Nilgün Marmara'ya Dair

Nilgün Marmara'ya Dair
edebiyat | 11 months ago | paylaş: | 218 | İrem

Bütün arka bahçelerini birer birer gördüğü bu dünyadan sessizce gitti Nilgün Marmara, yere doğru süzülürken bir an olsun ses vermedi. Bundan tam olarak 33 sene evvel, daha 29 yaşında gencecik bir kadınken evinin penceresinden atlayarak aramızdan ayrıldı.

Yaralıydı hep, dizelerine yansırdı. Hepimiz içten bir şekilde hissediyoruz artık yazdıklarını, yaşlarımız büyüdükçe daha da çok hissediyoruz Nilgün Marmara'yı. Ömrünün son günlerine değin, eşine ve şair arkadaşlarına bile yazdıklarını göstermedi. Hatta şiir yazdığının haberini bile vermedi.  

Sylvia Plath ile alakalı yazdıklarıyla beraber ölümü de Plath gibi görüldü. Benzetildi birbirine bu iki genç ölüm. Nilgün Marmara'ya dair bildiğimiz şeylerin tamamı ise onun yazdıklarıyla sınırlı, öyle de kalacak gibi görünüyor. Düşünsenize, bir sürü şey dökülüyor da yüreğinizden eşinize bile ne yazdığınızı ifade etmiyorsunuz. Çünkü, öyle işte.

Sylvia Plath'in Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analizi konulu bir tez yazıyor üniversite okurken, intiharlarının benzetilmesi de bundandır zaten. Plath'in çektiği varoluşsal sancıyı öylesine içerisinde hissetmiş ki Nilgün Marmara, yazılarına bile sinmiş sanki bir karamsarlık. Gitmeden eşine bir mektup yazıyor, hepimizin yüzüne tokat gibi çarpıyor o mektup.

“Sana böyle bir yük bırakmak istemezdim ama sen akıllı ve güçlüsün, çabuk unutursun.” diyor, mektubun sonunda da “Seni hep sevdim Kağan!” diyor eşine, sonra da gidiyor öylece işte. Şiirlerini okurken her dizesini ne kadar içten yazdığını anlıyoruz, güçsüz olduğunu sandığı anları okuyoruz. Oysa ki ne kadar güçlüymüş diyoruz, çok şey diyoruz. Sesimiz boğuk çıkıyor bir zaman sonra.

yorum yaz