Bir Varoluş Sancısı: Egzistansiyalizm

Bir Varoluş Sancısı: Egzistansiyalizm
sanat | 6 months ago | paylaş: | 124 | Sümeyra

Varoluşçuluk diğer bir adıyla Egzistansiyalizm, 20. Yüzyılın yani 1900'lü yılların başında Fransa'da ortaya çıkmış bir akımdır. Daha önce Alman düşünür Martin Heidegger'in ortaya attığı söylenir. Daha sonra Sartre'nin benimsemesi üzerine daha da ilerlemiştir. Varoluşçuluğun merkezinde her zaman insan vardır. Bu yönüyle Hümanizm akımından etkilendiği öne sürülür. İnsan ise her zaman özgür bir varlıktır. Herhangi bir baskı altında kalması mümkün değildir. Özgürlük, varoluşçulukta temel bir etmendir. Egzistansiyalizm'e göre insan kendi başına kendine yetebilir. Her şeyi kendisi yapabilir. Varoluşçular, varoluş sancısı çekmektedir. Nasıl var olduklarını ve ne için var olduklarını ve hayatı hep sorgularlar. Varoluşçular, evrende yalnız olduklarını düşünür ve savunurlar. Bu sebeple de yabancılaşırlar. Varoluşçular kendilerini Ateist ve Deist olarak ikiye ayırırlar. Tanrı'nın varlığını kabul eden kesim için ehep bir umut barındırır. Tanrı'nın varlığını kabul etmeyen kesimin ise, özgürlüğünün Tanrı tarafından elinden alınmasından korktuğu için varlığını kabul etmediği söylenir. 

Varoluşçuluk yani Egzistansiyalizm'in edebiyat ile de ilişkisi vardır. Zaten Jean Paul Sartre'nın Bulantı eseri ile ortaya çıkmıştır bu akım. Bu akım edebiyata bunalım şeklinde yansımıştır. Her şeyin kötü ve iğrenç olduğunu, olayların her zaman olumsuz tarafının olduğunu, insanın dünyaya getirilmediğini, tam tersi fırlatılıp atıldığını savunan bir bunalım edebiyatıdır. Varoluşçu yazarlar insanların yaşadıkları bu bunalım sancısını anlatmışlardır. Bunu da anlatırken süslü bir anlatımdan uzak durmuşlardır. Dil oldukça sadec ve açık bir üslup ile yazılmıştır. 

Varoluşçu yazarlar; Sartre, Andre Gide, Albert Camus, Kierkegaard, Nihilizm akımı ile de tanınan Friedrich Nietzsche, Martin Heidegger, Karl Jaspers, Edmund Husserl, Dostoevsky gibi birçok yazardır. 

yorum yaz