Şairlerin ve Yazarların Sığınağı: Fildişi Kule

Şairlerin ve Yazarların Sığınağı: Fildişi Kule
absurt | 2 ay | paylaş: | 59 | Sümeyra

Türk edebiyatı şairleri ve yazarları yaşadıkları dönemlerde meydana gelen olumlu veya  olumsuz olaylardan bir hayli etkilenmişlerdir. Bilindiği üzre şairler, normal insanlardan daha hassas ve daha kırılgandır. Savaş, yokluk, baskıcı yönetim gibi olaylar onları her zaman daha çok etkilemiştir. Onların etkilenmesi demek ise herkesin etkilenmesi demektir. Çünkü şairler ve yazarların etkilendiği her şey kalemlerine yansımıştır. Şair ve yazar, bir nevi halkın sesidir demek yanlış olmaz. Hiçbir yazar ve şair kendisini halktan soyutlayamaz. Halkının sorunlarını, sevinçlerini, hüzünlerini dile getirmek zorundadır. Dile getirmese bile kendini onlardan soyutlamadan eserlerini oluşturması gerekir. Gerekir ki, ortaya konulan eserler halkın acısı ile sevinci ile yoğrulsun. Eğer yazar ve şair kendini toplumdan soyutlarsa bu duruma, Fildişi Kule'ye çekilmek denir. 

Fildişi Kule denilen şey aslında bir şatodur.  19. yüzyılda  Fransız şair Alfred de Vigny, kendisini her şeyden kopararak ve soyutlayarak yaşadığı beyaz şatoya kapatmıştır. Bu kapanışı esnasında kimseyle görüşmemiştir. Alfred de Vigny' nin yaptığı bu hareket zamanla kalıplaşmış bir deyim halini almıştır. Şairler ve yazarlar arasında kaçışın sembolü olmuştur. 

Şairler ve yazarlar toplum sorunlarından ellerini ne zaman çekseler, "Fildişi Kule'ye kapanmış" şeklinde ifade edilir. Bu şair ve yazar için hem kendi zararına hem de toplumun zararına olan bir durumdur elbet. Fildişi Kule şairi ve yazarı olmak oldukça kolay olsa gerektir. Sadece kendi için yazmak, topluma kulak tıkamak…

Fildişi Kule deyimini sosyolog yazar Cemil Meriç sıklıkla kulanmıştır eserlerinde. Ancak onun Fildişi Kule'ye bakışı biraz farklıdır. O Fildişi Kule'ye bir zindan olarak değil de sığınılacak bir liman olarak görür.

yorum yaz