Kendini Anlamanın Korkutucu Hafifliği

Kendini Anlamanın Korkutucu Hafifliği
psikoloji | 2 ay | paylaş: | 804 | Devrim

Hayatımızın neredeyse bütün evrelerinde maruz kaldıklarımızı, yaşadıklarımızı anlama ve anlamlandırma çabası yer etmektedir. Çünkü karşımızda duran belirsizliği ve karmaşıklığı bir anlam çerçevesinin içinde görmek içsel rahatlamaya yol açan bir deneyimdir.

Tecrübe ettiğimiz travmatik olayların hayatımız için nasıl anlamlar taşıdıklarını çözdüğümüzde acımızla barışırız. Yargıladığımız davranışların neden yapıldığına dair anlamlar keşfettiğimizde o davranışla barışırız. Çatıştığımız ötekinin duygu ve davranışlarını anladığımızda o kişiyle barışırız. İnsana dair öyle bir ihtiyaç ki bu, bir başkasıyla aynı yolculuğa çıktığımız zaman sevmek ve sayılmak kadar “anlaşılmak” temel ihtiyaç sıralamasında kendine en üst basamaklarda yer edinmektedir.

Başkası tarafından anlaşılabilmeyi böylesine arzularken acaba biz kendimizi doğru anlıyor muyuz sorgulamasını kaç kere yaptık? Tecrübe ettiğimiz her şey değerlendirmelerimiz sonucunda hayatımızda bir konuma yerleşir. Aktif ilişki içerisinde olduğumuz her insanı algılayış süzgeçlerimizden geçirdikten sonra yaşamımızdaki yerini belirleriz. Bütün bu kararlar ve yol açtıkları duygular bize bağlıysa önce kendimizi anlamamız, çözümlememiz gerekmez mi?

Bazen kendimizin en karanlık yönlerini, isteklerini, arzularını kendimize özel sanırız. Her birimizin aslında insanı temsil ettiğini ve herkesin karanlık bir kutusu olduğunu atlarız. O kutuyu gözümüzün görmeyeceği bilincimizin karşılaşamayacağı en derin noktalarda saklarız. Kutuyu açabilmek kendini anlamaktır. Kendini anlamak ise insanı anlamaktır.

Peki bunu yapmaktan neden kaçınırız? Kişinin kendini anlaması, isteklerini keşfetmesi her zaman iyi sonuçlara mı yol açar? Aslında sonuçların ne olacağını kişinin kendi belirler ama bir gerçek var ki bunu yapmaktan korkuyor olduğumuz. Çünkü bene dair anlamları ve kutunun içindekileri yaşamak için özgürlüğe ihtiyaç duyarız. Mücadele göstermek ve o özgürlüğe ulaşmak zorundayızdır. Bunu yapmak yeterli olmayacaktır. Asıl sıkıntı yaratan durum ise elde ettiğimiz özgürlüğün sorumluluk duygusunun yarattığı kokutucu hafifliği ile başa çıkmak zorunda kalmamızdır. İçsel özgürlüğü ve anlamı yakaladığımızda artık hayatımızın yönetimini almışızdır. Radikal adımlar atmalı ve kararlar vermeliyizdir. Ve artık her yaşantımızın sonuçlarının sorumluluğunu almak zamanıdır. Bizi çoğu zaman saran özgüven problemleri ve başarısızlık korkusu bu yola girmemizi ketlemeye yol açmaktadır.

Erich Fromm’a göre hepimiz büyüyüp bireysellik duygumuz geliştikçe kontrol edemediğimiz şeylerin farkına varır ve çaresizce ne kadar önemsiz olduğumuz gerçeği ile yüzleşiriz. Bu önemsizlik algısına iki şekilde karşılık veririz. Ya özgürlükten kaçarız ya da olumlu özgürlüğe yöneliriz.

Olumlu özgürlüğün bahsettiğimiz sorumluluklarının korkutucu yönü bizi çoğu zaman özgürlükten kaçışa yönlendirmektedir. Yani kendimizden, isteklerimizden, arzularımızdan uzaklaşmaya… nasıl rahatsız edici değil mi? Kendimizden uzaklaşmak… ama merak etmeyin bu rahatsız edici duyguyu yok etmek için de bilincimiz kendi çözümlerini üretmiş tabi ki! Yüzleşmekten ve dolayısıyla sergilemekten kaçındığımız istek ve arzularımızı nasıl yapamadığımıza dair rasyonelleştirme yaparak. Yani kaçınmalarımıza dışsal nedenler bularak mantığa bürüme mekanizması. Tabi ki hayatın bizi engelleyen faktörleri bir gerçek olarak karşımızda ama çoğunu kendimizi daha iyi hissetmek adına kendimiz yaratırız. Hadi biraz düşünelim. Yapmayı istediğimiz ama bir türlü hayata geçiremediğimiz kendimize engel olarak gördüğümüz düşünceleri. Ve sonrasında sorumluluğu kendimizden atmanın verdiği rahatlığı.

Birkaç soru daha soralım mı kendimize? Bu kadar önemli mi gerçekten kendini anlama? Neden bunca zorluğa katlanalım? Ne güzel yaşayıp gidiyoruz işte diyenleri duyar gibiyim. Bu soruları hepimizin ortak olabilecek yaşantılar üzerinden ele alacağım.

Hayatın çoğu dönüm noktalarında ya da dalıp gittiğimiz o uzak diyarlarda hayatın anlamını bulma çabası hep karşılar bizi. Bu çabanın karşılığını alana ne mutlu… bunu gerçekten bulabilir miyiz bulamaz mıyız emin değilim. O yüzden daha gerçekçi bulduğum bir yaklaşımı savunuyorum. Yaşadığımız hayatın içinde kendimizi doğru konumlandırırsak ulaşılabilir ve sağlıklı bir sorgulama süreci yaşayabileceğimizi düşünüyorum. Bu konumlandırmayı yapabilmek için potansiyelimizin ne olduğunu, başarabileceklerimizi, arzularımızın sınırlarını, algılarımızın temelini bilmemiz gerekmektedir. Bunun içinde kendimizi anlamak…

Bazı sabahlar kaygılarla uyanırız ya da gün içinde aniden içimizi kaplayan bir ruhsal sıkıntı içinde buluruz kendimizi. O an yanımızdakilerin neyin var serzenişine cevap vermek istesek de aslında cevabını kendimizin de bilmediği anlamlandıramadığımız bir durumun içindeyizdir. Çözümleyemediğimiz her çatışmaya baskılama eğilimdeyizdir. Baskılanmış bu geçmiş yaşam sıkıntıları günün herhangi bir anında içimizde taşıdığımız bir yük halinde belirmeye başlar. Çatışmalarımızı derinlere itmeden çözümleyebilmek gerekmektedir. Bunun içinde kendimizi anlamak…

Ve ilişkiler… yaşam boyunca birbirinden farklı nitelikte birçok bağ geliştiririz. Her birinden farklı beklentilerimiz ve hayallerimiz olmasına karşın bunların karşılığını alamadığımız zamanlar olur. Bazen ilişkiye başlarken her yönüyle doyum hissettiğimiz ilişkiler zamanla yerini eksiklik duygusuna bırakırlar. Peki bu sadece karşı tarafın eksiklikleriyle mi ilgilidir? Bu konuyu bir danışanımın terapi sürecinde farkındalık yaşadığı bir anda kendine kendini açıkladığı sözlerle aydınlatmak isterim.

“İlişkimin başlarında ve devam eden yıllarda onunla tamamlanmış gibiydim. Birlikte istediğimiz ne varsa yaşıyor ve bundan büyük bir keyif alıyorduk. Hayatın sorumluluklarla dolu yılları başlayınca ondan beklentilerim değişmişti. Kendine yatırım yapmasını onda var olduğunu bildiğim kapasitesini geliştirmesini bekliyordum. Geçmişte yaşanan o güzel günleri bile sorgular olmuştum. Daha farklı yaşayabilirdik sorgulamaları ile bulmuştum kendimi. Artık onu eksik görüyordum ve bu duygusal olarak uzaklaşmama yol açmıştı. Şimdi anlıyorum ki o eksikliği yaşayan benmişim. Kendimi geliştirmeye ve büyütmeye ihtiyaç duymuştum. Onda bir an önce olmasını istediklerim benim kendimden istediklerimdi. Bu benim kendimle hesaplaşma yöntemimdi.”

İnsanların asıl kavgaları kendileriyledir. Kendi algıları, düşündükleri, içselleştirdikleriyle ilgilidir. Kendimizdeki hesaplaşmayı ötekiyle kapatmaya çalışırız. Bunu farkettiğimizzaman kendi bahçemizi oluşturma yoluna gidebiliriz. İçinde karanlık kutularımızın, yüzleşmelerimizin, keşiflerimizin olduğunu gördüğümüz kendi bahçemiz. Ancak o zaman hayatımızda ki her insan o bahçenin bir ağacı bizim ve sevdiklerimizin her parçası ise o ağacın meyvesi olarak bahçemizde belirir. Rengarenk bahçeler mümkün. Budistlerin çok sevdiğim bir sözü vardır: “Bulunduğunuz her yer aslında bulunabileceğiniz herhangi bir yer kadar iyidir.” Yeter ki biz kendi bahçemizi oluşturmaya odaklanalım.

“Kendini bulmak, başkalarının seninle ilgili ne düşündüklerinden kurtulmaktır.”

​​​​​​​​Friedrich Nietzsche

 

Klinik Psikolog Devrim ASLAN

yorum yaz
Evin Aslan Oguz 101 gün 21 saat 27 dakika önce eklendi

Bu kadar can alıcı gercekleri bu kadar genc bir yasta kaleme dokebilmek gercekten takdire şayan.. En son alinti da ayri bir boyut katmış yaziya. Kalemine saglik. Sevgiler..

Ceren Çalık 102 gün 20 saat 48 dakika önce eklendi

Kendime yönelmeye karar verdiğim bir anda bu yazıyla karşılaştım. Hep hayata geçirmek isteyipte geçiremediğimiz bir çok şeyin cevabını buldum. Evet kendi bahçemize ihtiyacımız var. Çok hoştu, teşekkür ederim.

Gülay Han 103 gün 1 saat 1 dakika önce eklendi

Tebrikler güzel bir yazı

Nazime Aslan 103 gün 14 saat 24 dakika önce eklendi

Amcacım babaanneye yazını okudum. Annenin dediklerini burada yazacağım,oğlum büyüdün buralara geldin beni gururlandırdın başarılarına devam et sakın pes etme başarılarının daha yükseğini umuyorum yazan parmaklarına sağlık...

Havin Sude Aslan 103 gün 15 saat 30 dakika önce eklendi

Bu yaşta okudum duyguları yaşadım anladım. Ve beğendim Başarılarının devamını dilerim amcacığım...

Azize Aslan 104 gün 2 saat 27 dakika önce eklendi

İnsanın kendi iç yolculuğuna çıkması,kendisi ile olan ilişkişi üzerine yazdığın cümleleri okuyunca bunlar benim saptamalarım, bunlar benim hissetiklerim dedim. Başka birinin yazdığı bir yazıda kendini bulmak çok güzel bir duyguymuş.Duygu empatisi konusunda, yaşının çok üzerinde olduğunun farkındayım.

Helin Aslan 104 gün 3 saat 54 dakika önce eklendi

Başarın daim olsun canım 🌸

Aziz Aslan 104 gün 6 saat 56 dakika önce eklendi

Umarım herşey gönlünce olur.Basarilar kardeşim...

Aziz Aslan 104 gün 6 saat 56 dakika önce eklendi

Umarım herşey gönlünce olur.Basarilar kardeşim...

Ozgur 104 gün 12 saat 48 dakika önce eklendi

Düsünmeye iten,kendini sorgulaman ve kesfetmen gerektigini gösteren bir yazı. Sıradaki yazını merakla bekliyorum... Basarıların daim olsun.

Ardıl Kadir Aslan 104 gün 13 saat 10 dakika önce eklendi

Ufuk genişleten bir yazı. Çok beğendim.

Levent Baştaş 104 gün 14 saat 34 dakika önce eklendi

Herkesin anlayabileceği yalın bir dil kullanılmasına rağmen bir o kadar güçlü mesajlar içeren bir yazı olmuş. Ellerinize sağlık, bi nefeste okudum herkese tavsiye ederim.

Berfin Demir 104 gün 14 saat 48 dakika önce eklendi

Rengarenk bahçeler mümkün... Umut dolu bir söz. Başka başka baktıran yüreğin ve yazın için teşekkürler:). Bir sonraki yazını merakla bekliyoruz.

Eren Yetişoğlu 104 gün 14 saat 49 dakika önce eklendi

O kadar içten ki dokunaklı, eğitici ve vurgulayıcı hayatında başarılarının devamını dilerim.

psikoloji kategorisi