user photo
Rasim ALIBAYLI
Müzik selektörlüğü/radyoculuk/DJlik yapıyorum. Hali hazırda yüksek lisans eğitimim devam ediyor. İletişim Bilimlerinden mezun olup daha çok ana ekseni müzik olan çalışmalar üretme gayretindeyim. Müziğin sosyolojisi, tarihsel ve kültürel boyutları, ekonomi politiği üzerine yazıp çiziyorum. Bu platformda da bahsettiğim konular üzerine yazmak isterim.
yazı 11
okunma 834
okuduğum kitaplar 0
okuyacağım kitaplar 0
Müzik Endüstrisine Bakış
Müzik Endüstrisine Bakış
sanat | 6 months ago | 66 |

Günümüz müzik endüstrisini oluşturan pop müziğinin yanı sıra bir de elektronik müzik sahnesi var ki büyük ölçüde Pazar payına sahip. Deneysel ve laboratuvar ortamlarında ortaya çıkan daha sonra kendi işleyiş ve ölçülerini standart hale getiren elektronik müzik dönemler boyu farklı biçimlere bürünerek kendi tekamülünü devam ettirmiştir. Eğlence sektörünün vazgeçilmezi olan müzik etkinliklerinde de elektronik müziğin nasıl bir paya sahip olduğu apaçık ortada.

Kadim Çin medeniyetinde yazı yazmak herkesin yaptığı ya da yapabildiği bir eylem değildi. Onları yapan özel insanlar vardı ve meslekleri sadece saray, hanedanlığın menfaati için gerekli belgelerin yazımını gerçekleştirmekti. Bir şeyin demokratikleşmesi herkesin aynı seviyede erişimi ve onun üretimini ortaya çıkarmasının yanında aynı zamanda kalite ölçüsünün de farklı boyuta taşındığını unutmamak gerek. Buradaki temel “sorun” artık neredeyse herkesin dijital ortamda bir müzik parçası üretebilmesi ve onu hiçbir yapım şirketi desteği olmadan yayınlama olanağının olması diyebiliriz. Peki ya müzik yapmak bu kadar kolay ve erişilebilir değilken işler nasıldı?

Aslında bu da başka bir soruna getirip çıkarır bizi. Örnek olarak 1970ler dönemini ele alarak incelemeye çalışalım. Çoğu müzik tarzı kendine iletişim araçlarında yer bulabilmiş. Rock, funk, soul, blues vs. gibi türlerde üretim yapan sanatçılar müzik piyasasında kendini göstermek istiyor ve şan, şöhret elde etmenin hazzını ve güzelliklerini yaşamak istiyor. Fakat burada da işler aslında düşünüldüğü gibi kalite kontrolü yapacak bilgilere sahip kişilerinden önünden geçmez hatta çoğunlukla tam tersi insanlar bakar bu işlere. Yani temelde parayı, sermayeyi elinde tutan karar mekanizmasını dolayısıyla da sanatçının meşhur olma yolundaki tüm kapıların açılmasını sağlıyor.

Plak şirketlerinin temelde işleri henüz ünlü olmamış fakat ünlü olabilecek sanat.ıları bulmak onları belli standartlar çerçevesinde müzik poiyasasına sunabilmektir. Bunlarında yanında elbette o sanatçının eserlerini satılabilir hale sokmak da mevcut çünkü asıl konu şirketin bu denli yatırımlardan ne kadar karlı çıkacağıdır. Keşfedilen müzisyenler o anlaşmalara imza atar atmaz aslında şirketlerin bir ürünü konumuna geçer ve kılık kıyafetinden hatta müziğine kadar her türlü parametrelere karışılır.

...
Savaş Sonrası Özgün Müzik : Krautrock
Savaş Sonrası Özgün Müzik : Krautrock
sanat | 6 months ago | 53 |

Sanat kendi içindeki vazgeçilmez büyüsü var oldukça genişler, gelişir, kendi varlığını sürdürür. Müzik ekseninde de işler farklı yürümüyor elbette. Aslında her sanatçı, müzisyen,grup ya da şarkıcı özgün olanın peşinden koşar onu ortaya çıkarmaya çalışır. Şüphesiz en çok vurgulanan “yaratıclık haybeden gelen bir şey değildir”in kanıtı niteliğindeki işler de kendinden önceki işlerden, eserlerden esinlenmiş ya da ilham kaynağı olarak kullanılmıştır. Daha önceki yazılarımda belli bir kronolojik anlatısal yapıyı bozmadan caz, ragtime, blues, soul gibi tarzların çıkış noktalarına değinmeye çalışmıştım ve bunların hepsinde tarihsel süreç olarak bir öncekinden esinlenme, etkisinde kalma gibi durumlar oldukça aşikar.

Çok fazla popüler kültüre konu olmamış bir tarzın bahsi geçecek bu yazıda. Hiçbir müzik türüne benzemeden fakat onları dinleyip bilerek, aynı zamanda yepyeni müzikal paradigma oluşturma gayesi olan müzisyenlerin müzik dünyasına kazandırdığı Krautrock. Peki krautrock nedir?

İkinci Dünya Savaşı sonrası dünyanın hemen hemen her noktasında hakim olan iyimserlik kendisi ile birlikte özgür ve özgün üretimler getirmiştir. Bu üretimler sadece endüstriyel ya da toplumsal anlamda değil aynı zamanda kültürel boyutta da mevcudiyet kazanmıştır. Sanat da bu iyimserlik kendi payını çıkararak korumaya çalıştığı “büyü” çerçevesinde yeni eksenlere yelken açmış durumdaydı. Fakat en çok da eleştiriler tam da bu durumda gelmeye başlamış, nedeni ise özgürlük kavramı altında kalite kriterinin göz ardı edilmesi belirtilmektedir.

Savaş sonrası Almanya’da özellikle tüm siyasal ve iktisadi bölünmeler yaşandıktan hemen sonrasında gelişen toplumsal yaşantıdaki dinamikler o dönemin müzikal çerçevesini oluşturmakta da büyük role sahip. Alman pop müziği olarak bilinen “Schlager” her radyo istasyonunda her TV programlarında kendi yerini almıştır. Fakat muazzam sanatçılara ev sahipliği yapan Almanya topraklarında bu durumdan oldukça rahatsız olan özellikle okullu sanatçılar var. İşte onların katkısı ile hiçbir müzik türüne bağlı kalmadan yaratılan ve kendinden sonra birçok müzik janrını etkileyen krautrock tarzı karşımıza çıkar.

Can, Cluster, Neu!, Amon Düül, Tangerine Dream gibi geniş yelpazede özgün müzik eserlerine imza atan gruplar aynı zamanda krautrock akımının da mihenk taşlarını oluşturuyor. 

...
Tarım mı Sanayi mi? #2
Tarım mı Sanayi mi? #2
deneme | 6 months ago | 73 |

Teknolojinin gelişmesi ile beraber ortadan kalkan sınırlar beraberinde yoğun bir enformasyon akışını da getirmiştir. Kültür tarihine baktığımızda, resimli anlatım ile başlayan ve yazı ile devam eden süreç göz önüne alındığında görsel kültürün öneminin insanlık tarihi kadar eski olduğunu görmekteyiz. Görsel kültürün yükselişindeki temel eleman olarak nitelendirebileceğimiz teknoloji ve beraberinde getirdikleri yazılı kültürün tahtını oldukça derinden sarsmıştır desek yanlış olmaz. 

Görsel imgelerle inşa edilen bu yeni kültür için görsel kültür tanımını kullanmamız pek tabii yerinde olacaktır. Kitle iletişim araçlarının da gücünü arkasına alan görsel kültür, imgeler yardımıyla arz talep dengesinde de oldukça köklü değişimlere olanak sağlamaktadır. Bu noktada postmodern dönem ve beraberinde getirdiklerini anlamız yerinde olur. Sınırları aşan yapısı ile postmodernizim bir anlamda özgürlükleri sınırsız bir şekilde insanlığa sunarken bir yandan da özgürlüklerin içerisinde inşa edilen metalar alemi de yaratmıştır. Metalar da beraberinde soyut değerleri karşımıza çıkarmaktadır. 

Görsel kültürün egemenliği altındaki çağımız imgeler aracılığıyla sunulan yeni kültürel değerlerin sahnesi haline gelmiştir. Yazılı kültürün yerini bir anlamda görsel kültüre bırakması kökten olumsuz değerlendirilemez belki lakin tüketim kültürü içerisinde üretilen ve yeniden inşa edilen değerler özelinde baktığımızda, olay pek de iç açıcı görünmemektedir. 

Görmek ve algılamak üzerine temellenen görsel kültür, yeni bir yapılanma ile insanlara farklı değerler sunmaktadır. Kültürel ve teknolojik değişim ve dönüşümlerin paralel ilerlediği varsayımına dayanarak geçmişten günümüze her çağ kendi terminolojisinde insan profillerini yaratmaktadır. Okumaktan çok bakmaya dayanan yeni dünya ya da yeni kültür sisteminde, bireyler yoğunlukla görsel bombardımanına tutulmakta ve tüketimine hazır hale getirilmektedir. 

Kültür ve kültürel değerler ışığında değişen insan ve ihtiyaçları insanların yaşam pratiklerini ve olaylara bakış açısını değiştirmektedir. Bu da bize yeni araştırma alanları sunmaktadır bu noktada sosyoloji bilimi ve görsel kültür arasında sıkı bir ilişki vardır. 

Sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel yapılanmayı temelinden değişime uğratan görselliğin hakim olduğu çağımızda; yaşam biçimlerini, değer yargılarını, toplumsal yapılanmaları ve buna benze bir çok olguyu araştırmak da farklılaşmaktadır.

...
Tarım mı Sanayi mi? #1
Tarım mı Sanayi mi? #1
deneme | 6 months ago | 111 |

İnsanlık tarihi boyunca toplumsal hayatı ve içindeki dinamikleri algılamamız kültürel ortamların örüntülerini de beraberinde taşımaktadır. Toplumsal yapıdaki mikro düzeydeki hareketlenmeler kültürel yapıda köklü değişimlere sebep olabilmektedir. Ve bununla beraber değişen dünya kültürel ortamlarda da türlü çeşitli farklılaşmalarla kendini göstermiştir diyebiliriz. Bu noktada kültürel değerlerin değişime uğraması kaçınılmazdır. Hatta değişimden ziyade dönüşüm ve belki de yok olmaktadır desek iddialı bir tavır sergilemiş olmayız. 

Pek tabii değişimden bahsettiğimizde beraberinde insan üretiminden de bahsetmeliyiz. Hepimizin bildiği ve belki de tüm eğitim hayatımız boyunca kafamıza kazınan bir cümle vardır: “ Tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş ile birlikte” üretim ve tüketim dinamiklerinin değişimi. Toplumsal hayatın değişimi fazla ürünün satılması ile yeni ürünlerin oldukça hızlı bir şekilde toplumsal hayata hakim olması ile el ele ilerlemiştir. Fazla ürünün tezgahlardan evlere girene kadar geçirdiği süreç bir bakıma kültürel değerlerin tezgahlardan evlere girmesinin bir ürünüdür. 

Çağımızda ise tarım toplumu, sanayi toplumu ayrımı bir kenara dursun, toplumsal yapının salt bir şekilde ürünler, farklı bir ifadeyle metalar üzerinden işlediğini görmekteyiz ve bu durumda kaçınılmaz olarak görselliğin kültürel yapının vazgeçilmez bir parçası olması ile birlikte tüm hakimiyeti eline almasını da kaçınılmaz bir şekilde sağlamıştır. Görselliğin hakim olduğu çağımızda artık tezgahlardan evlerimize ürünlerden değil ekranlardan evlerimize giren görsellerin hakimiyeti söz konusudur.

Görselliğin artışının art alanına baktığımızda ise teknolojik gelişmelerin ayak izlerini görmekteyiz. Yine hepimizin bildiği,  görsel kültür dediğimizde aklımıza hemen mağara resimleri gelir… Mağara resimlerinden gümünüze geçiş yaptığımızda ise insanlık gelişimi teknoloji ile paralel ilerlemiştir. Bu da bizi görsel metaların hakimiyeti altına almıştır. Gereksinimler ya da ihtiyaçlar görseller aracılığı ile giderilmektedir.
Kitle iletişim araçlarındaki ivme ile teknolojik ivmenin sonucu olarak insanlığın tüm gereksinimleri görsel kültür ile inşa edilmiştir dememiz yerinde olacaktır. Mağara resimlerinden kil tabletlere uzanan insanlık tarihinin kısa geçmişi postmodern çağ ile birlikte yerini görsel imgelerin yaratmış olduğu bir evrene bırakmıştır. Etrafımızı kuşatan görsel kültür yazılı kültür kavramını neredeyse ortadan kaldırmıştır.

...
Organik Danslar Serisi: Funk Müzik
Organik Danslar Serisi: Funk Müzik
sanat | 6 months ago | 47 |

Hayatın içinde gelişen tüm dinamikler nasıl ki birbirinden bağımsız değilse müziği de bu bağlamda düşünürken ayrı ele almamak gerek. Müzik toplumsal dinamiklerin önemli ve vazgeçilmez parçasıdır. Katı olarak nitelendirebileceğimiz müzik türleri incelendiğinde kendi ölçüleri ve işleyişlerinin olduğu gerçeğini unutmamak lazım. Elbette müzik türleri birbirlerinden büyük ölçüde etkilenerek bir sonraki dönemin türlerini ortaya çıkarır. Bu yazının konusu kendi içinde kendine has işleyiş ve parametreleri buluna ve dans müziğinin farklı dönemsel mihenk taşlarını oluşturan Funk müzikten başkası değildir.

Funk dünya müzik tarihinin çok önemli kısmını oluşturarak 1960ların ortasından itibaren duyulmaya başlar. İlk örnekleri elbette doğrudan funk olarak adlandırılmaz fakat zaman geçtikçe bazı çalma tekniklerinden ötürü tanımlayıcı sıfatlar meydana gelir ve işte onlar çoğunlukla sonrasında o tarzın ismi haline gelir. Soul, Caz, R&B sahnelerinden etkileri alarak kendi varlığını ortaya koyan Funk müziği de Afro Amerikan topluluğunun dünya müziğine kazandırdığı başlıca müzikal yapıtlardandır. Senkoplu bass’lar, sürekli sabit çalınan davul groove’ları, Funk müziğini karakterize ederek 1970 ve 1980lerin popüler müziği noktasına getirir.

Funk müziğin esrarengiz ismi ve babalarından sayılan James Brown aslında henüz funk tanımı yapılmadan sahne performasnlarında funky beat kavramını gerçekleştirir ve bu performanslar sonraki dönemin tarzını oluşturulmasında son derece büyük rol oynar. Uzun lafın kısası Funk müziğinden bahsedilecekse James Brown’u es geçmek “Müzik Tanrısı”na yapılan en büyük “günah” sayılabilir. Fakat funk aynı zamanda 1960ların sonunda o dönemin zaten güçlü müzikal elementlerdinden olan psychedelic akımını da yakalamıştır. Sly And Family Stone ya da George Clinton gibi sanatçıların buluşları sayesinde funk başka bir noktayı da yakalamış ve başarılı eserlerini ortaya koymuştuır. 1970lerle birlikte funk popülerliğini artırmış ve artık radyolarda geniş alanlara sahip olarak ayrıca da sahnelerde de geniş kitlelere hitap etmeye başlamıştı. Sonrasında disco müziğine esin kaynağı olacak funk aslında özellikle caz müzisyenlerinin dikkatini çeker. Ünlü caz sanatçıları (örnek olarak Miles Davis, Herbie Hancock) funk akımını yakalayarak Jazz-Funk janrını gerçekleştirmişler. Modern müziğin icrası ya da yapımında hala güçlü funk etkisi görülmektedir.

...
Görkemli Vokaller: Soul Müzik
Görkemli Vokaller: Soul Müzik
sanat | 6 months ago | 56 |

Konser sahnesinde görkemli orkestra, oldukça güçlü vokaller, atletik sahne dans/hareketleri. İşte buna benzer bir sahne gözlerde canlanıyorsa demek ki ilk akıllara gelen James Brown'dur. Bu yazı James Brown ile ilgili olmayacak onu baba yapan ilk yaptığı müzik yani Soul tarzı il ilgili olacak. Güçlü vokaller ve kuvvetli şarkı sözleriyle özellikle 1960'larda yaygın olan soul nedir? 

Amerikan popüler müzik sahnesinin önemli sahne performanslarına imza atılmasını sağlayan Soul müzik "rhythm and blues" olarak bilinen tarzın tekamül aşamalarından biridir. Gospel ve Blues müziğinin harmanlanması sonucunda bugüne kadar gelen bu müzik türünün temellerini Chuck Berry, Little Richard, Bo Diddley, Sam Cooke gibi sanatçıların oluşturdukları müzikal ambiyanslardan bağımsız saymak hata olurdu. Adı geçen sanatçıların yaptığı müzikler sonraki dönemlerde "rock and roll" olarak bilinen furyanın kapılarını aralamıştır. 

İlk soul esinti kaynağı olarak Ray Charles'ın kiliselerden yükselen gospel müziğini sahnelere sekülerize biçimde taşıması sonucu ortaya çıkan çalışmaları gösterilirken, Aretha Franklin de artık tam ve bariz bir soul müzisyeni olarak kayıtlara geçmiştir. Bu esnada Motown Sound da ilk soul örneklerinden sayılmakta ve baba James Brown'un meşhur "Say it Loud - I'm Black and I'm Proud" şaheseriyle Afro-Amerikan topluluğun siyasi ve toplumsal sesi haline gelmiştir. Bu tarzın en başarılı isimleri arasında say say bitmeyen mihenk taşı isimler vardır. Etta James, Curtis Mayfield, Isaac Hayes, Marvin Gaye, Donny Hathaway, Temptaions, Jackson 5 vb. 

Sadece müzikal anlamda değil aynı zamanda sosyal ve siyasal kesimi temsiliyet kuvvetine malik olan Soul müzik günümüzde Delvon Lamarr Trio, Charles Bradley gibi icra edildi. Dans müziğine de muazzam katkısı olan bu türün bir de diskoya ve funk'a kazandırdığı aura tek kelime ile etkileyici.

...
Kiliseden Sahnelere: Gospel Müzik
Kiliseden Sahnelere: Gospel Müzik
sanat | 6 months ago | 108 |

Bir kilisede devasa koro ve müzisyenler eşliğinde gerçekleşen dini müzikal şölen. Böyle bir sahneyle karşılarsak eğer çalınan ya da icra edilen tarz gospel müzikten başkası değildir. Tanrıya ve İsa'ya şükranları sunmak ve bir nevi dini arınma seremonisi olarak bilinen gospel müzik 19. yüzyılın ortasından itibaren özellikle Afro-Amerikan topluluğunun vazgeçilmez parçası. 

Bilinenin aksine sadece siyahilerin icra ettiği bir tarz olmayan gospel müzik ABD topraklarında aynı zamanda beyazların yoğun olduğu topluluklarda da kendi etkisini göstermiştir. Fakat zaman içerisinde hem hissiyat hem de yaşantının verdiği maddi, duygusal zorlukları bağlamında gospel müzik tarzını siyahi topluluk daha fazla benimsemiştir. Amerikan İç Savaşı sonrasında özellikle çadır okullarda dini öğretimin bir parçası olan bu tarz kırsal alanlardan şehir yaşamının dinamiklerine de sirayet etmiş. Böylece şehir yaşantısının üretim alanındaki müzik tarzlarına da azımsamayacak derecede etkiler yaparak anaakım müzik kültürün içinde kendine yer bulmuştur. Tamamen popüler müzik sahasına girememiş olsa da dönemin caz, blues, country tarzlarında gospel etkileri açıkça görülmektedir. 

Çoğu müzik teorisyenin görüşlerine istinaden yaşanan acılar ve dertler düşünüldüğünde ve müziğe verilen değerin farklı boyutundan ötürü gospel müzik özellikle 20. yüzyılın başlarından itibaren artık siyahi topluluklarının ayrılmaz dini seremonik müzik tarzı haline gelmiştir. Sosyal dinamiklerde görülen tüm değişiklikler hayatın hem üretim hem de tüketim alanlarında rahatlıkla görülür. Böylece müzik endüstrisi de bu durumdan bağımsız sayılmaz. 

Müzik endüstrisi temsilcileri kiliselerde gospel yapan özellikle iyi vokalleri keşfedip kendi stüdyolarına davet ederek albüm vaatlerinde bulunur. Hatta bazı eski gospel vokaller dönemin popüler müziklerinde meşhurlaşarak farklı şöhret kapılarından geçmişlerdir.

...
Blues ve Şeytan : Robert Johnson
Blues ve Şeytan : Robert Johnson
sanat | 7 months ago | 103 |

Sanat ve büyü ayrılmaz ikili olarak adeta “Bonnie and Clyde” gibi karşımıza çıkar ve hikayeler, öyküler, hurafeler yaranır. Bu yazıda esrarengiz hikayesi ve muazzam müziği ile blues ve müzik tarihinin büyük ismi Robert Johnson’dan bahsedeceğim.

1911 senesinde Missisipi’de dünyaya gözlerini açan Robert Johnson müzik dünyasının “ruhunu şeytana satan” müzisyen olarak tanınır. Büyü ve benzeri şeylere inanan, uğraşan annesiyle yaşayan Johnson ufak yaşlardan müziğe merakı ve isteği vardır. Bölgede yaygın olan eğlence anlayışı insanların işlerinden sıyrılıp nefes almak ve içkilerini yudumlamak için gittikleri mekanda gitarlarıyla müzik yapan sanatçıların eşliğinde dans etmesidir. Robert da ilk gittiği andan itibaren müziğe vurulur ve onun peşinden gitmesi gerektiğini anlar. Fakat Robert bu konuda pek başarılı değildir ilk aşamada hatta çaldığı mekanda kötü çalar müşterilerin gazabına uğrar ve mekandan kovulur.

Robert Johnson bu olayın üzerine bir yolculuğa çıkar. Kimsenin haberdar olmadığı bu yolculuktan döndüğünde gitarıyla harikalar yaratır. Hala onun gibi blues gitaristinin gelmediğini savunan çok fazla müzisyen vardır. Bölgedeki yaygın olan inanışların yardımıyla da rivayetler gezer ortalıkta. Bu rivayetler Robert’ın dörtyol ağzında şeytanla anlaşma yaptığı ve karşılığında ruhunu şeytana sattığı yönünde. Müziğinde ustalaşan Robert 1938 tarihine henüz 27 yaşındayken iddiaya göre içtiği içkiden zehirlenerek hayata veda eder ya da rivayete göre şeytan ruhunu alır. Geriye ise bu esrarengiz hikaye ve Robert Johnson’ın bıraktığı müzik kalır. Blues müzik örneklerinde fazlasıyla “devil” ya da “crossroads” sözlerine rastlamak mümkün.

...
Modern Müziği Oluşturan Tarz: Blues
Modern Müziği Oluşturan Tarz: Blues
sanat | 7 months ago | 47 |

Barda, mekanda, konserde bir siyahi müzisyen, elinde gitar ve çaldığı şeyin üzerine uyaklı söylediği kelimeler. Bu sahneyi çoğunlukla amerikan filmlerinde görmüşüzdür. Genellikle çalınan müziğin tarzı blues olarak karşımıza çıkar. Çıkışından sonra amerikan ve dünyadaki popüler müziğin matematiğinde bir etki payına sahip olan Blues nedir?

20. yüzyılın başlarına gidiyoruz, ABD’nin güneyine yapacağımız bu müzikal yolculukta karşımıza ilk olarak sağlam duruşuyla blues tarzı çıkacaktır. Afrika kökenli amerikanların ortaya çıkardığı ve dünya müzik tarihinde son derece önemli role sahip olan blues tarzı aslında bir vokal stilidir. Blues icra eden sanatçılar genellikle bir hikaye anlatmaz daha ziyade o an çalınan ritimler üzerine ruh halini, duygularını anlatma isteği içinde olurlar.

Blues müzği aslında her yerdedir. Müzik tarzlarının hilebazı olarak nitelendirilen blues mekanlarda, dans pistlerinde, fabrika sahalarında, tarlalarda, şehirde ya da kırsalda çalınır. Yüksek enerjili ritimleriyle ne kadar eğlenceli bir hissiyatı varsa, bir o kadar da derinlerde bulunan dertleri, acıları ele alır. Boşuna modern müziğin temelinde blues vardır denmiyor. Çünkü blues modern müziği kapsayan çoğu tarza etkilerde bulunmuştur. Jazz, rock, R&B, country gibi tarzlar blues köklerinden doğmuştur.

...
Caz Öncesi: Ragtime
Caz Öncesi: Ragtime
sanat | 7 months ago | 66 |

Ragtime 19. yüzyılın sonu ve 20. Yüzyılın başlarında ortaya çıkmış ve Amerikan popüler müziğinin öncü tarzı olarak bilinir. Piyano temelli ve senkoplu müzik olarak bilinen bu tarz caz müziğinin de temellerini atmıştır. 

Hem Avrupa hem de Afrikan etkilerle ortaya çıkan ragtime çoğunlukla Afro-Amerikanların icra ettiği müzik tarzıdır. Scott Joplin, James Scott ve Joseph Lamb gibi ragtime bestecileri senkoplu ritimler ve sofistike akorlar kullanarak kalıcı ve aynı zamanda öncü eserler üretmişlerdir. Sadece caz müziğinin oluşmasında değil ayrıca dönemin Vaudville ve Broadway oyun yazarları için de ilham kaynağı olma rolünü de başarılı bir şekilde üstlenmişler.

“Marching band” olarak adlandırılan gruplar siyaha boyanmış yüzleriyle ragtime yapan beyazlardı. Fakat onların bu saldırgan eğlence anlayışının yanında gerçekten müziğe katkı sunan ve müzikal öncülük yapanlar siyahi sanatçılardı. Ragtime, müziği akademik boyutlarda inceleyenler tarafından çoğunlukla dört boyutlu olarak ele alınır.

  1. Geniş piyano temelli müzik: Ragtime müziği piyanodan bağımsız düşünülemez. Diğer enstrümanlarla eşlik etme durumları yaşanmış olsa da ragtime eşittir piyano. Çoğunlukla tek müzisyenle piyano başında icra edilir.
  2. Senkop:  Ragtime ortaya neşeli ritimleri ve devamlı senkoplarıyla bilinen bir tarz. 2/4 ve 6/8 ölçülerinden dolayı da dans ettiren yönü de var.
  3. Kültürlerarası etkileri: Alman polka ve Anglo Amerikan marş müziklerinden esinlenmiş olması aşikar. Yine siyahiler tarafından ragtime kendi kültürel ögelerini müziğe yansıtmışlar. Güneyde meşhur olan “cakewalk” dansını da almıştır.
  4. Armonik çok yönlülük: Ragtime fazlasıyla değiken akor ve ritimler kullanılan bir tarz fakat cazın aksine ragtime tarzında doğaçlamaya yer yok.
...
Caz Müziğinin Çıkışı
Caz Müziğinin Çıkışı
sanat | 7 months ago | 104 |

Caz müzik her zaman bir bilinmezliğin, belirsizliğin bir müzikal göstergesi olarak çıkar karşımıza. Temelinde emprovizasyon olan cazın tanımını yapmanın ötesinde biraz da tarihsel sürecine bakarak anlamaya çalışmakta fayda var. Daha katı janralar arasında caz diğerlerine nazaran akışkan, esnek olarak bilinir fakat bunlar caz müziğinde kurallar, ölçüler çerçevesinin olmadığı anlamına gelmiyor.

20. yüzyılın başlarında Afro-Amerikan topluluğunda ortaya çıkan caz müziğini sadece doğaçlama ve ritmik buluş olarak nitelendirmek hata olur. Peki nedir caz?

Şüphesiz caz müzik tarihi açısından özellikle 20. yüzyılın en mühim sanatsal gelişimidir. Caz, baskı ve zulümden muzaffer güzelliklerle çıkmış sanatçıların sofistike sanatıdır. Belirli bir ifade tanımından daha çok bir ruh hali olarak nitelendirilen caz müziği New Orleans’ta gelişmiştir. 1900’lerin başında korkunç köle ticaretiyle Kuzey Amerikaya getirilen kölelerle bölge çeşitli etnik kimliklere ev sahipliği yapma rolünü üstlenmiş. Böylece New Orleans’a aynı zamanda folk şarkılar, blues, ragtime gibi tarzlar da gelerek sonrasında caz olarak adlandırılan tarz ortaya çıkmıştır. Kornet enstrümanı ile meşhurlaşan Buddy Bolden sıklıkla ilk caz müzisyeni olarak adlandırılır. Ne yazık ki, 1895 senesinde kurduğu grupla sokaklarda ve dans mekanlarında çalan Bolden’a ait herhangi bir kayıt bulunmamaktadır.

...
kitaplığım
okuduklarım
okuyacaklarım