user photo
cemre cmr
okuyan, araştıran ve yazmaya çalışan. Eğitimci araştırmacı.
yazı 8
okunma 1524
okuduğum kitaplar 0
okuyacağım kitaplar 0
İmaj Tekniği ile Korkularımızı Yenebilir Miyiz?
İmaj Tekniği ile Korkularımızı Yenebilir Miyiz?
psikoloji | 10 months ago | 267 |

Kişinin kendisine verdiği telkinlerinin büyük oranda zihnimizdeki birtakım yaşadığımız yaşantılar sonucu oluşmuş olan imajlardır. İmajların etkisi üzerimizde zannettiğimizden çok daha fazladır.  Bireyler zihinlerinde kendini görerek ulaşmak istedikleri ideal benliği tasarlayarak tanımlıyor. Zihin imajları; hedeflenen, istenilen olmak istediğiniz o kişiyi oluşturmanızı sağlıyorlar.  

Geleceğinizdeki hedeflediğiniz o kişi hayalinizdeki siz, aslında hayatınızın bir kahramanısınız. Birkaç soru ile bunu kendinize sorarak yaşamınızdaki imajları bulabilirsiniz. Sorulardan birkaçı; yaşamınızda üstelendiğiniz hangi roller var? Siz aslında gelecekte ne, kim nasıl biri olmak istiyor ve zihninizde neyi ne şekilde hayal ediyorsunuz? Bu sorulara verilen cevaplar sizi oldukça iyi tanımlayan imajları belirlemeye yardımcı olacaktır.  

İmajla telkin sisteminde, kişilerin korkularını yenen şey de hayalinizdeki "siz" in bir provasıdır. Gelecekteki, hayal ettiğiniz o kişiliğe yani size ait o gerçekliğe ulaşabilirsiniz. Bunun için oldukça net ve belirgin tüm duyularınızı harekete geçiren bir hayal gücünü devreye sokmalısınız. Koku, görüntü, ses ve tat duygunuz da işin içinde olursa harika bir ‘siz’ i gerçekleştirmeniz işten bile değildir.  

Bu teknik vaat edildiği üzere yalnızca korkularınızı yenmekte kullanılmıyor. Ulaşmak istediğiniz hedefler, ideal benliğiniz için de kullanabilirsiniz. Kendinizi son derece geliştirebildiğiniz bu tekniği öğrenebilmek için yazıyı okumaya devam ediniz.

Önemli yeteneğimiz hayal gücünü kullanın

Bir örnek üzerinden gidelim. Çok sayıda kişiden oluşan bir topluluğa konuşma yapacaksınız diye düşünelim. Bu konuşmadan evvel konuşmanızı hazırladınız fakat heyecan ve korku içinde olduğunuzu da varsayarak, gözler kapalı şekilde sakin derin birkaç nefes aldıktan sonra kendinizi sahnede konuşma yapacağınız yer de hayal edin, gözler kapalı bunu görün.

Şimdi hayalin içinde iyice girin. Önünüzde size bakan onlarca çift göz var ve sizi merakla dinlemeye hazırlar. Yüzleri son derece ilgili ve takdir duygusu haliyle size bakarken, konuşmanızın bitiminde sizi tebrik etmek için alkışlamaya başlıyorlar. Sesleri duyun, tebrikleri duyun. Onları net bir biçimde görün. Tüm konuşma salonunu, hatta kendinizi de konuşma yaparken giydiğiniz kıyafetinizle gözünüzde canlandırın. Konuşmanız esansındaki kendine güvenen ses tonunuzu duyumsayın. Sakin bir şekilde konuşmanızı yaptığınızı ve sahneden gururla ve başarı duygusuyla indiğinizi hayal edin.  

Bu yalnızca bir korkuya örnekti. Sizler bunu tüm korku, endişe ve kaygılarınızda da kullanabilir. Sorunlara yönelik pozitif imajlar oluşturarak keyifle hedeflerinize, rahat şekilde ulaşabilirsiniz. 

...
Hedeflere Nasıl Ulaşılır?
Hedeflere Nasıl Ulaşılır?
yasam | 10 months ago | 159 |

Her insan davranışının bir amacı vardır. Bir hedefe ulaşmak ise bir sonuçtur. Peki sonuca yani hedefe ulaştığımızda hissedeceğimiz duygu nedir? Yani tam olarak ne duyacağız, ne görecek ve ne hissedeceğiz? Bu hisler tam anlamıyla istediğimiz amaçladığımız hisler mi? Bundan emin miyiz? Ne istediğimizi gerçek anlamda bilmiyorsak ona ulaşmamız pek mümkün değildir. Fakat tam olarak, bütünüyle ve her ayrıntısıyla ne istediğimizi biliyorsak elde edeceğimiz hedefler işten bile olmayacaktır.

Öncelikle hedeflere bir ya da birkaç motivasyon unsuru ile başlamak gerekir. Bir itici güç belirlendiğinde hedefe giden yolda daha kolay ilerleyebilirsiniz. Ayrıca hedefinizin sonuçlarını sizin belirlememeniz halinde bunu bir başkası sizin için kesinlikle yapacaktır.

Hedefinizin sonuçlarını belirme sürecinde şimdi içinde bulunduğunuz durumu düşünerek hedeflerinizi kısıtlamayınız. Sizin için şu an da imkânsız görünen hedefleri başardığınız andaki süreci düşünüp, hedefinizin gerçekleşmesi halinde hissedeceğiniz yoğun duyguları düşünün. Her düşünce bize bir yaşam, olay ve durum şeklinde yansımaktadır. Kendimizle ilgili düşündüklerimize oldukça dikkat etmeliyiz. Kişilerin hedeflerin sonuçlarını belirlemekte olan çekinmelerinin sebepleri şöyle sıralanabilir: hata yapmaktan korkmak, yeni sonucun kendi kişisel özelliklerinden bir şeyler götüreceği inancı, değişmekten korkmak, konfor alanından çıkmak, insanların kişiyi eskisi gibi sevmeyecekleri gibi kendilerine çoğu zaman ifade etmekten korktukları inançlardır. Bu inançlar kişiyi hedeflerine ulaşmaktan uzaklaştırarak istemediği bir yaşam sürmesine kendisini başarısız hissetmesine yol açar.

Hedeflerinizi olumlu bir şekilde ifade edin. Hedefe ulaşmanız size ne gibi bir fayda sağlıyor? Aslında bu hedef yerine neyin gerçekleşmesini istiyorsunuz? Kendinize bu soruların cevaplarını vererek hedeflerinizi olumlu şekilde ifade etmenizi sağlayacaktır. Örneğin 'sigarayı bırakmak istiyorum' olumsuz bir ifade içerir. Bunun yerine hedefi daha olumlu ifadelerle belirleyin. Örneğin; 'sigarayı bıraktığımda tertemiz sağlıklı, rahatça nefes alabileceğim ciğerlere sahip olacağım. Ona harcadığım paradan tasarruf ederek daha fazla paraya sahip olabileceğim.' Şeklinde sonuca ulaşıldığında sağlanacak yararlardan bahsedilerek hedefin çekiciliğine odaklanılmalıdır.

Hedeflerinize ait sonucu tüm ayrıntılarıyla hayal ediniz. Hedefinize ulaşacak zamanın tam olası tarihini belirleyin. Bu hedefi görsel olarak koymanız demek onu ortam ve durum olarak belirlemeniz daha net bir zihin haritası çizmenize yardım eder. 

...
Çapa Tekniği Nedir?
Çapa Tekniği Nedir?
psikoloji | 10 months ago | 238 |

Psikolojide yer alan çapa teriminin anlamı şudur; insanın sinir sistemi içinde başka bir duygu durumunu tetikleyen bir olgudur. Örneğin, küçüklüğünüzü size anımsatan bir oyuncak, onunla ilgili anıları hatırlatacaktır. Bir müzik ya da bir tat da aynı şekilde. Bunlar kelime olabildiği gibi örnekte olduğu gibi duyularımıza hitap eden kişisel her türlü çapa kişinin amacı doğrultusunda kullanılabilmektedir. 

Birkaç örnekle daha pekiştirelim; örneğin isminizin bir yabancı tarafından sıradan algılamanız fakat sizin için özel biri tarafından seslenilmesi ise sizde bambaşka duygular barındırabilir. Dönemsel olarak dinlediğiniz bir şarkının o zaman içinde yaşadığınız duygu durumlarını bir başka sefer dinlemeniz halinde ortaya çıkması durumu. Ses ile çapalamaya örnek verilebilir.   

Peki biz bu duyularımıza hitap eden bu durumu kendi lehimize bir yetenek olarak nasıl kullanabiliriz? Bu çapalama tekniği sayesinde istediğimiz duygu durumuna bir çırpıda gelebiliriz. Nasıl mı? Yazıyı okumaya devam ediniz. 

Şimdi size daha evvel iyi gelen, kendinizi oldukça mutlu hissettiğiniz bir olumlu olayı düşünün. O hali, durumu ve anı hayal edin. O an içinde neler vardı ortamda? Koku var mıydı? Ya peki ses tüm bunları anımsamaya çalışın. Burada ayrıntıları hatırlamak çok önemli. Bunları gözünüzde canlandırmaya ya da o ana ait duygularınızı artarak yoğun biçimde anımsamaya başladığınız tam o anda sol işaret ve baş parmağınızı birkaç saniye birleştirin ardından serbest bırakın. Bunu yaptıktan hemen sonra şimdi de herhangi bir şeyi örneğin saatin kaç ve tarihin ne olduğuna bakın. Yeniden sol elin baş ve işaret parmaklarını birleştirerek sıkın. 

İlk sefer yapmanız halinde diğer seferler daha da kolaylaşacak ve bu basit ve son derece etkili tekniği istediğiniz hedef için kullanabileceksiniz. Örneğin bir diyet programındasınız ve canınız kalorili yiyeceklerden istiyor. Yemeniz yasak ve o an ‘’kendini iyi ve mutlu hisset’’ çapanızı kullandığınızda motivasyonunuz yeniden sizinle. 

Çapalama zihin ve bedende bir kodlama gibi her an olan bir durumdur. Çoğumuz bunu farkına varmadan her an yapıyor.  Atılan çapaların farkına varın ve farkındalıkla hedefe yönelik kullanarak olumlu sonuç alın. 

...
Sosyal Medya, Yararları ve Zararları Nelerdir?
Sosyal Medya, Yararları ve Zararları Nelerdir?
eglence | 10 months ago | 155 |

Sosyal Medya : Teknolojinin bize sağlamış olduğu internetin aracının sayesinde sosyal medya kullanıcılarının birbirleriyle; yazılı, görsel ve de işitsel şekilde iletişime geçebildiği  araçlar ve web sitelerini içermektedir. Önceleri teknolojinin içerdiği kapsam itibariyle Web 2.0'ın kullanıcıların hizmetine sunulmasıyla başlayan bu süreç, interaktif şekilde iletişimin yayılmasıyla sonuçlandı. Web 2.0 kelimesi ilk olarak 2004'de O'Reilly Media’dan duyuldu.  Sosyal iletişim sitelerinin kullanıcılarının ortaklaşa oluşturduğu sistemi tanımlamıştır. Bu teknoloji sayesinde çift yönlü olarak kişiler birbiriyle bilgi paylaşımında bulunmaya başladılar.

Sosyal Medyanın Yararları Nelerdir?

Eski arkadaşlarınıza bulabilir ve yeni arkadaşlar edinebilme şansı sunar. Gerçek yaşamınızda yaşayabilme durumunuz olan yalnızlık duygusuyla başa çıkabilirsiniz. Bu duygunun da neden olabileceği depresif düşüncelerden uzaklaşabilirsiniz.

İletişimde olması gereken bir ortam, mekân engelini ortadan kaldırır. Sizinle aynı yaşam tarzını benimsemiş kişilerle ortak gruplar kurabilmenize imkân tanır.

Yeni bir iş, bir kimlik edinebilir, zamandan bağımsız çalışabilir ve para kazanabilirsiniz. Bir ürün ya da markayı kendiniz ya da çevreniz için profesyonel olarak da tanıtabilirsiniz. Yeni bilgiler edinebilir kendiniz yeni bilgiler üretebilir bunları çok büyük kitlerle paylaşarak kendinizden insanları haberdar edebilirsiniz. Yetenekli insanlara ulaşabilir onlarla birlikte faaliyetlerde bulunabilirsiniz.

Sosyal Medyanın Zararları Nelerdir?

Paylaşımlarınızdaki içeriğe ve neyi insanlara göstermek istediğinize bağlı olarak değişen; kişisel veya iş hayatınızın deşifre olabilme ihtimali bulunuyor. Ayrıca sosyal medya gerçek hayattan da uzaklaştırarak asosyal biri haline gelmenizi de zaman zaman kolaylaştırabiliyor.  Sosyal medya kişinin karakterinde de birtakım değişikliklere yol açabilir daha ben merkezci, dış görünüşüne olması gerekenden fazla önem veren, bunu takıntı haline getiren, insanlar haline getirebilir.

Sosyal medyanı insanlar üzerinde aile birliğini zedeleyici birtakım sonuçlar doğurduğunu da görmekteyiz. Kişiler insanların hayatlarını izleyerek kimi zaman doğal olmayan bu görseller üzerinden bunalıma girerek psikolojik zarar da görebiliyorlar.

Ayrıca teknik anlamda da sosyal medya üzerinden zararlı yazılımı da cihazınıza indirme ihtimaliniz vardır.  

Peki, Nelere Dikkat Etmeliyiz?

Kişisel ya da markanız ile ilgili bilgi paylaşımında bulunurken bilgi güvenliğini dikkate alın. Ayrıca veri güvenliği politikalarını da okuyarak bu konuda bilgi edinin. Başka sosyal medyada mercilerinde yorum yaparken de son derece dikkatli olun. İtibar zedeleyici yorumlar yapmaktan kaçının. Ruh halinizin üzgün ya da öfkeli olduğu durumlarda bunu açığa çıkaracak birtakım paylaşımlarda bulunmaktan kaçının.  

...
Her Şey Düşüncede Mi Başlıyor?
Her Şey Düşüncede Mi Başlıyor?
psikoloji | 10 months ago | 146 |

Düşünce sonsuz ve etrafımızda gördüğümüz her şey bir düşüncenin ürünüdür. Tüm her şey düşüncenin yapıcı özelliği sayesinde oluşturulmuştur. İnsan bedeninde hormonlarından da belirlenebileceği üzere iki özellik bulunur. Eril ve dişil enerji tek bir insanda farklı oranlarda bulunur ve kişiler bu enerjileri doğrultusunda hayatlarına yön verirler. Eril enerji kişiyi yönetirken dişil enerji yapıcı, oluşturucu bir etki oluşturur. 

İnsanoğluna tüm yaşamına hükmetme kaynakları kullanabilme yetkisi verilmiştir. Düşündüğümüz şeylerin gerçek olma ihtimali çok yüksektir. O halde güzel, olumlu ve hedeflerimize yönelik düşünmeliyiz ki gerçekleşsinler. 

İnsanoğlu kendini nasıl yönetir ? 

Madem insanoğluna tüm yaşama hükmetmek ve kaynakları kullanabilme yetkisi verilmiş. Bireyler bunu nasıl yönetecekler? Bunun için birkaç tanıma ihtiyacımız var. Tanıma başlarsak; bilinçaltı: kişinin bedeninin yaşamsal fonksiyonlarının otomatik olarak yürütülmesini sağlamaktadır. Bu bizim fark etmediğimiz zamanlarda irademiz dışında gerçekleşir. Bilinçaltı belirlenen, bizim fark etmeden koyduğumuz kurallara göre hareket etmektedir. Biz bilinç düzeyinden emirler veririz bilinçaltı bu emri alır ve anlandığı gibi eyleme geçirir. Bilinçaltı bizim bir hizmetkarımız gibi çalışır ona bir düşünce bir önerme vermemiz halinde o bunu kaydeder ve ilgili durum ve şartlar altında bunları ortaya çıkarır ve ona göre reaksiyon veririz. Kısaca kendi yaşam yasalarımızı kendimiz oluştururuz. Bu insanlar için yüzleşmek gereken bir gerçektir. Ne düşünürsek onu yaşarız. İnsanların birçoğu kendi kendini hipnotize etmektedir. Gereksiz birtakım sınırlamalar koyarak kendimizi güya korumaya almaya çalışırız. Ama bilinçaltı tam bir çocuk gibi davranarak her şeyi gerçek ve anlamaya meyillidir. 

Bir örnek üzerinden gidersek; ''hava soğuk, çok üşüdüm ve kesin hasta olacağım'' düşüncesi ve söylemi gerçekleştikten sonra hasta olma ihtimalimiz bunu söyleyip değerlendirmememizden çok daha yüksektir. Sonucunda hasta olmamız işten bile olmaz. Burada soğuk bizi hasta eden şey değil hasta olacağımıza aşırı derece inanıyor olmamızdır. Bir kere aynı şartlarda hasta olmuş olmamız, bilinçaltı tarafından kaydedilerek, bu inancın aynı şart ve durumda yeniden gerçekleşeceği inancının bizde oluşacağı anlamına gelmektedir.  

Düşünceni değiştir hayatın değişsin! 

Zaman içinde oluşan ezberlerimiz hayattaki inançlarımız da değişiklik yapmamız halinde bambaşka bir bakış açısı ile hayata bakmaya ve düşünmeye başlarız. 

Böylelikle artık daha mutlu bir yaşam sürebiliriz. Yani inancınızı değiştirirseniz hayatınız da değişecektir. Bunun için bazı düşünme şekilleri oluşturmamız gerekmektedir. Bunlar kısaca şöyle; düşüncelerimizi seçme şansımız var. Kendimizi kısıtladığımız, sınırladığımız ''yapamam, imkânsız'' dediğimiz hedeflerimizi pozitif bakış açısı geliştirerek ve değiştirerek bu sınırları kaldırabiliriz. Bunu bize bilinçaltımız kanıtlıyor nasıl olumsuz bakış açısı ile düşündüklerimizi gerçekleşmesine imkan tanıyorsa olumlu hedeflerimizi de emir olarak alır ve bize yardım edebilir. 

...
Stres, Belirtileri ve Baş Etme Stratejileri
Stres, Belirtileri ve Baş Etme Stratejileri
psikoloji | 10 months ago | 177 |

Fizikçi Robert Hook tarafından ilk kez kullanılan bu terim, nesneye uygulanan dıştan gelen bir güçle nesnenin ilişkisini ifade etmesi açısından kullanılmıştır. Stres, çevreden gelen bir uyarıcıya karşın fiziksel etkileri olacak şekilde, kişinin bedeninin bir tepkisidir. Stres kişiler tarafından tepkileri ve etkileri değişkenlik gösterip öznel olarak değerlendirilir. Fizikçiler arasında; Thomas Young ise stresin bir maddenin içinden gelen bir direnç olduğunu ifade eder. Stres faktörüne karşı madde, içindeki direnci dışardan gelen şiddete göre ayarlanmaktadır. Bu da bize kişilerdeki stresin oranının değişkenliğini, fizik temelli ifade etmiş oluyor. Her kişide farklı stres faktörü aynı değişkenlere bağlı olsa da gösterilen reaksiyon aynı olmayabiliyor.  

Stres, bireylerin çevresi ile girmiş olduğu etkileşim nihayetinde organizmanın tümünü etkileyebilen tepkiler toplamından oluşabilmektedir. Strese verilen tepkiler her zaman olumsuz olmayarak kişiye motive edici bir unsur olarak da karşımıza çıkmaktadır. Bu olumlu stres, kişiyi hedefine yönelik harekete geçiren strestir. Örneğin tehlike anında, kişinin savunma mekanizması devreye girerek aşırı stres içeren hormon salınımı sayesinde oldukça hızlı hareket etmesini sağlayacaktır.  

Stresin genel olarak, kişiden kişiye değişen, sıkça karşılaşılan belirtileri;

Kalp atış hızı, kan şekeri oranı ve solunum sıklığının artışı gözlemlenebilmektedir. Vücutta kas ağrıları, konsantrasyon sağlamada zorlanma, vücut dengesini kuramama, el ve ayaklarda terleme görülebilir. Uzun zaman sürebilen uyku esnasında dişlerin sıkılması, iştahın çok fazla artışı veya azalışı, sindirim problemleri, uykusuzluk ya da aşırı uyumak, gürültüye ve sese normalden daha fazla hassasiyet görülebilmektedir.  

Stresle baş etme stratejileri  

Bedensel gevşeme yöntemleri, kişisel sağlıklı beslenme diyetleri gibi genel yaşam değişiklikleri ile sağlanabilmektedir. Zihinsel olarak; stres oluşturan faktörlerinden olabildiğince uzak durmaya çalışıp mesafe oluşturmak. Bireyin kendi öz farkındalığı artıracak bir takım öz saygıyı geliştiren eğitim, kaynak ya da materyal edinmesi de stresi azaltan faktörlerdendir. Mesleki yeterliliklerin eksikleri varsa belirlenmeli ve bunu geliştirmek adına hedefler konularak zaman ayrılmalıdır.  

Ayrıca ruh sağlığı için de özen gösterilmeli, kişisel manevi değerlerin bilincine varıp yaşamsal değerlerin farkındalığı ile hayatın içine karışmalıdır. Sosyalleşme insanlarla bir arada kaliteli zaman geçirmek de stresin azaltılmasında son derece önemlidir.  

 

...
Bir Sorun Çözme Yöntemi DAADİ
Bir Sorun Çözme Yöntemi DAADİ
psikoloji | 10 months ago | 217 |

Bir kişinin sorunu olduğunu fark etmesi ve bunu tanımlaması gerekir. Bu şekilde kişi problemlerine çözüm için cesaret bulacak ve bütünü görebilecektir. 

Bir çözüm yöntemi olarak DAADİ açılımı şu şekildedir; 

D-Dinleme, A- Araştırma, A- Amaç saptama, D- Destekleme, İ- İzleme  

Dinleme: Kişi durumu ya da sorunu alternatif bir bakış açısından ele almaya çalışır bunun için farkındalığını artırarak dinler. 

Araştırma: Bir problemi olan kişi problemin asıl gerçek doğasını anlayabilmek adına, değişimin nerede nasıl gerçekleştirilmesine dair sorunu araştırır. 

Amaç Saptama: Soruna dair düşünülen alternatif çözümlere dair değişikliğin nasıl gerçekleştirilebileceği ile ilgili nesnel, somut amaçlar saptanır. 

Destekleme: Problemin belirlenen amaçları doğrultusunda ihtiyaç duyulan kaynak, kişi ve eğitim gibi desteklerle elde edilen yardımdır. 

İzleme: Soruna dair çözümlerine yönelik saptanan amaçların çözüme ulaşılması adına sürdürülen sürecin izlenmesi ve incelenmesidir.   

DAADİ yöntemi problemi olan kişiye yönelik çözümleri daha görünür ve nesnel olarak ortaya koyarak kişide soruna yönelik farkındalık oluşturur. Kişiye sorunlarla yüzleşme cesaretini verir. Bireyin soruna yönelik çözümü kendisinin bulacağına dair sorumluluğu vererek sorunun çözümü doğrultusunda kişiye özgüven verir. 

Bu yöntem bir sistem üzerinde bir düzen içinde ilerlemektedir. Geri bildirimlerle desteklenen süreçte kişi farkındalıklarından bir an olsun kopmayacak kısa süre içinde çözüme ulaşacaktır. Süreç içinde ihtimal dahilinde ortaya çıkabilecek bazı ikincil problemlere karşı da her aşamada sunduğu saptama ile farkındalık oluşturarak kişiye sorunları aşamalar dahilinde kolayca çözmesine fırsat verecektir. 

Bu yöntem gereksiz zaman kaybından kurtarır, kısa süre içinde çözüme ulaşılmasını sağlar. Sorunu olan bireyin; çözüm amacına ulaşmasını kolaylaştıran ya da zorlaştıran alternatiflerin bir panoda tablo şeklinde yazılması iyi olacaktır. Bu sayede kişi stratejisini görsel olarak da görecek ve bir zihin haritasına sahip olacaktır. Ayrıca birey her aşamada soruna dair çözümlerin üretildiğini görmesi halinde daha çok motive olabilecektir. 

DAADİ tekniği küçük ya da büyük gruplar arasında olan çatışma durumlarında da çözüm için kullanılabilir. Burada yöntemi uygulayacak kişinin tarafsız şekilde süreci, grup bireyleri için onlarla birlikte götürmelidir. Grubun bireylerini ayrı ayrı dinlemeli, sorunu çözebilmeleri için bazı sorularla onları yönlendirerek bakış açıları kazanmaları ve bunu görmelerini sağlamalıdır. Burada tamamen DAADİ tekniği ile ilerlenmelidir. Bu sayede tarafların uzun süreler sürme ihtimali olan çatışmaları kısa sürede çözüme ulaşabilmektedir. 

...
Kaygı Nedir? Ne Zaman Problem Olur?
Kaygı Nedir? Ne Zaman Problem Olur?
psikoloji | 10 months ago | 165 |

Kaygı kişinin iç dünyası veya çevreden kaynaklanabilen olası bir tehlike ihtimaline karşı bireyin algılaması doğrultusunda yorumlanmış bir duygu durumudur. Yani kişi kendisini sanki bir ikaz ve alarm durumu halinde her an kötü bir şey olacakmış gibi bir hissi taşır. Kaygı hali, endişe ve korku gibi duygularla karıştırılan kavramlardır. Aralarındaki önemli farklar bulunur. Korku; zihinsel olarak belli bir tehlike karşısında mantıksal ölçüde ortaya çıkar. Bireyin kendisini tehlikeye karşı koruması içgüdüsünü taşır. Bir tepki ve kaçma dürtüsü barındırır.

Kaygı ise; kaynağının tam olarak bilinmediği, daha çok duygusal, soyut bir tehlikenin beklentisi halinde ortaya çıkar. Tehlike ya da zarar görme beklentisi ne kadar çoksa kaygıda o oranda artmaktadır.

Kaygı birtakım düşünceler ile içsel olarak kişiyi tetiklemektedir;

Olumsuz otomatik düşünce biçiminde, bireyin bulunduğu ortamla ilgili net olmayan olumsuz bazı düşünceler vardır. Örneğin; ”benim konuşma tarzımı acaba gülünç mü bulacaklar?” gibi.

Ya da işlevsel olmayan birtakım tahmin düşünceleri de kişiyi rahatsız edebilir. Doğruluğu net olmayan bu düşünceler kişinin kendine özgü inançları da olabilir. Örneğin; “Benim konuşma biçimimi kesin gülünç buldular, kesin aptal olduğumu düşünüyorlar” gibi.

Kaygılar ne zaman problem olur?

Bunu birkaç soru ile öğrenebiliriz. Kaygı bir bireyin günlük yaşamını olumsuz etkileyecek bir halde mi? Kişinin kendine olan güvenini zedeleyecek durumda mı? Bu sorulara verilen yanıtlar bireyin ne durumda olduğunu ortaya çıkaran farkındalık sorularıdır. 

Eğer ciddi biçimde kişinin günlük yaşantısını olumsuz etkileyen kaygı durumları mevcutsa bu profesyonel yardımı gerektirir. Tedavi edilmediği takdirde uzun süreler olumsuz etkilere yol açma riski taşımaktadır. Bu riskler; sosyal ilişkilerde bozulma, başarısızlık, konsantrasyon düşüklüğü, kötü madde kullanımı ve bazı psikiyatrik rahatsızlıklar.

 

...
kitaplığım
okuduklarım
okuyacaklarım