bilim kategorisine ait yazılar
Tez Nedir, Nasıl Yazılır?
Tez Nedir, Nasıl Yazılır?
bilim | 90 gün | 56 | Sümeyra

Tez, bilimsel bir konunun farklı açılardan çözümleme yapılmasıyla kanıtlanmasıdır. Tez, üniversite okuyan her bireyin son sınıfta yazmakla mükellef olduğu bir ödevdir. Bunun haricinde yüksek lisans, doktora gibi unvanlara sahip olmak için de yazılır. Tez, belirli bir konu hakkında araştırmalar yapıp, kaynaklara dayanarak o konu hakkında kişinin kendi bilgilerini, kendi cümleleri ile yazmasıdır. Tez yazma konusunda yetkin kişilerden yardım almak her zaman için kurtarıcı olacaktır. Zaten üniversitede her öğrencinin tez yazmasına yardım etmek için bir danışman hocası olmaktadır. Tez yazmanın bazı aşamaları vardır:

Öncelikle tezin konusunun belirlenmesi gerekir. Bu önemli bir aşamadır. Çünkü bu konu ile uzun çalışmalar yapılacaktır. Bu yüzden de konunun içe sinmesi ve sevilmesi önemlidir. Konunun çok geniş ve çok dar tutulmaması da önemlidir. Çok geniş bir konu olursa çalışmak çok zor olur, dar bir konu olursa da kaynaklara erişimde problem yaşanabilir. Ardından konu ile ilgili kaynaklara erişim olacaktır. Ne kadar çok farklı kaynak ile çalışılırsa o kadar zor ve o kadar güzel, zengin birikimli bir çalışma ortaya çıkacaktır. Araştırma esnasında konu ile ilgili daha önce yazılmış tezler göz önünden mutlaka geçirilmelidir. Daha önce yazılmış makaleler ya da tezler neyin, nasıl yapılacağına dair fikirler verir.  

Bu yapılan aşamalardan sonra bir taslak oluşturmak gerekir. Danışman hoc, taslağı görmek isteyecektir. Bunun için tezin nasıl yazılacağına dair bir plan yapılması önemlidir. Taslakta sonra her şey tamamlanır ve asıl tezi yazmaya başlanır. İlk önce "Özet" bölümü yazılmalı ardından “içindekiler” kısmı olmalıdır. Daha sonra “Giriş"e yer verilir. Giriş bölümünde konuya bir giriş yapılır ve devamında konu genişletilir. Tüm konu incelendikten sonra "sonuç" bölümü ve tezde kullanılan kaynaklar için "kaynakça" bölümü oluşturulur.  

Tez yazarken "word" programı kullanılmalıdır. Sayfa yanı boşluklar, sayfa sayıları, alıntılamalar, yazı puntoları oldukça önemlidir. Bunlara dikkat edilmeden tez yazılamaz ve yazılmamalıdır. 

...
Ekinoks Nedir ve Sebepleri Nelerdir?
Ekinoks Nedir ve Sebepleri Nelerdir?
bilim | 97 gün | 69 | Sümeyra

Ekinoks kavramı coğrafya derslerinde sıklıkla karşılaştığımız, bir çoğumuzun da fazlaca karıştırdığı bir kavram. Ekinoks kelime anlamı ile gece ve gündüzün birbirine eşit olması anlamına geliyor. Ekinoks kelimesi ise Latince bir kelimedir. Eşit anlamına gelen "aequus” ve gece anlamına gelen “nox” kelimelerinin birleşimi ile oluşmuştur. Yani bir günde 24 saat var ise ekinoks tarihlerinde 12 saat gece, 12 saat gündüz olmaktadır. Peki bu ekinoksun sebepleri nelerdir?

Güneş açıları dünya üzerine her zaman eğik açılar ile gelir. Buna göre ülkelerin konumlarına göre güneşi ne kadar ve ne açıyla aldığı değişir. Kuzey Yarım Küre’de yaz ayları ile Güney Yarım Küre’deki yaz ayları aynı değildir. Öyle ki gündüz ve gece bile aynı değildir. Bu güneş ışınlarının bir tarafa başka, diğer tarafa başka açıyla düşmesi ve yapmış olduğu hareketten kaynaklanır. Güneş ışınları yalnızca bu ekinoks tarihlerinde Ekvator'a dik açıyla gelir. Normalde Kuzey ve Güney Yarım Kürelerde gece ve gündüz süreleri hep değişkenlik gösterirken ancak bu ekinoks tarihlerinde gece ve gündüz süreleri eşit olur. Bu durum her iki yarım kürede de yılda iki defa gerçekleşir. Bu tarihler 21 Mart ve 23 Eylül tarihleridir. 21 Mart'ta Kuzey Yarım Küre’de İlkbahar Ekinoksu yaşanırken Güney Yarım Küre’de Sonbahar Ekinoksu yaşanır. Aynı şekilde 23 Eylül'de Kuzey Yarım Küre’de Sonbahar Ekinoksu yaşanırken, Güney Yarım Küre’de İlkbahar Ekinoksu yaşanır. Bu tarihler çok fazla değişmese de bazen bir gün kadar değişebilir. Bunun sebebi ise bir yılın 365 gün 6 saat olmasıdır. O artık 6 saat kavramı ekinoksu etkileyebilir. 
Bunun yanında ekinoksu da sadece dünya yaşamaz. Evrendeki bütün gezegenler tıpkı dünya gibi güneş ile hareket halinde olduğu için ekinoksu yaşar.
Ekinoks tarihleri kimi ülkeler ve devletler için önem taşımaktadır. Bazı ülkeler ekinoks tarihlerinde sevdiklerini ve atalarını anmak için törenler düzenleyip  o günleri resmi tatil ilan ediyorlar. Ekinoks tarihlerinin bir de şöyle bir önemi var. Bu tarihler her iki yarım kürede de ilkbahar ve sonbahar başlangıcı kabul edildiği için hasat yapma, ekip biçme açısından da önemlidir. 

...
Yerli Aşımız: Turkovac
Yerli Aşımız: Turkovac
bilim | 103 gün | 70 | Sümeyra

2019 yılının sonunda birçok ülkeyi ardından 2020 yılının Mart ayında da Türkiye'yi etkisi altına alan Covid 19 salgınından korunmak için birçok aşı geliştirildi. Çin aşısı Sinovac, Alman aşısı Biontech ve son olarak da Türk aşısı Turkovac.  Covid 19 salgını çıktığından bu yana binlerce insanın hayatına mâl oldu. Virüse karşı herhangi bir ilaç ya da başka bir şey yoktu. Yapılan uzun soluklu araştırmalar ve çalışmalar ile Alman-Amerikan karışımı Biontech ve Çin kökenli Sinovac aşıları insanlara umut olmuştu. Ardından Türkiye'de de yapılan çalışmalar sonucunda yerli aşkımız da bulunmuş oldu. 2021 yılının sonlarına doğru halka yapılmaya başlanan Turkovac Aşısı birçok kişi tarafından mutlulukla tercih edildi. Erciyes Üniversitesi ve TÜSEB'in yani Sağlık Bakanlığı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığının birlikte yaptığı çalışmalar sonucunda ortaya çıkan Turkovac Aşısı insanlar için Covid 19'a karşı bir kez daha umut oldu. Yerli aşkımız olduğu için daha gönül rahatlığı ile olabileceğimiz yerli aşımız son derece başarılı bir aşı.  Son 50 yılın en yerli aşısı olarak kabul edilen Turkovac'ın koruyuculuğu da oldukça yüksek. İnsanların en büyük tedirginliği olan yan etki konusunda da yapılan araştırmalar sonucunda herhangi bir yan etkisi gözlemlenmemiştir. Turkovac'ın yeni çıkan varyantlar üzerinde ve belki de daha çıkmaya devam edecek olan varyantlar üzerinde etkili olup olmadığı konusunda ise hâlâ çalışmalar devam etmektedir. 

İlk başlarda sadece gönüllülere yapılan Turkovac'ın, koruyuculuğu göz önünde bulundurulunca tüm halka açılması da kaçınılmaz olmuştur. Oldukça güçlü bir aşı olduğu söylenen Turkovac diğe aşılar gibi hastaneden randevu alınarak yaptırılabilmektedir. Ancak en büyük sorun şudur ki; Sinovac ya da Biontech olmamış, yalnızca Turkovac Aşısı olmuş kişilerin yurt dışına çıkmaları yasaktır. Turkovac Aşısı vizeden geçmemektedir. Yalnızca Turkovac Aşısı olanlar hiç aşı olmamış sayılmaktadır. Bu da bizim aşımız için yapılan bu aşağılama konusunda bizleri oldukça üzmektedir. 

...
Sabır Çiçeği: Kardelen
Sabır Çiçeği: Kardelen
bilim | 125 gün | 99 | Sümeyra

Kışın açan tek çiçek olması sebebiyle ilgi gören Kardelen Çiçeği Nergisgiller familyasına aittir. Görüntüsü kara benzeyen kardelen, teması seven birek değildir. Kardelen, dağların karda kalan yüksek rakımlı yerlerinde açmasıyla bilinir. Karı delerek karın yüzeyine çıkan kardelen, Ocak ayı ile Mart ayı arasında hayatta kalır. Yılda yalnızca bir defa açar ve çok soğuk havalarda bile yaşamayı başarır. Adı üstünde kardelendir. Kardelen Çiçeği evlerde de yetiştirilebilir. Görüntüsü itibari ile çoğu kişinin sevdiği bir çiçek olduğu için çok rağbet görmektedir. Evde bakımı hakkında aiyi bilgiye sahip olmak gerekir. Sonuçta karda çıkan ve yaşayan bir çiçektir. Kardelen Çiçeği nemi çok sever. Yetiştirirken nem oranına dikkat etmek gerekir. 

Kardelen Çiçeği, eksili derecedeki soğuklarda bile dayandığı için sabrın çiçeği olarak da bilinir. Vefa, sabır ve fedakarlığı temsil eder. Bu vefa ve sabrı temsil etmesi ile birçok anlatıya da konu olmaktan geri durmamıştır. Kardelen hakkında anlatılan çeşitli rivayetler söz konusudur. Bir rivayete göre; kardelenin güneşe aşık olup onu ne pahasına olursa olsun görmek için can atması üzerine, güneş çıkar çıkmaz da dayanamayıp ölmesi anlatılır. Diğer rivayette ise, birbirini seven iki çiçeğin diğer çiçeklerden farklı olarak hiçbirinin açmayacağı vakitte açmak için sözleşmeleri üzerine, kardelenin sözünü tutup karı delerek açması ama çok soğuğa dayanamayıp ölmesini anlatır. Sevdiğine verdiği sözü tutan çiçeğe yaptığı fedakarlık için Kardelen ismi verilirken, sözünü tutmayan çiçeğe Hercai ismi verilmiştir. Tabii ki bunlar rivayettir, bu gibi birçok nice anlatıya konu olmuştur. 

Bunun yanında Kardelen Çiçeğinin faydaları da oldukça çoktur. Enfeksiyona iyi gelir, mide rahatsızlıklarına iyi gelir, yara ve çıban tedavisinde kullanılır, ayrıca kalbi güçlendirdiği de söylenir. Bu hem görüntüsü itibari ile hem de faydaları ile dillere destan Kardelen Çiçeği en sevilen çiçekler arasında yer almaya devam etmektedir. Birbirini seven gençlerin hitabetine bile konu olan kardelen çiçeği, hem çok dayanıklı hem de çok nahif olduğu için sevgiliye benzetilir. Sevgili de aşkı için direnen ama aşığının ufak bir sözüyle de kırılandır.

...
Disleksi Nedir, Belirtileri Nelerdir, Nasıl Tedavi Edilir?
Disleksi Nedir, Belirtileri Nelerdir, Nasıl Tedavi Edilir?
bilim | 129 gün | 106 | Sümeyra

Disleksi, genellikle çocuklarda görülen, okuma ya da öğrenme güçlüğü olarak bilinen bir hastalıktır. Zeka seviyesi çok yüksek ya da normal olan bireylerde görülür. Yani Disleksi zeka seviyesi ile alakalı bir durum değildir. Unutulmamalıdır ki, öğrenme ve okuma güçlüğü olan çocuklar diğer çocuklardan daha az zeki değildir. Hatta geçmişe şöyle bir dönüp baktığımızda bu Disleksik kişilerin genellikle bilim adamları ya da mucitler olduğunu söylemek yanlış olmaz. Albert Einstein, Leonardo Da Vinci, Pablo Picasso, Edison, Mozart, Bill Gates, Stephen Hawking, Alexander Graham Bell gibi daha birçok önemli şahsiyet de çocukken Disleksiye maruz kalmışlardır. Disleksi her bireyde farklı belirtiler göstermektedir. Yani Disleksi herkeste kendini aynı şekilde göstermez. Kimisi harf ve rakamları ters görür, kimisi hece atlar, kimisi birbirine benzeyen sesleri karıştırır. 

Disleksi olan çocukların genellikle yazısı kötüdür ve okunaksızdır. Arda arda gelen herhangi şeyleri (günler, aylar, mevsimler, sayılar) öğrenip sayamazlar, hep karıştırırlar. El becerileri düşüktür, motor becerisi gerektiren şeylerde Başarısız sırlar. Okula karşı fobileri vardır ve okulu hiç ama hiç sevmezler. Dikkatleri oldukça dağınıktır, çok kolay dağılır ama kolay toplanmaz. Disleksik çocuklar diğer çocuklara göre daha yavaş hareket ederler ve daha yavaş konuşurlar. İletişim biraz daha zordur onlarla ancak doğru bir iletişim şekli bulunduğunda gayet de kolaylaşabilir. Çocuğun Disleksi olduğunu doğru tespit etmek için, doğru testlerin yapılması gerekmektedir. Disleksi büyüdükçe geçen bir hastalık değildir. Küçük yaşta çocuğa verilecek düzenli ve bireysel bir eğitim ile yok olabilir. Ancak ilacı veya başka türlü bir tedavisi yoktur. Disleksiyi yok etmede ebeveynlerin payı oldukça büyüktür. İyi bir gözlem, sabır ve doğru eğitim çok önemlidir. Ebeveynlerin ya da eğitimcilerin sabır ve azmi ile düzeltilebilir ancak. Disleksiyi daha iyi anlamak için Aamir Khan'ın başrolünde oynadığı Her Çocuk Özeldir isimli filmin ebeveynler tarafından mutlaka izlenmesi gerekmektedir. 

...
Ali Kuşçu'nun Bilime Katkıları
Ali Kuşçu'nun Bilime Katkıları
bilim | 142 gün | 234 | Sümeyra

Osmanlı İmparatorluğunun en önemli bilim adamlarından biri olan Ali Kuşçu, 15. yüzyılın başlarında Semerkant'ta dünyaya gelmiştir. Gerçek adı, Alaeddin Ali'dir. Babası Timur Devleti'nin beyi Uluğ Bey'in doğancısı Muhammed'dir. Babasının mesleğinden dolayı Alaeddin Ali'ye, Ali Kuşçu denmiştir. Babası sarayda çalıştığı için Ali Kuşçu da eğitimini bu çevrede görmüştür. Çok önemli kişilerden astronomi ve matematik eğitimi almıştır. Astronominin büyük bir kısmının derslerini Uluğ Bey'den almıştır. Uluğ Bey kendisini o kadar çok severmiş ki, ona “faziletli oğlum” dermiş. Ali Kuşçu ilime o kadar açtır ki sürekli ilim öğrenme derdiyle yanıp tutuşmuştur. Hatta ilime daha da doymayıp gizlice Kirman'a gitmiştir. Kirman'da çok fazla araştırma yapmış ve çok fazla eser okumuştur. Kirman'da yazmış olduğu Hallü Eşkâli'l Kamer ( Ay'ın Görünümleri Üzerine) isimli eserini Uluğ Bey'e sunarak onun beğenisini kazanmıştır. Bunun haricinde Risâle der İlm-i Hey (Astronomi Risalesi) ve Risâle der İlm-i Hisab (Aritmetik Risalesi) olmak üzere iki tane Farsça eser yazmıştır.

Uluğ Bey, Ali Kuşçu'yu kendini geliştirmesi için Çin'e göndermiştir. O da nitekim kendini geliştirmiş olacak ki Çin'den dönünce dünyanın yüzölçümünü ve meridyenleri hesaplamıştır. Uluğ Bey Semerkand'a bir rasathane yaptırdı ama ömrü yetmediği için çalışmaları yarım kaldı. Bunun üzerine rasathanenin başına Ali Kuşçu getirildi. Ali Kuşçu da  daha önce yapılan astronomi tablosundaki yanlışlardan dolayı yeni bir tablo yaptı ve bu tablo yüzyıllar boyunca kullanıldı. Uluğ Bey'in ölümünden sonra çıkan taht kavgaları sebebiyle Semerkand yaşanmaz bir yer haline geldi. Bu yüzden de Ali Kuşçu Akkoyun hükümdarı Uzun Hasan yönetiminde olan Tebriz'e gitti. Uzun Hasan, ilime çok önem veren bir insandı. Fatih Sultan Mehmet ile aralarında olan anlaşmazlığı halletmek için Ali Kuşçu'yu İstanbul'a gönderdi. Fatih Sultan Mehmet Ali Kuşçu'yu büyük bir merasimle karşıladı. Yazdığı önemli eserleri Fatih Sultan Mehmet'e sundu. Fatih Sultan Mehmet tarafındanok fazla beğenildi. 

İslam dünyasındaki matematik ve hesap bilimini Osmanlı'ya taşıdı. Dönemin ilim adamları bile kendisinden ders almışlardır. Matematik alnında yazdığı eseri uzun yıllar medreselerde okutuldu. İstanbul'a gelmesi çoğu açıdan çok faydalı olmuştur. İstanbul'u enlem ve boylamını hesaplamıştır aynı zamanda. Bunların yanısıra Gezegenlerin dizilimlerini (ona göre; Satürn, Jüpiter, Mars, Güneş, Venüs, Merkür, Ay şeklinde sıralanmıştır), gezegenlerin enlemleri, boylamları, ekvatorun özellikleri, gece ve gündüz uzunlukları, kürelerin sayıları gibi alanlarda araştırmalar ve çalışmalar yapmıştır. Nitekim yüzyıllardır adının hâlâ anılması bilim dünyasına sunduğu sonsuz katkıdan dolayıdır. 

...
Astaksantin Nedir? Faydaları Nelerdir?
Astaksantin Nedir? Faydaları Nelerdir?
bilim | 143 gün | 92 | Sevilay Esma

Astaksantin bir karotenoid ( Karotenoidler ise karotenin yapısında oksijen içeren kimyasal yapılarıdır.) çeşididir. Özellikle bitkilerin güneş ışığından aldıkları enerjiyi pigment haline dönüştürerek oluşurlar. 

Astaksantinin sentezi ve yapısı 1975 yalında tanımlanmıştır. Karoneidlerin kralı olarak yapılan araştırmalara, astaksantininin doğada  en güçlü antioksidanlardan  (Antioksidan ; canlıların hayatta kalabilmesi, vücut fonksiyonlarının çalışabilmesi için gerekli olan maddelerdir. Vücuda zarar veren serbest radikaller ile mücadele ederek canlıların sağlık problemlerine karşı koruma sağlar) biri olduğunu sonucuna ulaştırmıştır. 

Bu nedenle düzenli olarak kullanılması ön görülen sağlık ürünlerinden biri olan astaksantinin bizim için faydaları şunlardır. 

Başlıca antioksidan özelliğinin olması nedene ili bazı kronik hastalık türlerine karşı korunmada ,cilt yaşlanmasını tersine çevirmede ve iltihabı hafifletmede yardımcı olmaktadır. Astaksantinin beyin ve kalp sağlığı, dayanıklılık ve enerji düzeyini yükseltmede, hatta doğurganlıkta faydalı olduğu bu tür sorunlar için de bu mucize üründen yararlanıldığı görülmüştür. 

ASTAKSANTİN YARARLARI NELERDİR. 

Beyin sağlığına yardımcı olarak hafızayı güçlendirir. 

Astaksantin sinirleri koruyan  özelliklere sahiptir. Bu özelliğin yeni sıra yeni sinir üreten ve sinirsel bağlantılar ile ilgili biyolojik aktivitelerde rol oynamaktadır. Astaksantinin kan bariyerini geçme  özelliği sayesinde Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıklar da dahil olmak üzere nörolojik patojenlerin önlenmesinde ve tedavisinde kullanılmakta olup, düzenli kullanımlarda algısal fonksiyonları da artırdığı gözlemlenmiştir. 

Kalbinizi korur.

Antioksidanın ve anti-inflamatuarın içeriğindeki  özellik kalp sağlığını korumada önemli bir rol oynadığı  gibi, aynı zamanda C-reaktif proteinini azaltarak kardiyovasküler sistemi korumaktadır. 

Cilt elakstikiyetinin artmasını sağlar ve cildinizi korur. 

2012 yılında yapılan araştırmalarda topikal ve oral astaksatin dozlarının birleytirilmesinin kırışıklıkları azaltamaya ve ileri yaş nedeni ile oluşan lekeleri daha küçük hale getirmeye aynı zamanda cilt nemini korumaya yardım olabileceğini göstermiştir. 

Japonya’da 65 sağlıklı kadınla yapılan bir çalışma sonucunda 16 haftalık düzenli astaksantin kullanımının yaşa bağlı cilt bozulmasını önleyebileceğini ve anti-enflamatuar etkisi ile çevresel hasarlı  (UV ışınları) karşı cilt problemlerine karşı koruyu etkisini ortaya koymuştur. 

Saç dökülmesini önler.

Bu güçlü antioksidan ve 5-alfa-reduktaz enzimini inhibe etme özelliği ile  saç kaybının en önemli nedenlerinden olan DHT( dihidrotestesteron) seviyesini azaltarak , düzenli olarak alınan  astaksantin takviyesi ile saç yenilenmesine en büyük yardımcıdır.

Enflasmasyon (yangı veya iltihaplanma) azaltır. 

Vücutta kronik hastalıkların yol açtığı iltihaplanmaya neden olan bileşkileri azaltır. Yapılan araştırmalar neticesinde %100 doğal olmasına ağrı kesici görevi gördüğü tespiti yapılmıştır. Astaksantın osterortrit,romatois, artrit ve ani oluşan ağrılar ile adet sancılarını azaltmayı COX2 enzimlerini bloklarayarak gerçekleştirmektedir.

Vücut kaslarının gelişmesine ve korunmasına yardımcı olur. 

Kas yorgunluğuna neden olan laktat birikimini düşürerek, yağ birikimi önemli ölçüde azaltmaktadır. 

Göz sağlığı için önemlidir. 

Astaksantin güçlü antioksidan özelliği sayesinde katarakt ve makula dejenerasyonu gibi yaşa bağlı göz hastalıklarını  önlemeye yardımcı olduğu gibi ve  UV hasarına karşı gözleri korumaya yardımcı olmaktadır. 

Sperm sayısını arttırır. 

Kan akışını hızlandırır. 

Bir çok Kanser türüne  karşı savaşır. 

Yapılan bir araştırma ve çalışmada astaksatin göğüs kanseri tümör hücre proliferasyonunu %40 azalttığı ayrıca cilt kanseri riskini de azaltmaya yardımcı olan foto  koruyucu özelliğe sahip olduğu gösterilmiştir. 

Kronik hastalıklarda bağışıklık sistemini güçlendirir. 

Tüm bunların yanı sıra 2004 yılında yapılan çalışmalarda da astaksatinin böbrek ve böbrek hücre hasarının yanında kan şekerini de düşük seviyelere çektiği, astım tedavisinde yardımcı olarak histamin seviyelerinin normale dönmesinde etki ettiği, mide ülseri vakalarının %40-%67 oranında koruduğu araştırmalar sonucunda ortaya çıkarılmıştır. 

Kısacası küçücük bir kapsül içine sığdıralan bu mucizevi ürünü  mutlak suretle güvenilir bir yerden ve değerlerine, doğal üretim özelliklerine dikkat eden firmaları tercih ederek günde 1 defa almanız önemlidir.

...
Parfümün Tarihçesi
Parfümün Tarihçesi
bilim | 143 gün | 89 | Sevilay Esma

Bazen bizi bizden alan, kokusuna hayran kaldığımız ve vazgeçemediğimiz, parfümler vardır. Bazıları ise tam bir parfüm tutkunudur. Peki parfümün, tarihçesi hakkında ne kadar bilgimiz var. Bu güzel bizi bizden alan kokular ne zaman bulunmuş, kökeni nereden gelmektedir.

Parfümün ilk icadı ve kökeni hakkında bir çok görüş ve terori bulunsada, ilk parfümün Mezopotamyalılar, Mısırlılar ve Persler tarafından üretildiği görülmektedir. Parfümü üreten ilk insan  ise Tapputti adını taşıyan kimyacı bir kadın olduğu ve ilk kokunun Mezopotamya’ya bağlı Babil’de mürrüsafi adı verilen ağaç, yağlar ve çiçeklerden üretildiği bilinmektedir.  Yaklaşık olarak 4000 yıl önce Mısır’da parfüm dini törenlerde, cenazelerde bunun yanı sıra günlük yaşamada da kullanmıştır. Güneş tanrısı Ra’nın teri olarak görülen parfümü kullanmak o dönemlerde kutsal sayılırmış. Bu sebepten olsa gerek Mısırlıların Nefertum adı verilen ve başında nilüferlerden oluşan  bir taç taşıyan tanrıçaları varmış. Bilindiği üzere nilüfer halen ençok kullanılan parfüm içeriklerinin başında gelmektedir. Persli’lerde ise kokular genellikle politik durumun sembolü halinde olup, yine parfüme çok değer verilmiştir. O dönem de o kadar çok parfüm kullanımı varmış ki , krallar parfüm şişesiyle resmedilir, bu durumda normal karşılanırmış. Parfüm, Yunanlıların ile Romalıların İran’ı (Acemistan) ele geçmesiyle birlikte bir sanat  haline gelmiştir. Dünyaya yayılmaya başlamış ve 1190 yılında da Paris’e kadar  gelerek ticari bir gelişme başlayarak, şimdiki zamanın dev sektörleri arasında yerini almıştır. Statü ve anlamlarına göre parfüm her ülkede farklı gelişmiştir. Çağdaş ve modern parfümü üretimi yapılmadan önce farklı tarzlardaki kokulara parfüm adı verilmiş ise de çağdaş, modern özelik ve niteliklerdeki ilk parfüm 1370 yılında “Macar Suyu” adı verilen güzelliği ile  tanınmış olan Macar Kraliçesi Elizabeth için, içeriği biberiye yağı, taze kekik, esans ile birlikte alkol karışımıyla geliştirilmiş, lavanta yağınında eklenmesi üretilen özel bir parfüm olmuştur.

Hal böyle iken parfüm denilince ilk akla gelen Fransa’da ise parfümün tarihçesi çok daha gariptir. Çok fazla ayrıntıya girmeden anlatacak olursak Fransızların banyo ve tuvalet kültürünün olmaması ve kötü kokunun giderilmesi  ile bastırılması için ortaya çıktığı bilinmektedir.  Hatta tüm bu alışkanlıklarının olmamasının nedeni ile Fransızların, topuklu ayakkabı ve şemsiyeyi icat ettikleri bilinen söylentiler arasında yer almaktadır. 

...
Uçaklar Arkalarında Neden Çizgi Bırakırlar?
Uçaklar Arkalarında Neden Çizgi Bırakırlar?
bilim | 190 gün | 88 | Sultan

Her insan uçak giderken onu arkasından takip eder. Günlük yaşamda gökyüzünden birçok uçak geçer. Bunlardan bazıları giderken arkasında iz bırakır. Peki arkasında iz bırakan uçakların bunu nasıl yaptığını ya da neden yaptığını hiç düşündünüz mü? Araştırmalarıma göre binek araçların egzozlarından duman çıkarması gibi uçaklarda havadayken egzoz gazına benzer gaz çıkarırlar. Bu atık gazların içinde su buharı bulunur. Egzozlarından salınan bu su buharı dışarı atılırken beyaz çizgi bırakırlar. Bu durumu basit bir örnekle açıklayabiliriz. Soğuk havalarda ağzımızdan çıkan su buharı görünür hale gelir. Uçaklarda bu mantıkla dışarı buharı verir. Uçaklar yerden 7500 metre yükseklikte uçar. Bu yüzden sıcaklık - 30° olur. Yerden uçan uçaklarda ise socaklık normal olduğu için arkalarında iz bırakmazlar. Tabi ki bunların yanında komplo teorisi de var. Kötü niyetli güçlerin aslında insanları etkilemek için uçaklar aracılığı ile atmosfere kimyasal gaz bıraktığını düşünen insan sayısı da oldukça fazla. Bilim adamları da bu teoriyi reddediyor. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

...
Nebula Nedir? Ne Anlama Gelir?
Nebula Nedir? Ne Anlama Gelir?
bilim | 243 gün | 192 | İrem

Nebula bir yıldız ismidir. Yıldızlar, yer aldıkları gazların füzyonlarının bitmesi ile beraber ölürler. Hidrojenin helyum atomlarına evirildiği reaksiyonlar biterken, yani hidrojen azalıp yakıt da biterken, yıldızlar bir anda büyür ve ilk olarak kırmızı hallerini alırlar.

Sonra ise yıldızlar karadelik ya da beyaz cüceye dönüşebilir. Uzay ortamında yer alan gazlar da sıcaklığı on beş bin derecenin üzerine çıkan bir bulut meydana getirir. Sonuç olarak yıldızdan arta kalan gaz bulutu da nebulayı oluşturmuş olur diyebiliriz.

Salma nebulası en sık görülenidir. Nebulaların büyük bir kısmı da bu şekilde tanımlanıyor. Salma nebulası, biçimi ve sınırı bulunmayan bir gaz bulutu olarak dikkat çeker. Genel olarak kırmızı bir görünümleri vardır. Bunun temel nedeni ise en sık içerdikleri elementin hidrojen olması ile alakalıdır.

Bir de gezegene benzeyen nebulalar vardır. Bunlar da Güneşe benzeyen ufak kütleli yıldızların evrimlerinin son kısmında uzaya gönderilen dış bölgelerin gaz biçimindeki kalıntılarından oluşur. Bahsi geçen bu yıldızlar, ölüm esnasında sıcak beyaz cücelere evirilir. 

...
Yıldızlar Nasıl Meydana Gelir?
Yıldızlar Nasıl Meydana Gelir?
bilim | 243 gün | 129 | İrem

Toz ve gaz bulutlarının yoğun hale gelerek kütle çekimleri sayesinde içine çekilmesi sonucunda yıldızlar meydana gelir. Tabii her çökme durumu sadece yıldızları meydana getirmek için değildir. Asteroitler ve gezegenler de aynen bu biçimde var olurlar. Çökme sonucunda oluşan gökcisimlerinin bir yıldızı ortaya çıkarması için çekirdeğinde yer alan helyumu günden güne hidrojene çevirmesi şarttır.

Bunun açıklaması aslında yeterli sıcaklığı bulmasıdır. Bu durum bir yandan da cismin kütlesi ile ilintili olmaktadır. Günümüze bakıldığında yıldızların meydana gelişimini tahminler oluşturarak buluyoruz, ardından bilimsel veriler ortaya çıkıyor ve her şey net bir hal almış oluyor. Milyarlarca hatta trilyonlarca sene boyunca sürecek olan yıldız oluşum süreçleri ile alakalı tahminler yürütmek artık çok kolay.

İçinde yaşadığımız galaksi yani Samanyolu'nda toz ve gaz bulutları yer alır. Bunlar zaman geçtikçe bir süre sonra yıldızların oluşumunu desteklemeye başlar diyebiliriz. Cisimlerin her biri birbirine hareket yapar ve bunun sonucunda da gök cisimleri oluşur. Gaz ve toz bulutları da yıldız meydana getirebilecek bir seviyedeyse bu gerçekleşecek demektir. 

...
Bilinen En Eski Kan Grubu Hangisidir?
Bilinen En Eski Kan Grubu Hangisidir?
bilim | 246 gün | 92 | Dila

Ortaokulda anlatıldığı gibi kan grupları Mendel'in kalıtım kanunlara uygun bir şekilde aktarılıyor. Anneden gelen iki genden biri ve babadan gelen iki genden biri birleşerek aradaki baskınlık durumuna göre kişinin kan grubunu oluşturuyor. Birey bu baskın kan grubunun özelliklerini barındırıyor.

 0 kan grubuna sahip bireyler diğer kan gruplarına sahip bireylere kan verebildiği için uzun zaman boyunca bu kan grubunun en eski kan grubu olduğu düşünülüyordu. Yapılan son araştırmalar 0 kan grubuna sahip bireylerde A ve B grubunun baskınlığını devre dışı bırakan farklı mutasyonlar bulundu. Bu durum en eski kan grubunun hangisi olduğunu bilmemizi zorlaştırdı.

 Fakat kesin bilinen bir bilgi AB kan grubunun en yeni kan grubu olduğu. A grubu taşıyan Avrupalılar ve B grubu taşıyan Asyalıların kaynaşmasıyla ortaya çıkan AB grubu ilk olarak 16. Yüzyılın başında görünmeye başlandı. Bununla birlikte A ve B kan grupları karşılaştırıldığında A kan grubunun B kan grubuna göre daha eski bir kan grubu olduğu biliniyor.

 Son duruma gelicek olursak A ya da 0 kan gruplarından biri bilenen eski kan grubu.

...
Babasız Doğum Mümkün Mü?
Babasız Doğum Mümkün Mü?
bilim | 246 gün | 198 | Dila

Hayvanlar aleminde partenogenesis adını verilen üreme biçimi oldukça sık görünüyor. Omurgalılar olarak isimlendirilen insanların da içinde yer aldığı taksonomik grubunun ise en az 80 alt grubunda bu tarz bakire doğuma rastlanıldığı görülmektedir. Fakat insanlar ve diğer memeliler bu grubun istisnaları. Henüz detayları tamamlanmamış olsa da ,bilinen, hiçbir memelinin baba olmadan dünyaya bebek getirebilmesi olanaklı durmuyor. 
Bu durumun başlıca nedeni yumurta hücrelerinin sperm sinyali almadan bölünmeye başlayamaması. Diğer bir önemli nedense gerekli  insan kromozom sayısının yumurtada sadece yarısının bulunmasından kaynaklı (istisnalar mevcut). Bu iki durumu laboratuvar ortamında telafi etmek mümkün olsa da yumurta ve spermde bulunan genlerin hangisinin etkin olduğunun bilinememesi deneyi olumlu sonuçlandıramıyor. 
İnsan vücudundaki genlerin bir kısmı anneden bir kısmı babadan gelir. Annenin yumurta etkin genleri babanın, babanın etkin genleri annenin pasif genlerini tolere eder. Böylece sağlıklı genlere sahip bebekler dünyaya gelmiş olur. Sadece bir üreme hücresinden meydana gelen  yavrunun ömrü uzun olmuyor.
Her ne kadar günümüz koşullarında bu mümkün olmasa da ileri bir zamanda gelişen teknoloji ile beraber bu sorunlar için geçerli çözümler üretilebilir.

...
Neden Şarkılar Zihnimizde Dolanır?
Neden Şarkılar Zihnimizde Dolanır?
bilim | 248 gün | 92 | Dila

Gerçekten sevdiğimiz bir şarkıyı bazen defalarca üst üste dinlesek de sıkılmayız. Fakat bazen öyle durumlar var ki en sevdiğimiz şarkı bile olsa zihnimizde sürekli dönmesi bizi bunaltabilir. Ne kadar çabalasak çabalayalım bir türlü susturamayız. Bu da oldukça sinir bozucu olabilir. Bunun nedeni Dartmouth Üniversitesi bilim insanlarının araştırmalarına göre beynin bilişsel olarak kaşınıyor olması. Bir insan daha önceden dinlediği bir şarkıyı dinlediğinde işitsel beyin korteksi otomatik olarak olarak onu tamamlama üzerinde çalışır. Bu durum şarkı bitse dahi dakikalarca hatta belki saatlerce devam eder. Fakat aynı sinek ısırığında oluşan kaşıntıyı her ne kadar kaşısak da geçmiyorsa aynı şekilde bu şarkı tamamlama döngüsü başladığında onu geçirebilmemizin bilinen bir çözümü yok. Özellikle nevrotik, yoğun ve stresli bir hayat yaşayan ya da doğal olarak müzisyenlerin bu durumu çok sık yaşadığı biliniyor. Kesin bir çözümü olmamakla birlikte bu tarz döngüler başladığında zihnimizi serbest bırakıp ilgiyi başka noktalara çekerek beynimizin dikkatini dağıtabilir ve daha kısa sürede bu döngüden kurtulabiliriz.

...
Mavi Dolunay Nedir?
Mavi Dolunay Nedir?
bilim | 249 gün | 95 | Fatma

Mavi dolunay, dolunay evresinin ay içinde ikinci kez meydana gelmesine denir. Mavi dolunay denilmesinden ötürü, Ay’ın farklı bir renge dönüşeceği zannedilse de herhangi bir renk değişimi yaşanmamaktadır. Peki, mavi dolunay tam olarak nedir?

Dünya’da yaşanan volkanik patlama ve orman yangını gibi fiziksel sebeplerden dolayı bulutların harekete geçmesi ile dolunay mavinin tonlarında görülmüştür. Bundan dolayı gökbilimciler tarafından mavi dolunay olarak isimlendirilmiştir. Yani Ay’ın rengi hiç değişmemekte yalnızca havada oluşan toz bulutlarından dolayı Ay mavinin tonlarında görülmektedir. 

Mavi dolunay terimi ilk olarak 1946 yılında Sky & Telescope dergisi tarafından ele alınmıştır. Ancak bu tanım tam anlamıyla mavi dolunayı karşılamamıştır. Mavi dolunay, ilk kez 1883 yılında çok belirgin bir şekilde görülmüş ve kayıtlara alınmıştır. Bunun yanı sıra mavi renge en yakın mavi dolunay, 1991 yılında görüntülenmiştir. 

Gök bilimcileri, mavi dolunayı nadir bir doğa olayı olarak nitelendirmektedir. Günümüzde ise mavi dolunay olayını görmek isteyen insanlar, mavi dolunayın ne zaman ve saat kaçta olacağını incelemeye devam ediyorlar. 

 

...
Radyasyon Havuzunda Yaşadığımız Halde Neden Ondan Uzak Durmamız Söyleniyor?
Radyasyon Havuzunda Yaşadığımız Halde Neden Ondan Uzak Durmamız Söyleniyor?
bilim | 249 gün | 100 | Dila

Hayatımız yoğun radyoaktif bir bulutun içerisinde, vücudumuzdan her saniyede 15 bin radyoaktif parçacık geçiyor. Bu parçacıkların hepsi bizi kanser etme riskini taşıyor. Bu bilgiye karşın bize okullarda öğretilen radyasyonun çok tehlikeli olduğu ve ondan uzak durmamız gerektiği öğretiliyor. Peki zaten bir radyasyon bulutunun içerisinde yaşıyorsak bundan nasıl kaçınabiliriz? 

Aslında bunun sebebi radyasyonun tek bir çeşit olmaması.  Gün içerisinde vücudumuzdan geçen radyoaktif parçacıklarının bize zarar verme olasılığı katrilyonlarca düşük. Size zarar verebilecek radyosyon çeşiti iyonlaştırıcı radyasyonlar. Bu tür radyasyonların tehlike oranı oldukça yüksek. Öyle ki bu radyasyonlar vücudunuzda bulunan atomlardaki elektronları bağlı olduğu elektrondan ayırabilecek güçte. Bu durum vücudunuzdaki atomların pozitif yüklenmesine sebep oluyor. Pozitif yüklü bu atomlara da radikaller adını veriyorlar. Bu radikallerin  vücut için oldukça fazla pozitif etkisi bulunmakta. Örneğin vücudumuzdaki bakterilerle savaşıyor ve biyolojik birçok etkinliğin düzenlenmesinde rol alıyorlar. Fakat bununla birlikte birçok negatif etkisi de yok değil. Bu radikaller aynı zamanda vücut hücrelerinde bazı istenmeyen mutasyonlara da yol açabilmekte. Bu radikallerin insan vücudunda kansere yol açtığının birçok kanıtı bulunmuştur.

...
Kaplanlar Neden Yalnız Avlanır?
Kaplanlar Neden Yalnız Avlanır?
bilim | 249 gün | 137 | Dila

Aslanlar sürüler halinde avlanır. Bunun aksine kaplanlar ise bağımsız olarak avlanırlar. Bunun nedeni avlarının birbirinden farklı olmasıdır. Dolayısı ile avlandıkları bölgenin koşulları da farklı olacaktır. Aslanlar çoğunlukla antilop ve zebra avına çıkarlar. Geniş ovalarda beslenen bu canlıları avlamak bu denli zordur. Sessiz ve açık bir ovada bir avcıyı fark etmek daha kolaydır. Bununla birlikte açık alanda gizlenebilecekleri yerleri bulabilmek aslanlar için zordur. Bu nedenlerden dolayı aslanlar birlikte organize olarak avlanmayı tercih ederler. Avın çevresinde bir aslan çemberi oluşturur avın kaçmasını zorlaştırarak kapana kısarlar. Kaplanlar ise ormanlık alanlarda avlanırlar. Ağaçların kısıtladığı alanda sürü halinde olmak daha zordur. Buna karşın saklanmak ve avları gözetlemek daha kolaydır. Ayrıca aslanların aksine kapların genetiği nedeni ile uzun süreli kovalama gücü daha azdır. Enerjileri daha çabuk tükenir hemen yorulurlar. Her iki türün amacı beslenmek de olsa hayat koşulları nedeni ile izlediği yollar farklıdır. Fakat günün sonunda her iki hayvan da kendi karnını doyurmuş olur. Aynı durum biz insanlar için de geçerlidir.

...
Yemek Yemeden Yaşamak Mümkün Mü?
Yemek Yemeden Yaşamak Mümkün Mü?
bilim | 249 gün | 113 | Dila

Rob Rhinhart yemek yemekten nefret eden bir elektrik mühendisi. Birçok kişiye bu hayret verici gelse de yemek yemeği sevmiyor buna zaman- para harcamak istemiyor. Bu yüzden hayatına adına Soylent ismini verdiği , içerisinde gün içerisinde ihtiyacı olan bütün besin kaynaklarını ve değerlerini içeren - kendi ürettiği- sıvı ile devam ediyor. Bu sıvıyı üretme fikri mezun  olduktan sonra kendi firmasını kurabilmek için parasızlıktan aç kaldığı dönemde aklına gelmiş. Günde üç öğün yemek yeme fırsatını bulamayan Rhinhart bu yeme sürecini basitleştirmeye karar vermiş. Bu süreçte internetten biyokimya ve beslenme hakkında kitaplar indirip araştırma yapmış. Daha sonrasında vücudu için gerekli olan kimyasal maddelerin listesini çıkartıp Amazon eBay gibi platformlar üzerinden kimyasal madde şirketleri üzerinden bu listeyi sipariş etmiş. Bu sıvının içerisinde gün içinde yediğimiz birçok ürün bulunmasına karşın bu ürünlerin yerini alamıyorlar. Uzun süreli kullanımda sağlığa zarar veriyor ve düşündüğünüzden daha pahalıya geliyor. Yine de Ulusal Sağlık Enstitüsü'nün yaptığı araştırmaya göre iyi hazırlanmış sıvı besinlerle yaşamak mümkün. Rhinhart da birçok başarız denemenin sonunda kendine uygun bir sıvı besini hazırlamayı başarmış. Yine de düzenli kan tahlilleri ile sağlığını denetlemeyi de ihmal etmiyor.

...
Portallar Gerçek Mi?
Portallar Gerçek Mi?
bilim | 250 gün | 103 | Dila

Bilim kurgu filmlerinde oldukça popüler ve bir o kadar da gizemli bir unsur olan portallar genellikle baş kahramanın nasıl oluştuğu bilinmeyen bir yarıktan geçerek farklı zaman ve yerde kendini bulması ile işleniyor. Henüz bu tür işlevinin olup olmadığı tespit edilemese de NASA'daki çalışmalar Dünya'nın manyetik alanında portallar olabileceğine işaret ediyor. X noktaları olarak isimlendirilen bu portallar elektron yayınımı bölgeleri olarak tanımlanıyor. NASA'da plazma fizikçisi Jack Scudder, bu X noktalarının Dünya ve Güneş'in manyetik alanının birleştiği noktalarda kesintisiz bir yol açtığını ifade ediyor. Yapılan bir diğer gözleme göre ise THEMIS adı verilen uzay aracı ve Cluster uydusunun ölçümleri doğrultusunda her gün bu hat boyunca düzinerce portalın açılıp kapandığı keşfedildi. Çoğunluğu kısa ömürlü olan portalların bir kısmı da günden güne büyüyor. Hatta birtakım enerji parçacıkları portalların oluşturmuş olduğu açıklıktan girerek Dünya atmosferinin üst kısmını ısıtıyor bu da jeomanyetik fırtınaları tetikleyerek o hayran olduğumuz kutup ışıklarını oluşturuyor. Kısacası bu portallar Güneş'ten Dünya'mıza manyetik alan transferi yapıyorlar.

...
Kuantum Mekaniğine Dair Önemli Bilgiler
Kuantum Mekaniğine Dair Önemli Bilgiler
bilim | 252 gün | 141 | İrem

Kuantum fiziği, her zaman atom altı parçacıklarını araştırır ve inceler. Temelde bu şekilde baz alınabilir. Kesinlikle bir bilim dalıdır. Parçacıkların temel ismi ise kuanta olur. Foton, kuark ve elektron gibi parçacıklar da birer kuanta olmaktadır. Kuantum mekaniğinin iki diğer adı ise dalga mekaniği ve nicem mekaniğidir.

Kuantum mekaniği; atom, molekül ve her birini meydana getiren nötron, proton, kuark, elektron ve gluon gibi parçacıkların fonksiyonlarını açıklamakla görevlidir. Çalışma bölgesi, parçacıkların birbirleri ile x ışını, gama ışını ve ışık gibi elektromanyetik radyasyonlar ile olan iletişimini de içerisine alır. 

Kuantum, Latin dilinde quantus olan ve ne kadar, ne büyüklükte anlamına gelen sözcükten gelmektedir. Kuramın belli fiziksel durumlar için kullandığı kesik olan birimlere de göndermede bulunur. Mekanik, Latin dilinde makinelere ait ya da yaratıcı gibi manalara gelen mechanicus sözcüğünden geliyor. 

Kuantum mekaniğinin temel kısımları ise yirminci yüzyıl döneminin ilk yarısı geldiğinde Albert Einstein, Werner Heisenberg, Niels Bohr, Max Planck ve Paul Dirac gibi birçok bilim insanları tarafından ortaya atılmış olmasıyla bilinir. Anti madde, belirsizlik ilkesi, kara cisim ışınımı ve dalga kuramı gibi birçok kuram bu alanda meydana getirilmiştir.

...