşur. Bu romanda Aysel karakterinin, romanın yazarı olan Adalet Ağaoğlu olduğu söylenir. Çünkü ikisinın hayatları arasında epey benzerlik vardır.

Romanda kişilerin kendileri ile girdikleri iç çatışmalar yer alır. Baş karakter Aysel, doçenttir. Romanda Aysel'in nasıl doçent olduğu, içinde bulundukları dönemin siyasi ve sosyal yapısı da bir belgesel tadında anlatılmaya çalışılır. Aysel doçent olmuştur ama  hiç mutlu olamamıştır. Hayatı hep sorgulama ile geçer. Romanda aynı zamanda batı özentiliği yapan  o dönemin Türkiye' si de eleştirilir.  Romanda sık sık geriye dönüşler vardır ve buna da flashback denmektedir. Aysel'in babası da diğer köylüler gibi eski kafalı bir adamdır. Okula öğretmenin zoruyla göndermektedir. 

Okulda bir gün bir oyun sergilenir ve bu oyundan veliler hiç hoşlanmaz. Çünkü bu oyun kız ve erkek sarılarak oynanır. O dönemde bu tür şeyler pek hoş karşılanmaz. Aysel'in anne ve babası oyuna gelmez. Bu Aysel açısından iyi bir durumdur. Öğretmen,  Aysel'in babasını zorla ikna ederek Aysel'i Ankara'ya okutmaya gönderir. Aysel'in aile ilişkileri de çok iyi değildir. Onu kimse önemsemez. Bu yüzden de Aysel karar verir ve okuyup kendini kanıtlayacaktır. Yurt dışında okur ve akademisyen olur. Kendi gibi akademisyen olan biriyle evlenir fakat mutlu olamaz, ayrılır. Ardından bir öğrencisi ile ilişki yaşar ama yine mutlu olamaz. 

Aysel Nisan ayının bir sabahında Ankara'nın lüks bir otelinde ölmeye yatmıştır. Bir buçuk saat süren bu yatış esnasında kendisini, hayatını ve bu zamana kadar yaptığı şeyleri sorgular.  En sonunda Aysel doğacak olan çocuğunu düşündüğü için intihardan vazgeçer ve üstünü giyinip otelden ayrılır.

...
Kutadgu Bilig Eseri
Kutadgu Bilig Eseri
edebiyat | 8 months ago | 132 | Sümeyra

İslami Türk edebiyatının bilinen ilk büyük eseridir. 1069-1070 yıllarında Yusuf Has Hacip tarafından kaleme alınmıştır. 6645 beyitten oluşan manzum bir siyasetname olarak değerlendirilir. Kutadgu Bilig, Karahanlı döneminin standart Türkçesi ile yazılmıştır. Hacip, eserini Türkçe yazdığını belirtmiş ancak hangi alfabeyle yazdığını söylememiştir. Dolayısıyla eserin yazarının elinden Arap harfleriyle mi yoksa Uygur harfleriyle mi çıktığı bir tartışma konusu olmuştur. 

Kutadgu Bilig, yazıldığı yıllarda sadece Karahanlı Türkleri arasında değil, Çinliler, Farslar ve Araplar arasında da tanınmıştır. Bu eseri Çinliler Edebü'l- Müluk, Araplar Zinetü' l-Ümera ve İranlılar Şehname-i Türki olarak tanımışlardır. 

Eserde dönemin İslam dünyasında hakim olan ahlak anlayışı, yaşama tarzı ve halk- yönetici ilişkileri anlatılır. Saadet/ Mutluluk Veren Bilgi anlamına gelen eser, iki dünyada da mutluluğa ulaşmak için takip edilecek yolu gösterir. Eser sanat amacı güderek yazılmamış daha çok fayda sağlamak için yazılmıştır. Eser aruzun feûlün/ feûlün/ feûlün/ feûl kalıbıyla yazılmıştır.Toplamda 88 bölümden oluşan Kutadgu Bilig'in 85'i asıl bölüm, 3 tanesi de eklemedir. Kutadgu Bilig sembolik, alegorik bir eserdir. Mutluluk, adalet, ahlak, bilgi, erdem, dünya ahiret ilişkileri gibi konular üzerine birbiri ile ilişkili olan 4 kişi konuşur. Bunlar:

-Adalet timsali hükümdar Ay Togdı

-Mutluluk timsali vezir Ay Toldı

-Akıl timsali veziri oğlu Ödgülmüş

-Akıbet timsali veziri kardeşi Odgurmuş'tur. 

Kutadgu Bilig hakkında çok fazla araştırma ve çalışma yapılmıştır. En önemli çalışmayı ise Reşit Rahmeti Arat yapmıştır. Kutadgu Bilig, Türk şivelerine ve başka dillere de çevrilmiştir. 

Eserin günümüze kadar ulaşan 3 adet nüshası vardır. Bunlar; Herat (Viyana) Nüshası, Fergana Nüshası ve Kahire Nüshası'dır. Bunlardan Herat Nüshası hem Uygur harfleriyle hem de Arap harfleriyle yazılmıştır. Diğer iki nüsha yani Kahire ve Fergana Nüshaları ise Arap harfleri ile yazılmıştır. 

...