yaşam kategorisine ait yazılar
3 Farklı Dünya Mutfağı
3 Farklı Dünya Mutfağı
yasam | 2 weeks ago | 9 | Editör

Pek çok çoğumuza yemek yemek kadar zevk veren başka hiçbir şey yoktur. Özellikle annemizin hazırladığı ve her zaman alışık olduğumuz yemekleri yemek insanlara daha büyük bir zevk vermektedir. Ancak farklı kültürleri tanımak için onların yemek kültürlerinden de yararlanmak oldukça önemlidir. Elbette her kültürde bulunan yemekler damak tadımıza uygun olmayabilir ancak denemekten de zarar gelmeyecektir. İşte 3 farklı dünya mutfağı listesi...

1. Meksika Mutfağı

Meksika mutfağı aslında bize çok da uzak olmayan yemek seçeneklerinden oluşan bir mutfaktır. Özellikle acı seviyorsanız Meksika mutfağı tam da size göre bir seçenektir. Üstelik ülkemizde de son dönemlerde oldukça popüler bir hale gelmeye başlamıştır. Elbette Meksika denilince akla gelen ilk yiyecek Tacodur. Genellikle kıyma, çeşitli sebzeler ve peynir ile iç harç hazırlanarak, bu iç harç tortilla ekmeğinin arasına konulmaktadır. Oldukça lezzetli olmasının yanı sıra da yapımı da çok kolay bir yiyecek olarak karşımıza çıkar. Bunun dışında Meksika mutfağının fasulyeli enchilada, burrito, tortilla çorbası, Aztek çorbası, pipian soslu tavuk, tamale gibi pek çok lezettli yemeği de bulunmaktadır. 

2. Avustralya Mutfağı

Avustralya mutfağı aslında oldukça önemli bir mutfaktır çünkü ülke bir göç ülkesi olduğu için farklı kültürlerden de yiyecekleri içerisinde bulundurmaktadır. Özelikle İngiliz, Fransız, İtalyan, genel olarak Orta Doğu ve Uzak Doğu mutfaklarının harmanlanmış bir halidir. Bunların yanı sıra tahıl ve ete dayalı yiyecekler ülkede oldukça popülerdir. Yine meyve açısından da bir cennet olan Avustralya’da çeşitli tropikal meyvelerle de yiyecekler hazırlanmaktadır. 

3. Lübnan Mutfağı

Lübnan mutfağı için tam olarak melez bir mutfak demek doğru olur. Ülkenin Akdeniz’e kıyısı olması nedeniyle Lübnan mutfağında hem Akdeniz mutfağından hem de Arap mutfağından esintiler görmek mümkündür. Et mansaf, tahinli balık, etli humus, balık sayadieh, falafel, pita, hurma şerbeti, mütebbel, kızarmış kıbbe ve buğday tatlısı gibi pek çok yemek bulunan Lübnan mutfağında aslında bizim de yakından tanıdığımız humusun binbir çeşidi de bulunmaktadır.
 

...
Kozmatik Firmalarının Bilmemizi İstemediği 2 Şey
Kozmatik Firmalarının Bilmemizi İstemediği 2 Şey
yasam | 2 weeks ago | 26 | Editör

Kozmetik sektörünün tarihi aslında oldukça eskiye dayanmaktadır. Geçmişten günümüze kadar yaşanan süreçte özellikle kadınlar güzelleşmek için çeşitli ürünlerden yararlanmıştır. Yapılan araştırmalar doğrultusunda kozmetik amaçlı ürün kullanımının ilk kez antik Mısır’da olduğu tespit edilmiştir. Mısırlılar, Babiller ve Hitler gibi pek çok uygarlığında özellikle dini günlerde kozmetik ürünlerinden yararlandığı bilinmektedir. Peki günümüze kadar oldukça başarılı bir şekilde gelişen bu sektörün, kimsenin bilmesini istemediği sırları nelerdir. Hadi gelin hep birlikte kozmetik firmalarının bilmemizi istemediği 2 şey listesine göz atalım.

1. Bir Alana Bir Bedava

Özellikle günümüzde kozmetik alında pek çok indirimler ve satın almaya yöneltecek çeşitli politikalar izlenmektedir. Bir alana bir bedava gibi kampanyalara da çoğumuz sıklıkla denk gelmekteyiz. Özellikle parfüm, deodorant, vücut spreyi, dudak kalemi ve oje gibi ürünlerde bu tarz kampanyalar karşımıza çıkar. Eğer bir firma bir ürünü ücretsiz olarak tüketiciye sunarsa elbette satışlarında genel olarak bir artış olacaktır ve bu artış o ürünün bedelini hemen hemen karşılar. Anacak olay kar elde etmek olduğu için genelde firmalar en masrafsız şekilde bu işin altından kalmak isterler. Bu nedenle de genelde elde kalmış, kolay kolay tercih edilmeyen ya da en kötüsü son kullanma tarihi yaklaşmış ya da çeşitli nedenlerden dolayı bozulmuş veya bozulmak üzere olan ürünlerde bu kampanyalar yapılmaktadır. 

2. Kasa Arkası Ürünler

Bir kozmetik mağazasına gittikten ve ihtiyacınız olan ürünleri kasaya getirdikten sonra muhtemelen kasiyerden “kasa arkası ürünlerden ihtiyacınız olan bir şey var mı?” diye soru ile karşılaşırsınız. Yüzde elli indirimde, elimizde son ürün kaldı fırsatı kaçırmayın gibi sözler de aslında hepimizin duymaya alışık olduğumuz sözlerdir. Normal şartlarda önünden geçip gittiğimiz ve pek dikkatimizi çekmeyen ürünlerin hepsi kasa arkasında olur ve yine nasılsa onlara çok ihtiyacımız varmışcasına bir düşünceyle yaklaşır kasiyerler bizlere. Bu ürünler yine genelde normal şartlarda pek talep edilmeyen ürünlerdir ve önce biraz fiyatı şişirilir sonrasında ise yüzde 50 indirim yaptık denilerek sizin o ürünlere olan ilginizi arttırmaya çalışılır.
 

...
Bilinen En Tehlikeli Zehirler
Bilinen En Tehlikeli Zehirler
yasam | 2 weeks ago | 12 | Editör

Bazılarımız gıda zehirlenmesi gibi zehirlenmeler geçirebilirler. İnsanların zehirlenmesi ve bu nedenle hayatını kaybetmesi aslında çok kolaydır. Doğa bizlere zehri ve panzehri bir arada vermektedir. Hadi gelin hep birlikte bilinen en tehlikeli zehirler hangileriymiş bakalım.

1. Batrakotoksin

Batrakotoksin, bazı kaynaklara göre bilinen en etkili zehirden bile 250 kat güçlü bir zehir olarak geçmektedir. Bu zehir Orta ve Güney Amerika’da yaşamını sürdüren Zehirli Ok Kurbağası tarafından üretilmektedir. Ne kadar etkili olduğunu anlatabilmek için ufak bir örnek vermek gerekirse eğer, bu zehir dokunulduğunda bile yetişkin bir insanı felç edebilir. Zehrin ismi Yunanca kurbağa kelimesinden gelmektedir. Bazı kurbağalarda bu zehir yalnızca kurbağanın derisinde bulunmaktadır. Bu tür kurbağalar oklarını çeşitli hayvanları zehirlemek için kullanmaktadır. Batrakotoksin’in panzehri henüz bulunamamıştır.

2. Tabun

Bir diğer oldukça ise Tabun’dur. Meyveyi andıran bir kokuya sahip olan bu kimyasal zehir dünya üzerinde keşfedilen ilk sinir gazlarından birisi olması ile de ünlüdür. Kolaylıkla felce ve bilinç kaybına neden olabilmektedir. Irak- İran savaşında, Iraklı askerler tarafından kimyasal saldırı olarak kullanılması ile oldukça bilinir bir hale gelmiştir. Tabun az miktarlarda bile oldukça etkilidir ve direkt sinir sistemini etkilemektedir. İnsan vücudundaki ilk etkilerini zehrin miktarı değil vücuda giriş noktası belirlemektedir. Kullanım hızına ve şekline bağlı olarak her zaman yüzde 100 öldürücü olmasa da insan vücudu üzerinde büyük tahribatlara yol açmaktadır. 

3. Siyanür

Dünya üzerinde en bilinen zehirlerden birisidir. Siyanür genel olarak, bir karbon ve ona üçlü bağ ile bağlanmış bir azot grubuna sahip olan kimyasal bileşenlere verilen bir ad olarak karşımıza çıkar. Bu grup bileşenlere aynı zamanda siyano grubu ismi de verilmiştir. Siyanürün organik ve inorganik çeşitleri bulunmaktadır ve genelde endüstri sektöründe kullanım için üretilir. İnorganik siyanürlerden en bilineni ve en tehlikelisi potasyum siyanürdür. Organik siyanürlerden ise en dikkat çeken çeşit asetonitril olarak karşımıza çıkar. Siyanür maruz kalınan miktara göre dakikalar içerisinde kişiyi öldürebilen bir madde olarak karşımıza çıkar.
 

...
Aşırı Dopaminin Zararları
Aşırı Dopaminin Zararları
yasam | 2 weeks ago | 10 | Editör

Dopamin oldukça önemli işlevleri bulunan bir moleküldür. Dopamin yetersiz seviyede olduğu zaman da fazla olduğu zaman da vücudumuza önemli zararlar vermektedir. Hadi hep birlikte aşırı dopaminin zararları hakkında bilgi edinelim.

Dopamin özellikle hareket kabiliyetimizi etkilemektedir. Örneğin yeterli dopamin miktarının olmaması durumunda hareket kabiliyetinde gözle görülür bir kısıtlama ve hareket koordinasyonunda bozukluk gözlemlenebilir. Aynı şekilde vücudun fazla dopamin salgılaması da oldukça zararlıdır. Mesela vücudun gereksiz hareketler yapmasına neden olabilir. Halk arasında genelde dopaminin fazla salgılanması nedeniyle istemsiz yapılan bu hareketlere tik de denilmektedir.

Dopominin miktarı ruh hali ve mutluluk ile de doğrudan orantılıdır. Yine dopominin hafızaya ve öğrenmeye de önemli etkileri olduğu bilinmektedir. Dopomin miktarındaki ufak iniş çıkışla bile belleği önemli ölçüde etkilemektedir. Dopomin, öğrenme sürecinin yanı sıra neyi nasıl öğrenileceği konusunda da önemlidir. Kısacası depominin öğrenme hızına ve hafızaya etkileri oldukça büyüktür.

Dopomin fazlalığı, vücudumuza önemli zararlar vermektedir. Öncelikle dopominin vücut faaliyetleri için oldukça önemli bir hormon olduğu unutulmamalıdır. Dopomin fazlalığında da azlığında olduğu gibi çeşitli hastalıkların ortaya çıkması söz konusudur. Dopamin hormonunun eksiliğinde karşımıza çıkan ve en sık görülen durum bağımlılıktır. Uyuştucu, sigara, alkol gibi ürünlerin kullanımı sonucunda yoğun bir şekilde dopamin salgılanmaktadır. Kişinin anlık aşırı mutluluk hissetmesi ve bu hissi tekrar tekrar hissetmek istemesi bağımlılığa neden olmaktadır. Aşırı neşeli bir ruh hali, hareket ederken ortaya çıkan zorluklar ve halüsinasyon görmek gibi durumlar dopaminin fazla salgılandığı durumlarda karşımıza çıkar.

Fazla dopamin salgılanması yalnızca sigara, alkol ve uyuşturucu maddeler tetiklemez. Şekerli yiyecekler yemek ya da içmek ve hatta sürekli olarak internete maruz kalmak da dopamin salgılanmasına neden olur. Bu nedenle de şeker bağımlılığı, internet bağımlılığı gibi bağımlılıklar günümüzde sıklıkla karşımıza çıkar. Yine müzik dinlemek de dopamin salgılanmasını artırır. Fazla müzik dinlemek de bağımlılık yaratabileceği gibi aslında fiyzolojik olarak insana zarar vermektedir.

Yine dopamin eksikliğinde de depresyon ve parkinson gibi hastalıklar karşımıza çıkabilir. Parkinson hastalığının en belirgin belirtisi vücudun çeşitli bölgelerinde görülen titremeler olarak karşımıza çıkmaktadır. 
 

...
Ankara'da Mutlaka Görülmesi Gereken Yerler
Ankara'da Mutlaka Görülmesi Gereken Yerler
yasam | 2 weeks ago | 17 | Editör

Ankara’nın herkeste uyandırdığı hisler birbirinden farklıdır. Kiminin zihninde sisli ve kasvetli bir şehir canlanırken kiminin aklına gece hayatı gelmektedir. Biz de sizler için Ankara’da mutlaka görülmesi gereken yerler listesini oluşturduk.

1. Anıtkabir

Ankara'dan bahsetmişken Anıtkabir’i dolayısıyla da Ata’mızı anmadan olmaz. Çankaya ilçesinde bulunan Anıtkabir, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mezarını içeren bir komplekstir. Anıtkabir’in tasarımı Mimar Emin Onat ve Orhan Arda tarafından yapılmıştır. Açılış tarihi ise resmi olarak 10 Kasım 1953 tarihidir. Atatürk’ün vefatından 6 yıl sonra 1944 yılında inşası başlamış ve 1953 yıllında ise tamamlanmıştır. Alanın tamamı 750 bin m2 genişliğindedir. Anıt mezar binasının yanı sıra çeşitli anıtlardan ve Barış Parkı ismindeki ağaçlık alandan oluşmaktadır.

2. Ankara Kalesi

Ankara Kalesi, Ankara’ya gidildiği zaman mutlaka görülmesi gereken bir başka mekandır. Ankara’nın Altındağ ilçesinde bulunan Ankara Kalesi, tarihi açıdan büyük önem taşımaktadır. Ankara Kalesinin inşa edilme zamanı tam olarak bilinmiyor olsa da M. Ö. 5. yüzyıldan daha önce inşa edildiği düşünülmektedir. Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı zamanlarında bir çok kez tadilata uğramıştır. Ankara Kalesi’nin en önemli özelliklerinden birisi de dışarıdan bakılınca daha küçük gözükmesine rağmen içinin oldukça büyük olmasıdır. Ankara Kale’sinin yerden yüksekliği yaklaşık 110 metredir. Kale genel olarak iç kale ve dış kale olarak iki bölümden oluşmaktadır. Dış kalede 20 gözcü kule bulunmaktadır. İç kalenin büyüklüğü ise 43 bin m2’ dir.

3. Kuğulu Park

Kuğulu Park, Kavaklıdere semtinde bulunan ve kuğuları ile meşhur olan ünlü bir parktır. Parkın iççerisinde yer alan havuzda kuğular ve ördekler serbestçe gezinmektedirler. Kuğulu Parkın içerisinde çocuk bahçesi ve kafeterya da bulunmaktadır. Ankara'da oldukça merkezi bir yerde yer alan bu park, olağanüstü tabiatı ve ev sahipliği yaptığı kuğuları ile ördekleriyle birlikte şehir dışından gelenlerin mutlaka görmesi gereken bir yerdir. Özellikle şehrin stresinden uzaklaşmak ve doğa ile iç içe olmak isteyen yerel halkın da sıklıkla tercih ettiği bir park olarak karşımıza çıkar
 

...
İstanbul'da Mutlaka Görülmesi Gereken Yerler
İstanbul'da Mutlaka Görülmesi Gereken Yerler
yasam | 2 weeks ago | 25 | Editör

Şüphesiz ülkemizdeki en güzel şehirlerden birisi de İstanbul’dur. Hem doğal güzelliği hem de tarihi ile mutlaka görülmesi gereken şehirlerin başında yer alır. Tüm kalabalıklığına ve yoruculuğuna rağmen İstanbul kendi içinde bir sakinliği vardır. Elbette bu huzur herkesin içe içe olduğu son dönemlerde gereksiz bir şekilde meşhur olan mekanlarda göremeyiz. İstanbul’un sesini dinlemek için onun ruhunun parçalarını takip etmemiz gerekir. İşte İstanbul’da mutlaka görmeniz gereken yerler...

1. Yerebatan Sarnıcı

Şehrin su ihtiyacını karşılamak için 526 ve 527 yılları arasında inşa edilen Yerebatan Sarnıcı, Ayasofya’nın güneybatısında yer almaktadır. Yerebatan Sarnıcı inşa edildiği ilk günden bu yana farklı zamanlarda pek çok onarımdan geçmiştir. Osmanlı Devleti zamanın da ise ilk kez III. Ahmet Döneminde yani 18. yüzyılda tadilat yapılmıştır. Büyüleyici görüntüsü ile mutalaka görülmesi gereken yerlerin başında gelmektedir.

2. Gülhane Parkı

Gülhane Parkı yalnızca bir parktan ve yeşillik alanlardan ibaret değil tarihi açıdan da oldukça önemli bir mekandır. Osmanlı Devleti zamanında Dolmabahçe Sarayı’nın dış bahçesiydi. Türk Tarihindeki ilk demokratikleşme çabaları bu parkta gerçekleştirilmiştir. Oldukça önemli olan Tanzimat Fermanı ilk kez Gülhane Parkında okutulmuş ve bu nedenle de Gülhaney-i Hatt-ı Hümayun olarak da anılmaktadır. Üstelik Nazım Hikmet’in “Ben Bir Ceviz Ağacıyım” şiiri de bu parkta bir ceviz ağacının üzerinde yazılmıştır.

3. Masumiyet Müzesi

Masumiyet Müzesi şüphesiz ki dünya tarihindeki en ilginç müzelerden bir tanesidir. Hatta bu müzeye giriş bileti, Orhan Pamuk’un kaleme aldığı Masumiyet Müzesi isimli romanın arasında yer almaktadır.Son sayfada bulunan bileti gişede damgalatarak müzeyi ücretsiz gezebilirsiniz. Bu müzenin en enteresan özelliği aslında kitap yayınlandıktan çok sonra okuyucuların istediği ve tepkisi üzerine Orhan Pamuk tarafından açılmış olmasıdır. Müze’de kitapta geçen eşyalar yer almaktadır. Eski İstanbul taksilerinden ev ev gezen terzilere, gazino çevrelerinden kalabalık aile tablolarına, çay ve kahve içe kültüründen Boğaz kültürüne kadar kitapta geçen her ayrıntıyı müzede bulmanız mümkündür. Müzeden keyif almanız için illa kitabı okumuş olmanıza da gerek yoktur. Müzeyi gezdikten sonra da kitabı zevkle okuyabilirsiniz.
 

...
Keşke Daha Önce Bilseydim Diyeceğiniz 5 Hayat Kurtaran Bilgi
Keşke Daha Önce Bilseydim Diyeceğiniz 5 Hayat Kurtaran Bilgi
yasam | 2 weeks ago | 11 | Editör

Pratik yollar aracılığı ile hayatınızı oldukça kolay bir hale getirebilirsiniz. Bu nedenle keşke daha önce bilseydim diyeceğiniz 5 hayat kurtaran bilgi listesini oluşturduk. Hadi hep birlikte inceleyelim.

1. Tuz

Hayatımızın pek çok yerinde kullandığımız tuzun yüzey temizlemeyi daha hızlı bir hale getirdiğini biliyor muydunuz? Örneğin ocağınızı temizlerken her zaman kullandığınız temizleyicileri ocağın yüzeyine sıkın daha sonra üzerine biraz tuz serpin. Kirlerin çok daha kolay çıktığını ve ocağın yüzeyinin her zamankinden daha parlak olduğunu fark edeceksiniz. Yine elinizden benzin kokusu gitmiyor ise sıvı sabununuza biraz tuz eklemeniz kokuyu tamamen geçirecektir.

2. Ceviz

Her derde deva doğal yağ kaynaklarından olan cevizin oldukça sıra dışı bir özelliği de bulunmaktadır. Ahşap mobilyalarınızın üzerinde çizikler bulunuyorsa eğer ceviz kabuğunu bu çiziklere sürterek onlardan kurtulabilirsiniz. Bu sayede çizikler kaybolacaktır.

3. Makyaj Temizleme Mendilleri

Kozmetik alanında sıkça kullanılan makyaj temizleme mendilleri harici kullanımlar için de oldukça uygun ürünlerdir. Örneğin elinize bulaşan bisiklet zinciri yağını, makyaj temizleme mendili kullanarak rahatlıkla çıkarabilirsiniz. Keza gres yağı gibi yağları çıkarmak için de oldukça ideal bir yöntem olarak karşımıza çıkar.

4. Kahve

Sabahları uyanmak için, akşamları ise uyuya kalmamak için tükettiğimiz kahve ile yapabileceğiniz bir sürü şey olduğunu biliyor muydunuz? Bir tutam öğütülmüş kahveyi bitkilerinizin toprağına serpiştirirseniz toprağın pH dengesinin düzelmesini sağlayacaktır. Yine buzdolabındaki kokuları gidermek için kahve kullanmak oldukça etkili bir yöntemdir. Özellikle buzlukta yiyeceklerin üzerine sinen kokuya birebir gelmektedir. Kahve çekirdeklerinin işe yaradığı bir diğer nokta da buzlanmayı önlemesi ve zeminin daha az kayganlaşmasını sağlamasıdır. Kışın buz tutan garaj kapınıza ya da merdivenlere kahve çekirdeği ya da tozu serperek daha az kaygan bir yüzey oluşmasını sağlayabilirsiniz.

5. Mum

Eğer mumlarınızı daha uzun süre yakmak istiyorsanız yakmadan önce biraz buzdolabında bekletin. Daha sonra ilk kez yacağınız zaman ise ilk katmanının tamamen erimesini bekleyin. Böylece mumun her tarafı eşit bir şekilde eriyecek ve hem daha uzun süre kullanıma olanak sağlayacak hem de ortasında çöküntü kalmayacak. Üstelik üzerine erimiş mum damlayan yüzeyleri de biraz ısıtarak kolayca çıkartabilirsiniz. 
 

...
Metal Müziğin Doğuşu
Metal Müziğin Doğuşu
yasam | 2 weeks ago | 8 | Editör

Müzik ruhumuzun ilacıdır. Ancak herkesin müzik zevki de birbirinden oldukça farklıdır. Sizlerle birlikte bazılarının çok sevdiği bazılarının da nefret ettiği metal müziğin doğuşu hakkında bilgileri inceleyeceğiz.

Müzik insanların duygularının dışa vuruş şekillerinden birisidir de denilebilir. Örneğin Beethoven, görme engeli olan bir kıza ay ışığını piyano ile anlatmıştır. Metal müzik ise içinde başkaldırıyı, isyanı ve haksızlığı barındırır. Metal müziğin doğuşuna baktığımızda ise bir hayli ilginç olduğunu fark ederiz çünkü mu müzik tarzının atası zamanında tüm dünyayı kasıp kavuran Blues tarzıdır. O dönemlerde hippiler bir diğer değişle çiçek çocuklar olarak tanınan grup, dünyaya barış mesajı yaymayı ve var olan sorunları açıkça anlatma görevini üstlenmişlerdir. Elbette bunu da metal müzik atacığı ile yapmışlardır.

İngiltere madenlerinde gece gündüz çalışan işçiler, işleri bittikten sonra maden yakınlarında bulunan barlara giderlermiş. Sarhoşluğun da yarattığı etkiyle, hayat zorluklarını, çalışma şartlarının olumsuzluğunu ve gündelik hayattaki sorunları dile getiren konularda hem müziği hem de sözleri oldukça sert şarkılar söylemeye başlamışlar. Üstelik bu şarkılar zaman zaman dünyanın genelini ilgilendiren şarkılar da söylenirmiş. Metalci olarak isimlendirilen kişiler de işte bu maden ocaklarında çalışan işçileri hatırlatması acına demir çivilerle bezenmiş bileklikler, kolyeler, kemerler tarlar.

Zamanla bu yeni müzik türü çevre barlara da yayılarak oldukça geniş bir çevreye ulaşmıştır. Bir çok kişi tarafından bilinmeye başlayan metal müzik pek çok kişi tarafında kabul görülmüştür. Aslında Led Zeppelin ve Deep Purple gibi kült hale gelen grupların başı çektiği bilinse de metal müziğin tam anlamıyla hayat bulması ve geniş kitlelere yayılması Ozzy Osbourne öncülüğündeki Black Sabbath grubu ile gerçekleşmiştir. Metal müziğin yaygınlaşması kendi arasında da gruplara ayrılmasına neden olmuştur. Heavy Metal, Black Metal, Death Metal ve Senfonik Metal bu kendi içinde ayrılan gruplardan bazılarıdır. Death Metal daha çok Avrupa’da karşımızı çıkarken özellikle Kuzey Avrupa’da oldukça popülerdir. Pentagram’ın ortaya çıkışı ile de yeni bir metal akımı başlamış ve Melodik Death Metal gibi yan türler de doğmuştur.
 

...
Sağlıklı Tarif Önerisi
Sağlıklı Tarif Önerisi
yasam | 2 weeks ago | 11 | Editör

Sağlıklı beslenmek pek çok insanın hayali olsa da gerçekleştirebilmek bazen bir hayli zor olabilir. Özellikle ana öğünlerde ne tarz yiyecekleri bulmak bu süreci oldukça zorlaştırmaktadır. Bu nedenle 3 sağlıklı tarif önerisi ile sorunuzu bir nebzede olsa hafifletmeye çalışacağız.

1. Yulaf Lapası

Yulaf lapası özellikle kahvaltılarda tüketilmesi ile ünlü olan oldukça sağlıklı bir yiyecektir. Yulaf lapasının pek çok değişik versiyonu da bulunmaktadır.

Malzemeler: 3 yk yulaf, 1 çay bardağı süt (bitkisel sütler de tercih edilebilir), 2 adet kuru incir, 1 elma, 1 muz. 
Yapılışı: Yulaf ve sütü tencereye ekleyin. Kuru incirleri küp küp doğrayın ve yarısını tencereye alın. Elmayı da yine küp küp doğradıktan sonra yarısını tencereye alın ve yulaf yoğun bir kıvam alana kadar pişirin. Daha sonra bir kaseye alarak üzerini elma, muz ve kuru incirle süsleyin.

2. Yeşil Mercimek Salatası

Yeşil mercimek oldukça sağlıklı, bol lifli ve protein dolu bir besindir. Yeşil mercimek salatası da oldukça sağlıklı ve doyurucu bir öğündür.

Malzemeler: Bir su bardağı yeşil mercimek, iki adet kırmızı kapya biber, iki adet çarliston biber, iki adet salatalık ve marul.

Sosu için gerekli malzemeler: İki kaşık zeytin yağı, yarım limon suyu, tuz, isteğe bağlı karabiber, pul biber ve sirke. 
Yapılışı: Mercimekleri haşlayın ve soğumasını bekleyin. Bu sırada tüm biberleri közleyin ve daha sonra jülyen doğrayın. Mercimekleri ve jülyen doğranmış biberleri bir kaba alın. Salatalık ve marulları da doğradıktan sonra kaseye ekleyin. Son olarak sos için gerekli tüm malzemeleri karıştırarak sosu hazırlayın ve sos ile salatayı birleştirin.

3. Yoğurt Kürü

Yoğurt özellikle zayıflamak isteyen bireylerin sıklıkla tükettiği sağlıklı bir besindir. Yoğurt kürü de ara besin olarak tüketildiğinde oldukça yararlı etkileri bulunmaktadır.

Malzemeler: Yarım su bardağı yoğurt, 1 şişe maden suyu, 2 yemek kaşığı limon suyu, yarım çay kaşığı nane.
Yapılışı: Yoğurdu bir kaseye alarak çırpın. Sonra maden suyunu da kaba ekleyerek biraz daha çırpın. Limon suyunu ve naneyi kaseye ekleyin. Bardakta servis edebilirsiniz.
 

...
Hayatınızda Bir Kere de Olsa Görmeniz Gereken Şehirler
Hayatınızda Bir Kere de Olsa Görmeniz Gereken Şehirler
yasam | 2 weeks ago | 7 | Editör

Gezmek hepimizin sevdiği bir şeydir. Ancak gezeceğimiz şehri bulmak bazen zorlayıcı olabilir. Bu nedenle hem yurt içinde hem de yurt dışında hayatınızda mutlaka bir kere de olsa görmeniz gereken şehirler listesi oluşturduk.

1. Eskişehir

Eskişehir kimilerine göre üniversite şehri kimilerine göre de Türkiye’nin Las Vegas’ıdır. Şehir merkezinin bir hayli küçük olması ulaşımı kolay bir kale getirmiştir. Şehir merkezi küçük denildiği için sakın korkmayın çünkü küçük olsa da dolu dolu bir şehirdir. Gece eğlenmek istiyorsanız yine bu şehirde güvenli bir şekilde eğlenebilirsiniz. Porsuk Çayının kenarında piknik yapabilir, Odunpazarı’nın meşhur evlerinde gezebilirsiniz. Yine Türkiye’nin Disneyland’ı da bu şehirde bulunmaktadır, Sazova Parkı bu açıdan tüm isteklerinizi karşılayacaktır. En güzel yanı ise Ankara ve İstanbul’dan tren ile ulaşımı oldukça kolay olmasıdır.

2. Sofya

Sofya, Avrupa’da bulunan ve trenle gidilebilecek şehirlerden birisidir. Siz de eğer ilgi çekici Bulgar sokaklarında gezmek ve tarihe doymak istiyorsanız bu şehir tam da size göre. Aleksandr Nevski Katedrali daha tarihi ve ruhani bir mekan görmek istiyorsanız gitmeniz gereken ilk yerden birisidir. Boyana Kilisesi, St. George Rotunda Kilisesi, Azîze Sofya Kilisesi, Aziz Nedelya Kilisesi ve  Kadı Seyfullah Efendi Camii gezebileceğiniz bir diğer dini mekanlardır. Sofya’ya gidilmişken kesinlikle Ulusal Kültür Sarayı, Bölgesel Tarih Müzesi ve Ulusal Askeri Tarih Müzesi de gezebileceğiniz bir diğer yerlerdir.

3. Bakü

Azerbaycan’ın başkenti olan Bakü, görülmeye değer şehirlerden birisidir. Tarihi ve doğası ile son derece çekici olan bu şehre gitmenin pek çok avantajı bulunmaktadır. Örneğin vize sorunu yaşamayacaksınız ve İstanbul Türkçesi konuşarak yerel halkla çok kolay bir şekilde iletişim kurabilirsiniz. Bakü’de gezilmesi gereken müzeler denilince karşımıza Azerbaycan Halı Müzesi, Minyatür Kitap Müzesi ve Ulusal Tarih Müzesi çıkar. Bibiheybet Camii, Haydar Mescidi ve Cuma Camii gezilebilecek dini mekanlar olarak karşımıza çıkarken; Masazir Gölü, Upland Park ve Abşeron Millî Parkı görebileceğiniz doğal güzelliklerdir. 
 

...
Boş Zamanlarınızı Değerlendirebileceğiniz 4 Aktivite
Boş Zamanlarınızı Değerlendirebileceğiniz 4 Aktivite
yasam | 2 weeks ago | 7 | Editör

Siz de eğer tatillerinizi nasıl değerlendirebileceğinizi bilmiyorsanız bu liste tam da size göre. İşte boş zamanlarınızı değerlendirebileceğiniz 4 aktivite.

1. Yürüyüş Yapmak

Dünyanın en basit olayı gibi gözükse de yürüyüş yapmak aslında bedene iyi geldiği gibi ruhu da dinlendirmektedir. Kulaklıklarınızı takın, çok sevdiğiniz o şarkıyı açın ve kendinizi akışa bırakın. İsterseniz bir ormanda ya da sahil kenarında yürüyün isterseniz de kalabalık bir caddede insanların içinde kaybolun. Attığınız her adımı ve aldığınız her nefesi hissedin. Bu size iyi gelecektir.

2. Film Gecesi Yapmak

Herkesin sevebileceği aktivitelerden birisi olan film gecesi yapmak, yorgunluğunuzu dindirecek ve zihninizi boşaltmaya yardım edecek bir aktivitedir. Şekerlemeleri, cipsleri ve diğer atıştırmalıkları hazırlayın ve daha sonrasında da sevebileceğiniz bir film seçin. Üstelik bunu tek başınıza yapabileceğiniz gibi bir yakınınızla birlikte de yapabilirsiniz. Üstelik oldukça bunun için ya hiç ücret ödemezsiniz ya da minimum seviyede bir ücret ödersiniz.

3. Defter Tutmak

Bazen aklımızdaki düşünceler bir kaba dolar ve taşmak üzeredir. Ne yapacağımızı bilmeyiz, bir çözüm yolu ararız. Bu düşüncelerden kurtulmanın ya da en azından içinizi rahatlatmanın bazen en kolay yolu defter tutmaktır. Rastgele bir defter belirleyin ve canınız sıkıldığı zaman içinizden geçen her şeyi bu deftere aktarın. Bunlar bazen bir şiir bazen ise asla gönderemeyeceğiniz birine mektup olabilir. Defter tutmak aynı zamanda oldukça etkili bir terapi yolu olarak da bilinmektedir. İlk başta biraz zor gelecek olsa da izin verin kelimeler mürekkebin ucundan aksın. Huzuru hissedeceksiniz.

4. Puzzle Yapmak

Çocukluğumuzda hemen hemen hepimiz puzzle yapmışızdır, peki ya işi biraz da büyütsek? Yetişkinler için üretilen ve 500 ila 1000 parçadan oluşan puzzlelar ile zamanınızı keyifli bir şekilde geçirebilirsiniz. Üstelik puzzle yapmak zihninizi açık tutacak ve zihinsel anlamda size çok iyi gelecektir. Yine bu aktiviteyi de tek başınıza yapabileceğiniz gibi tek başınıza da yapabilirsiniz. Eğer normal puzzlelardan hoşlanmıyorsanız şifreli kilit puzzle gibi daha ilginç puzzlelar da yapabilirsiniz. 
 

...
Daha Sağlıklı Bir Yaşam İçin 5 İpucu
Daha Sağlıklı Bir Yaşam İçin 5 İpucu
yasam | 3 weeks ago | 24 | Editör

Sağlıklı bir yaşam hepimizin hayali olsa da çoğu kez kendimizi pek de sağlıklı hissetmediğimiz dönemler olur. Ömür boyu dikkat etmeniz gereken bazı kurallar bulunmaktadır. Sizler için daha sağlıklı bir yaşam için 5 ipucu bulduk.

1. Düzenli uyumak

Düzenli uyumak hepimizin bildiği ancak pek çoğumuzun uygulamaya geçiremediği bir kavramdır. Vücudumun dinlenmesi ve yeni bir güne kendini hazırlayabilmesi için kesinlikle yetince uyumaya ihtiyacı vardır. Elbette sadece yeterince uyumak yetmez. Derin bit uyku için en verimli saat aralığı olan 24.00 – 03.00 arasında mutlaka uyuyor olmanız gerekmektedir.

2.Alkol ve Sigaradan Uzak Durmak

Alkol ve sigaradan uzak durmak artık her yerde karşımıza çıkan bir uyarı olsa da ne kadar uyduğumuzu bir düşünelim. Sigaranın insan vücuduna hiçbir yararı olmadığı gibi hem bize hem de ekosisteme büyük zararları dokunmaktadır. Keza alkol tüketmenin de zararları mevcuttur. Özellikle fazla tüketiminde karaciğere önemli zararlar vermektedir. Tercihe bağlı olarak ayda yılda bir tüketilmesinde büyük bir zarar olmasa da daha fazla tüketimi sağlığımız için uygun değildir.

3. Güneşten uzak durmak

Güneşten uzak durmak kulağa biraz ilginç gelse de doğrudan güneşe maruz kaldığımızda cildimizde önemli ölçüde dezenformasyonlar meydana gelmektedir. Bu nedenle özellikle yaz aylarında güneşin en tepede olduğu vakitlerde dışarı çıkmamaya özen gösterin. Bu noktada güneş kremi sürmek de oldukça önemlidir. Cilt tipinize en uygun güneş kremini bularak bu kremi yaz kış her dışarı çıktığınızda sürekli sürmeniz gerekmektedir.

4.Kişisel hijyene dikkat etmek

Vücudumuz bizim en değerli varlığımızdır. Bu nedenle de kişisel hijyene dikkat etmek bir açıdan en değerli varlığımızı korumak gibi algılanabilir. Haftada mutlaka en az 2 en çok 3 kez duş almalı ve tüm vücudumuzu çevrenin kirinden arındırmalıyız. Yine lif, kese gibi ürünler kullanarak kirlerden ve ölü derilerden kurtulmak da derimizin nefes alması için çok önemlidir.

5.Beynimizi aktif tutmak

Sağlıklı bir yaşam için genelde vücudumuzun her bölümünü düşünürüz ancak beynimiz aklımıza pek gelmez. Oysa ki beynimizi aktif tutmak özellikle ileri ki yaşlarda bize olumlu dönüşlerle geri dönecektir. Bu nedenle sıkça satranç, dama gibi oyunlar oynayın ve her gün mutlaka en az 20 sayfa kitap okuyun.
 

...
Tüm Zamanların En Tehlikeli 2 Seri Katili
Tüm Zamanların En Tehlikeli 2 Seri Katili
yasam | 3 weeks ago | 20 | Editör

Seri katiller tarihin en tozlu zamanlarından itibaren maalesef ki varlardır. İşte sizin için bulduğumuz tüm zamanların en tehlikeli 2 seri katili.

1.Daniel Camargo Barbosa

22 Ocak 1930 tarihinde Kolombiya’da dünyaya geldi. Çocukluk ve gençlik yılları acılarla doluydu. Annesi o henüz küçük bir çocukken ölmüştü, babası ise ona duygusal olarak oldukça uzak olsa da zorba olarak nitelendirilebilecek bir adamdı. Babası annesinin ölümünden sonra başka bir kadınla evlendi ve Daniel’i belki de bir caniye dönüştürecek süreç başlamış oldu. 1984 ve 1986 yılları arasında Ekvador’da Daniel Camargo Barbosa terörü esmiş ve bu yıllar arasında en az 54 cinayet ve tecavüz suçu işlediği biliniyor. Bu kadar fazla insanın zarar görmesi nedeni ile yetkili kişiler bir çete ile baş etmeye çalıştıklarını düşünmüşlerdi ancak yanıldılar. Daniel kurbanlarını genç çocuklardan seçiyordu. Yardıma muhtaç ve fakir olanları para karşılığı bir kiliseye gitmesi için yardım etmeleri konusunda kandırıyor ve tuzağına çekiyordu.

2. Bobbie Joe Long

14 Ekim 1953’te Amerika Birleşik Devletlerinde dünyaya geldi. Long, fazladan bir X kromozuna sahiptir. Yani normal erkeklerin kromozomu XY iken, Long XXY kromozomuna sahipti. Bu durum ergenlik çağına geldiği zaman kızlar gibi göğüsleri büyümeye başlamış ve diğer çocuklar tarafından dışlandı. Ailesi ise o henüz küçük bir yaştayken boşanmış ve annesi ile yaşamaya başlamışdı. Bobbie Joe Long, 1974’te lise aşkı ile evlenmiş ve bu evlilikten bir çocuk dünyaya geldi. Ancak evlilikleri çok uzun sürmemiş 6 yıl sonra boşanmışlardı. Long, 1983 yılında Tampa Körfez bölgesine taşınmıştı. Onun buraya taşınmasından bir yıl sora ise bölgede işlenen cinayetlerin sayısının oldukça arttığı ve hatta neredeyse haftada bir cinayet işlendiği tespit edilmişti. 1984 yılına gelindiğinde ise Long, sekiz aylık bir cinayet işleme dönemine girmişti. Mart ve Kasım ayları arasında bir kadının öldürmeye başladı. Kurbanlarını özellikle kimsesiz hayat kadınları ya da pejmürde barlarda takılan kadınlardan seçiyordu. 11 tane kadın öldürdüğü tespit edilmiş ve suçu kanıtlanarak idam cezasına çarptırılmıştır.
 

...
Zamana Direnmek
Zamana Direnmek
yasam | 3 weeks ago | 12 | Editör

Her geçen dakika hayatımız boyunca yapamadığımız, deneyimleyemediğimiz bir anımız olabilir. Yarın geldiğinde bazı şeyler için çok geç kalınmış olabilir çünkü yarın olmayabilir. Zamana direnmek pek çoğumuzun kulağına oldukça ilginç gelse de aslında bugünümüzü güzelleştirecek ve yarınımıza da yön verecektir. Size zamana direnen insanların 3 özelliğini paylaşacağız.

1. Yaşın önemi yoktur

Bir şeyleri başarmak için yaşın önemi yoktur. 50 yaşında bisiklet sürmeyi öğrenebilirsiniz ya da 20 yaşında 25 ülke gezebilirsiniz. Önemli olan neyi ne zaman yaptığınızdan ziyade doğru zamanda yapıp yapılmadığıdır. Mutsuz bir çocukluk geçiren birisinin 8 yaşında bisiklet sürmeyi biliyor olması ona pek bir şey ifade etmez. Keza gezdiği ülkelerin kültürünü, yaşam tarzını, geleneklerini görmezden gelerek yalnızca eğlenceye odaklanmış birisi de 25 ülke gezmiş gibi hissetmez kendini.

2. Sağlıklı beslenmek

Sağlıklı beslenmek özellikle son zamanlarda bir hayli fazla dile getirilen, çeşitli kalıplara sokulan bir tabir olsa da aslında bu kadar kalıba sokulması doğru değildir. Sosyal medyada var olan ve birilerinin sağlıklı dediği yiyecekler sizlere uygun olmayabilir ve bu çok normaldir. Avokado sağlıklı bir yiyecek olsa da damak tadınıza uymayabilir ya da illa günde bir öğün et tüketmek zorunda değilsiniz. Damak tadınıza uygun olan en sağlıklı alternatiflere yönelmek sağlıklı beslenmek için yeterlidir.

3. Öğrenmekten kaçmamak

Öğrenmek denilince çoğu kişinin aklına okul gelse de elbette yalnızca bununla sınırlı değildir ve öğrenmekten kaçmamak insanın zamana direnmesine yardımcı olur. Emin olun bir saat kitap okuyarak geçirdiğiniz süre ile bir saat sosyal medyada gezindiğiniz süre arasında psikolojik olarak büyük farklar bulunmaktadır. Yemek yapmayı öğrenmek, satranç oynamayı öğrenmek, gitar çalmayı öğrenmek, yağlı boya yapmayı öğrenmek kuantum fiziğini öğrenmek, ikinci dünya savaşını öğrenmek emin olun sizlere çok iyi gelecektir. Benim tarihim iyi değil, iyi yemek yapamıyorum, fizikten anlamıyorum diyor olabilirsiniz ama emin olun bir şeyi öğrenmek için tek bir yol yoktur. Yeter ki siz öğrenmek isteyin, açılmayan tüm kapılar sonuna kadar aralanacaktır. Zamana direnmek işte bu üç maddeyle açıklanabilecek basittir. Yapamam demeyi bir kenara bırakın ve zamana direnin.

...
Sosyal Medyanın Hayatımıza Etkileri
Sosyal Medyanın Hayatımıza Etkileri
yasam | 1 month ago | 30 | Editör

Sosyal medyanın her geçen gün biraz daha gelişmesi ile birlikte her anlamda hayatımıza nüfus ettiğini söylemek doğru olacaktır. Hadi gelin sosyal medyanın hayatımıza etkileri neler inceleyelim.

Hem çağın bir getirisi olması hem de çeşitli geri kalmama dürtüleri ile birlikte artık hepimizin mutlaka bir sosyal medya hesabı bulunmakta. Bu hesapları bazen bireysel arzularımız bazen ise iş için kullanmak mümkün. Özelikle kitle iletişiminin yoğun bir şekilde internet aracılığı ile gerçekleştirildiği günümüzde sosyal medya aracılığı ile pek çok şey elde edebileceğimiz gibi maddi bir kazanç elde etmemiz de mümkündür.

Günümüzde artık bir film izlemek için illa sinemaya gitmemize ya da saatlerce televizyon başında bekleyip pek de bize hitap etmeyen filmleri izlemek zorunda kalmamıza gerek yok. Geçitli dijital platformlar sayesinde istediğimiz filmi ya da dizi istediğimiz zaman izleyebiliriz. Bunun gibi pek çok örnek verilebileceği gibi en önemli örneklerden birisi de bilgiye olan ulaşımın kolaylaşmasıdır. Bir konuda bilgi edinmek istiyorsanız yalnızca internetteki güvenilir sitelere göz atmanız yeterli olacaktır. Aynı şekilde dünya ve ülke gündeminden haberdar olmak için de ana akım medyaya bağlı kalmak zorunda değiliz. Türkçe ya da yabancı binlerce haber kaynağını takip edebilir ve dünyadaki gelişmelerden anında haberdar olabiliriz.

Tüm bu olumlu özellikler bizlerin gözlerini boyayabilir fakat aslında sosyal medya uzaktan görüldüğü kadar zararsız ve faydalı bir mecra değildir. Günümüzdeki kişinin kendini mutsuz hissetmesine neden olan en büyük problemlerin bir kısmı da sosyal medya nedeniyle ortaya çıkmıştır. Özellikle güzellik algısı standartlarının her geçen gün farklı boyutlara ulaşması genç bireyler için tetikleyicidir. Aslında pek çok kişi ekranda gördükleri yüzlerin yalnızca filtreden ibaret olduğunu bilse de bunu gerçek gibi algılar. Üstelik internette ulaştığımız her bilginin doğru olması mümkün değildir. Belli başlı sosyal medya platformlarında ortaya atılan yalan bilgiler kişilerde kaygıı bozukluğu, endişe, sinir ve kaosa neden olabilir. Üstelik hastalık teşhisini bile internetten edindiğimiz bilgilerle kendi kendimize yaptığımızı göz önünde bulundurursak oldukça büyük zararları olduğunu da fark ederiz. Tüm bunların yanı sıra da siber suçlar ise alışılagelmiş suç şeklinin bir tık ötesine ulaşarak bizleri tehdit etmektedir.

Kısacası sosyal medya hayatımıza pek çok olumlu özellik kattığı gibi olumsuz özellik de katmıştır. Bu noktada da karşımıza internet yazarlığının ne denli önemli olduğu karşımıza çıkar. 
 

...
Sürdürülebilir Bir Dünya
Sürdürülebilir Bir Dünya
yasam | 1 month ago | 21 | Editör

Yarınlarımızın var olabilmesi doğal kaynaklarımıza bağlıdır. Ancak doğal kaynaklarımızın tamamı sonsuza kadar varlığını sürdüremeyebilir. Özellikle tükenebilir doğal kaynaklar denildiği zaman akla ilk gelen doğal kaynaklar petrol, kömür ve doğalgaz gelmektedir. Bu aşamada devreye sürdürebilirlik girmektedir. Bu kavram bir anlamda yarınımızı inşa etmektedir. Sürdürülebilirlik sağlamak demek aynı zamanda doğa ve insan arasında da bir denge kurmak anlamına gelir ki bu dengenin sağlanması doğrudan biz insanlara bağlıdır. Doğa ile barış içerisinde yaşarsak ancak yaşamamızı devam ettirebilir ve yarınlarımızı var edebilir. Aksi taktirde ise yok olmak tehlikesi ile karşı karşıya gelmemiz içten bile değildir. Sürdürülebilir bir dünya için sahip olduğumuz doğal kaynakları doğru kullanmamız oldukça önemlidir.

Sürdürülebilirlik sözcük anlamı bakımından çeşitlilik ve üretkenliğin devamının sağlanması anlamına gelir. Bir düzenin içerisindeyiz ve bu düzeni koruyabilmek için devamlılığa ihtiyacımız vardır. Küresel anlamda sürdürülebilirlik kavramına baktığımızda ilk olarak Birleşmiş Milletler bünyesinde çalışan Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu’nun yaptığı çalışmayı görmekteyiz. 1987 yılında yayımlanan “Ortak Geleceğimiz” adı verilen raporla birlikte sürdürülebilirlik kavramı da dilimize geçmiştir. Ortak Geleceğimiz isimli raporun amacı hızlı sanayileşme ve nüfus artışından kaynaklanan sorunlara çözüm üretmektir. Bu rapor ekonomik gelişim ve küreselleşmenin çevre üzerindeki olumsuz sonuçları hakkında da bir uyarı niteliği de taşımaktaydı. Bu rapor sayesinde sürdürülebilirlik kavramı, somut örnekleriyle hayatımıza girmiştir. Sürdürülebilir bir çevre için en temel şeylerden biri seçimlerimizi doğru yapmaktır.

Sürdürülebilirlik birleşenlerine baktığımızda ise karşımıza 3 temel birleşen çıkmaktadır. Bunlar;

  • Çevre koruma
  • Ekonomik büyüme
  • Sosyal gelişimdir

Çevre sürdürülebilirliği konusunda ilk dikkat etmemiz gereken şey çevre ve doğada yer alan kaynakların tükenebilir olduğudur. Bu nedenle çevre ve doğa konusunda oldukça dikkatli davranmalıyız ve bu kaynaklara iyi bakmalıyız. İlk adımda yenilenebilir enerji kaynaklarının farkına varmamız ve bu alanlara yönelmemiz oldukça önemlidir. Ancak yine de bu kaynaklar yenilenebilir olsa bile tedbirli olmakta her zaman fayda vardır.


Ekonomik sürdürülebilirlik ise çevreye zarar vermeden, toplumların refaha kavuşturacak ekonomik büyümeyi sağlamaya çalışmaktır. Ekonomik sürdürülebilirlik sayesinde mal ve hizmet tüketimi artarken refah düzeyinin de yükselmesi hedeflenmektedir. Bu bağlamda ekonomik sürdürülebilirlik de sürdürülebilirlik kavramının önemli bir alanıdır. 

...
Triptofan Nedir Ne İşe Yarar?
Triptofan Nedir Ne İşe Yarar?
yasam | 2 months ago | 39 | Hilal

Proteinleri oluşturan temel amino asitlerden yalnızca bir tanesi olan triptofan insan vücudu tarafından üretilir. 1990'lü yılların başında sütte bulunan proteinin izole edilmesinden sonra keşfedilmiştir. Triptofan davranışları ve ruh halini etkileyen hayati önem taşıyan işlevlere sahiptir.

Ne işe yaradığına bakacak olursak; uyku problemlerini azaltır, mevsimsel olan duygu davranış bozukluklarını giderir. Duygu durumunu düzeltip depresyon riskini azaltır. Serotonin içermesi sebebiyle mutluluk verdiği düşünülmektedir. Aynı zamanda atletik performans arttırıcı özelliğe sahiptir.

Eksikliğinin sebeplerine değinecek olursak; dengesiz ve yanlış beslenme başlıca sebeplerdendir. Protein sentezlemesine yardımcı olan bir amino asit olan triptofan seviyesinin düşmesi aynı zamanda protein eksikliğine de yol açmaktadır.

Triptofan eksikliği, hafıza performansını düşürür. Düşük triptofan biliş performansını ve hafızayı olumsuz yönde etkiler. Ayrıca triptofan seviyesinin düşmesi serotonin üretiminin azalmasına da neden olur. Bu durum ise durum duygu bozukluklarına ve depresyona sebep olur. Triptofan düşüklüğü aynı zamanda anksiyeteyi de artıran bir diğer nedendir. Uyku bozukluklarının artmasını da beraberinde getirir. Çocuklarda kilo kaybı sebeplerinden biri olan triptofan eksikliği konsantrasyon kaybı ve öğrenme güçlüğünü de yol açar.

Tüm bu olumsuzlukların yaşanmaması adına triptofan eksikliğini besinler yoluyla giderebilmek de mümkündür. Başlıca triptofan içeren besinler; inek sütü, bezelye, ceviz, soya fasulyesi, muz, soyulmamış pirinç, mısır, üzüm, çilek, domates, hindi, fındık, mercimek, kaşar peyniri, yulaf, yer fıstığı, tam buğdaylı ekmek, kabak çekirdeği, ananas, çikolatadır. Ama beslenme yoluyla alınan en önemli triptofan kaynağı süttür. Triptofan tüm bu besinlerde serbest olarak bulunmaz. Besinlerdeki proteinlerin yapısında bulunur.

Uskumru, morina, sardalya, levrek ve somon gibi yağlı balıklar, karides, tarak kabuğu gibi deniz canlıları da triptofan bakımından zengindir.

...
Çay mı Kahve mi? Hangisini içmeli?
Çay mı Kahve mi? Hangisini içmeli?
yasam | 2 months ago | 49 | Editör

Kahve ve çay, dünyadaki en yaygın içeceklerden ikisidir. Her ikisi de kafein ve antioksidanlar içerir ve enerjik hissetmenize yardımcı olarak ikisi arasında karar vermeyi zorlaştırır. 

Kahve ve çay arasındaki farklar ve benzerlikler ve sağlığınız için hangisinin daha iyi olduğu hakkında bilmeniz gereken her şey burada.

  • Çay ve kahve hem iyi kafein hem de antioksidan kaynaklarıdır. 
  • Kahve, çaydan iki kat daha fazla kafein içerir ve size daha hızlı bir enerji artışı sağlayabilir. 
  • Çay, kafeini yavaşça metabolize eden ve size sürekli enerji veren bir kimyasal olan L-theanine içerir. 

 

Kahve daha fazla kafein içerir

Hem kahve hem de çay , sizi uyanık ve enerji dolu hissettiren bir uyarıcı olan  kafein içerir.

Aynı zamanda hastalığı da önleyebilir. 2015 yılında yapılan büyük bir araştırma, makul miktarda kafein tüketen kişilerin, hiç tüketmeyenlere göre tip 2 diyabet riskinin daha düşük olduğunu buldu. Ayrıca belirli kardiyovasküler hastalıkları, nörodejeneratif hastalıkları (Alzheimer ve Parkinson dahil) ve kolon kanseri, rahim kanseri ve karaciğer kanseri gibi kanserleri geliştirme olasılıkları daha düşüktü.

Genel olarak konuşursak, kahve benzer büyüklükteki siyah bir çaya kıyasla iki ila üç kat daha fazla kafein içerir. Bununla birlikte, kesin oran, aşağıdakiler de dahil olmak üzere çeşitli faktörlere bağlıdır: 

  • Çay türü
  • Bir fincan demlemek için kullanılan çay miktarı
  • Suyun sıcaklığı
  • Çayın demlenmeye bırakıldığı süre

Örneğin siyah çay 48 miligram kafein içerirken yeşil çay sadece 29 miligram içerir. Nane çayı ve papatya çayı gibi saf bitki çayları hiç kafein içermez. 

Bununla birlikte, FDA'nın günde dört ila beş fincandan fazla kahve olarak tanımladığı kafeini çok fazla tüketmemeniz önemlidir. Bunun nedeni, aşırı kafeinin aşağıdakilere neden olabilmesidir : 

  • Mide bulantısı
  • İshal
  • Uykusuzluk hastalığı
  • Endişe
  • Yüksek kalp atış hızı
  • Aşırı durumlarda, epileptik nöbetlere neden olabilir.

Herkesin kafein toleransı farklıdır, bu nedenle vücudunuzun buna nasıl tepki verdiğini not etmek ve buna göre ayarlamak önemlidir. 

Çay daha fazla sürekli enerji ve dikkat sağlar

Kahve, çaydan daha fazla kafein içerdiğinden, size daha büyük bir vızıltı verecektir. Bununla birlikte, çay, kahveden daha uzun süreli bir enerji artışı sağlıyor gibi görünmektedir. 

Bunun nedeni, kahveden farklı olarak çayın, kafeini daha uzun bir süre boyunca metabolize eden bir kimyasal olan L-theanine içermesidir . Aslında, 2008'de yapılan küçük bir araştırma, L-theanine ve kafeinin bir kombinasyonunu tüketen katılımcıların dikkat testinde tek başına kafein tüketenlere göre daha başarılı olduğunu buldu. Çalışma, ikisinin bir kombinasyonunun hem bilişsel performansı hem de dikkati geliştirdiği sonucuna varmıştır.

Hem yeşil çay hem de siyah çay L-theanine içerir, ancak yeşil çay yaklaşık 6,56 mg ile siyah çayın 5,13 mg'ına kıyasla biraz daha fazladır. 

Kahve daha fazla antioksidan içerir 

Hem kahve hem de çay, kanser veya diyabet gibi belirli durumlara yakalanma riskinizi azaltabilecek kimyasal bileşikler olan antioksidanlar içerir. 

Aslında, 2013 yılında yapılan bir araştırma , kahvenin çay, sıcak çikolata ve kırmızı şaraptan daha fazla antioksidan içerdiğini buldu.

Kahvedeki yaygın antioksidanlar arasında klorojenik, ferulik, kafeik ve n -kumarik asitler bulunur. Hatta bazı uzmanlar kafeinin bir antioksidan olduğunu düşünüyor. Yeşil çayın kateşin adı verilen önemli bir bileşeni de anti-enflamatuar özelliklere sahip bir antioksidan olarak kabul edilir.

Günde dört veya beş fincandan fazla içmek kafein miktarından kaynaklanan sağlık riskleri sağlayabileceğinden, antioksidan faydalar için ölçülü olarak kahve ve çay içmeyi unutmayın. 

Sağlığınız açısından, seçim temelde hangi etkileri aradığınıza bağlıdır.

Hızlı bir vızıltı istiyorsanız, kahvenin yüksek kafein içeriği sizi oraya götürecektir. Ancak kafeine daha duyarlıysanız, daha düşük kafein içeriği ve L-theanine seviyeleri nedeniyle çayı tercih edebilirsiniz, bu da daha uzun ve daha kararlı bir enerji artışı elde edeceğiniz anlamına gelir.

...
Başarılı Olmanın Anahtarı
Başarılı Olmanın Anahtarı
yasam | 2 months ago | 27 | Editör

Başarılı olmak hepimizin istediği ancak ulaşmanın bir hayli zor olduğu konuların başında gelir. Öyle ki başarılı olmak hakkında belki yüzlerce makale ve deneme kaleme alınmış olabilir. İşte biz de bugün sizlere başarılı olmanın anahtarı nedir bunu açıklayacağız.

1. Rutin oluşturmak

Rutin oluşturmak bazı kişilere zor ve sıkıcı olarak gelse de aslında insan beyni alıştığı bir rutinde oldukça verimli bir şekilde çalışıyor. İlla her gün saat 5’te uyanmanıza ve 10 uyumanıza gerek yok. Hangi saatte uyanmak istiyorsanız o saate uyanın ama bunu her gün aynı saatte yapmaya özen gösterin. Bu noktada dikkat etmeniz gereken bir diğer şey de yapmakta zorlandığınız ya da sevmediğiniz şeyleri önce yapmak ve size daha fazla zevk veren işlerinizi de en sona bırakmaktır.

2. Mutlaka Okuyun

İster roman ister tarih ister bilim konusu fark etmeksizin okumak oldukça önemlidir. Bu nedenle gününüzün önemli bir kısmını okumaya ayrın. Hatta boş zamanlarınızda kitap okumak yerine kitap okumak için boş zaman yaratın. Kısacası mutlaka okuyun, okudukça kendinizdeki değişkiliği kolaylıkla fark edeceksiniz.

3. Tarih Bilin

Tarih öğrenmek yine pek çok kişiye gelse de aslında oldukça önemlidir. Mesleğiniz ya da ileride edinmek istediğiniz meslek bu alandan çok uzak olsa da bugünü anlayabilmek ve karşılaştırma yapabilmek için tarih bilin. Fakat bu noktada dikkat etmeniz gereken önemli bir nokta vardır. Tek bir görüşe maruz kalmak yerine ulaşabileceğiniz ve doğruluğundan emin olduğunuz tüm yazarların kitaplarını okuyun.

4. Gezmek

Gezmek eylemi hepimiz için farklı şeyleri ifade etse de burada üstünde durduğumuz şey alışveriş merkezine ya da bir kafeye gitmek değil farklı şehirlere, ülkelere gitmek. Böylece hem farklı kültürler tanımış olacaksınız hem de o yerdeki doğal ve tarihi güzellikleri öğreneceksiniz. Yani gezin ve gezdikçe de yeni şeyler öğrenin.

5. Hobi Edinmek

Hobi edinmek için artık pek çoğumuzun vakti olmasa da aslında bizim için çok gerekli bir faaliyettir. Aslında günümüzün büyük kısmını da ekran karşısında geçirdiğimizi düşünürsek bir müzik aleti öğrenmek, resim yapmak ya da bulmaca çözmek gibi eylemler için de mutlaka zaman ayırabiliriz. 

...
Kahve İçmenin Sanatı
Kahve İçmenin Sanatı
yasam | 2 months ago | 39 | Editör

Kahve oldukça eski tarihçesi ile birlikte günümüzde bile sevilerek içilen bir içecektir. Türk Kahvesinin icadına baktığımızda ise III. Yüzyıla kadar gitmemiz gerekir. Anlatılan hikayeye göre kahve ilk kez Etiyapyalı bir keçi çobanı olan Khaldi, tarafından keşfedilmiştir. Khaldi, kırmızı çekirdekli uyarıcı meyveyi yedikten sonra çocuklar kadar enerjik olduklarını fark etmiştir ve bunun üzerine de kahveyi keşfetmiştir. Kahveyi denedikten sonra beğenince çevresindeki insanlara da bunu anlatmış ve kahve bugünlere kadar ulaşmayı başarmıştır.

Bir başka hikayeye göre de 16. yüzyılda yaşamış olan Arap yazar Ceziri’ nin kitaplarında geçen bilgilere göre kahveyi ilk içen kişi Ez-Zebhani olarak da bilinen Yemenli Cemalleddin Ebu Abdullah Muhammed İbn Said’miş. Yşadığı olumsuz bir olay nedeni ile yaşadığı şehir olan Aden’i terk edip Etiyopya’ya gitmiş ve burada kahve içen kişilerle karşılaşıp kahveyi deneyen  Cemalleddin Ebu Abdullah Muhammed İbn Said, Aden’e geri döndüğünde hastalanmıştır. Aklına ilk kahve gelen Cemalleddin Ebu Abdullah Muhammed İbn Said, kahve içtikten sonra yorgunluğu ve uyuşukluğu anında gitmiş enerji ve dinçlik kazanarak kısa süre içerisinde iyileşmiştir. Bu ve bunun gibi pek çok hikaye daha doğrusu rivayet bulunsa da kahvenin ilk olarak kim tarafından bulunduğu net olarak bilinmemektedir. Ancak her ne olursa olsun kahvenin anavatanının Etiyopya’nın Kaffa bölgesi olduğu bilinmektedir. Buradan dünyaya yayılan kahvenin her ülkede yetiştirme şekli da farklılık göstermektedir. Yine toprağın uygunluğu ve kullanılan suyun kalitesine göre de kahvenin kalitesi ve türü değişmektedir. Nasıl ki çayın farklı türleri oluyorsa kahvenin de farklı türleri bulunmaktadır.

Türk kahvesinin nasıl pişirilmesi gerektiği konusunda da gelirsek bu noktada doğru bilinen pek çok yanlış bulunmaktadır. Örneği kahve kati suretle soğuk suyla ya da çeşme suyu ile demlenilmemesi gerekmektedir. Musluk suyundaki kireç kahvenin tadının kötü olmasına sebep olacaktır. Soğuk su yerine de ılık su kullanmak da kahvenin lezzetini arttıracaktır. Bu önemli püf noktalarının haricinde mutlaka dikkat edilmesi gereken bir diğer konu da kahvenin yalnızca bir taşım pişirilmesi ve kahve pişerken asla karıştırılmamasını gerektiğidir. Kısacası pek çok şeyin sanatı olduğu gibi kahve içmenin sanatı da mümkündür. Bu kurallara uyduğunuz takdirde muhteşem bir kahve elde etmiş olacaksınız. Şimdiden afiyet olsun...  

...