Bir OKB (Obsesif Kompulsif Bozukluk) İle Nasıl Yaşanır?

Bir OKB (Obsesif Kompulsif Bozukluk) İle Nasıl Yaşanır?
psikoloji | 11 months ago | paylaş: | 98 | Hilal

Okb bir çoğunuzun da bildiği üzere takıntılı olma halidir. İnsan zihnini sürekli meşgul eden, kişiye göre gerekli, gereksiz her türlü zihinsel meşguliyetin kaygı ile birleşme durumudur. Nedenlerine değinecek olursak, çevresel veya biyolojik faktörler etkili olmaktadır. Çevresel faktör dediğimiz, yaşam durumunda değişimler, sevdiği birini kaybetme, ilişki kaygıları, okulla ilgili sorunlar ele alınmaktadır. Okb aslında yalnızca takıntılı olma halinden de öte saplantı ve kişinin kendini zorlamasını da içerir. Okb bizlerin ne çok basite indirgenebileceğimiz ne de aman aman büyük bir saplantı hali diyebileceğimiz bir durumdur. Tabii ki kişiden kişiye, tedavinin desteğiyle de değişse bile genel bir yargı söylemek çok mümkün değil. Okb teşhisine sahip bireyler önce kabul etmekte zorlanır. Hatta kabul bile etmez. Doktora gitme sebebinin bir hastalık olduğunu dillendirir de okb olduğunu bir türlü kendine bile açıklayamaz. Çünkü ona göre normal olan durum budur. Yani herkes böyle derin düşünür, herkesin endişeleri, kaygıları vardır. Herkesin olmasından korktuğu olaylarla karşı karşıya kaldığı durumda suçlama mekanizmaları olabilir diye düşünürler. Halbuki hiç kimse bir okb teşhisi konulan hasta kadar detaylı, kaygılı, saplantılı, takıntılı ve dahası umutsuz düşünemez. Okb mutsuzlukla doğru orantılıdır. Mutsuzluğun artması beraberinde takıntıları da getirir. Peki okb ile nasıl bir yaşam sürülür? Onunla nasıl anlaşılır? Öncelikle onu reddetmek, farkında değilmiş gibi davranmak onu yok saymak aslında işi çok daha zorlaştırır. Evet ortada bir durum var ve belkide tedavi edilmezse kendini tekrarlayan bir hastalıktır çünkü kendileri mutsuzluktan beslenirler. İlk mutsuz olduğunuz an yakanıza tekrar yapılaşabilirler. Lakin böyle bir durumun varlığını kabullenmek, onun için gerek ilaçla gerekse bir takım davranış terapileriyle durumu kontrol altına almak mümkündür. Peki kişi kendisi ne yapabilir? Öncelikle üzgünken o elindeki bezi yere bırak. Kimse senin pis olduğunu düşünmüyor. Veya senin pisliğinden ötürü kimse hastalanmıyor. Daha sonra herkesin zihnini okuyamazsın kimse seni direkt anlayamaz. Başkaları için endişelenmeyi bırak. Her gün çizgilere basmadan yürüme. Sen çizgilere bastın diye hayatın alt üst olmuyor.Tabii ki tüm bunlar böyle söylendiğinde basite indirgenmiş gibi dursada. Birilerinin bunları tekrarlaması size yaşamın daha kolay olduğuna dair bir sinyal verir. Aksi halde bunlarla yaşanmaz. Çünkü çoğu durumda bizim elimizde olmayan, bizimle özdeşleşmeyen durumlar meydana gelir ve bizler mümkün mertebe bunları önleyemeyiz. Tabii ki olumsuzluklar karşısında herkes aynı direnci gösteremez lakin belli bir sebatkarlıkla umutsuzluk duvarlarını aşağı indirmek mümkün. Bu yazıyı okuyan değerli okur, eğer okb teşhisine tabii tutulduysan veya çevrende okb olan bir yakının varsa ya da okb teşhisi almasa bile senin okb olduğunu hissettiğin, davranışlarıyla sana bunu yansıtan bir yakının varsa ilk adım kabullenmek olsun. Sonra işi ehline bırak ve sen elinden geleni yap. Yola çıkmak bazen başarmaktan da daha mühimdir. Çünkü o ilk adım her zaman daha kıymetlidir.

 

 

yorum yaz
psikoloji kategorisi